18/03/2014 | Yazar: Karin Karakaşlı

Bütün olağanüstü, insanlık dışı ve hepsi de ayrı ayrı cinnet sebebi olayların ortasında bir çift kara göz daha bizi izliyor artık. Berkin’i komada büyüten ölüm uykuları buraların kadim devlet geleneği.

Karin Karakaşlı | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Karin Karakaşlı
Bütün olağanüstü, insanlık dışı ve hepsi de ayrı ayrı cinnet sebebi olayların ortasında bir çift kara göz daha bizi izliyor artık. Berkin’i komada büyüten ölüm uykuları buraların kadim devlet geleneği.
 
Gazın göz, geniz yakan o sinsi yapışkanlığı, kalbimi sıkıştıran öfke ve isyanda da berdevam. Sürekli bir tükürme isteği. Hayat hep balgam tadında.
 
İstatistiki rakamlar hep acıtır. Rakam keskindir, hoyrattır. 269 gün bir umut uyanır diye beklenen, ailesinin, sevenlerinin ölüp ölüp dirildiği Berkin Elvan, 15. yaşına komada giren Berkin Elvan, 16 kilo olarak veda etti bizlere. Bu cinneti, onun için büyüyen isyan ve yası da gazladılar. Yine o gaz fişeklerinden insanlar yaralandı, bir akrep göz göre göre önündeki kadını ezdi. Yine yalan dolu böğürtülerle kalpler şişti.
 
Acıda buluşmak
Arka planda Ergenekon davasının içini boşaltmaya dönük son hamleler de tamamlandı. Özel Yetkili Mahkemeler olarak bilinen ağır ceza mahkemelerini tümüyle kaldıran kanunun yürürlüğe girmesi üzerine, saniye vakit kaybetmeden önce Hrant Dink’in davası kapsamında tutuklu bulunan Erhan Tuncel, tahliye edildi. Onu Malatya Zirve Yayınevi’nde biri Alman uyruklu 3 Hıristiyan’ın boğazlarının kesilerek öldürülmesiyle ilgili davada aslî fail konumundaki beş sanığın tahliyesi izledi. Ardından pıtrak gibi tahliyeler yağmaya başladı. Aralarında eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Tuncay Özkan, Doğu Perinçek, Teğmen Mehmet Ali Çelebi, Levent Göktaş, Kemal Kerinçsiz, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin ve emekli Tuğgeneraller Levent Ersöz ile Veli Küçük’ün de bulunduğu 19 sanık serbest bırakıldı. Tahliye edilenlerin ‘devlet için hizmete devam’ söylemleri de yeni dönem ittifaklarını açık ediyor. İktidar savaşı için cepheye sürülecek neferlerin zaten Hrant Dink cinayetine giden yolda Ermeni sorununu da sorun olmaktan çıkarmak konusundaki başarılarına yenilerini eklemeleri şaşırtıcı olmayacaktır.
 
İşin Kürt ayağı da ihmal edilmiyor tabii ki. Urla, Aksaray ve Karadeniz’den sonra Fethiye’de de HDP’ye yönelik linç girişimleri, bu iradenin son veciz örnekleri. Kaymakam emri ve bir itfaiye aracıyla parti levhasının indirilerek ay yıldızlı bayrağın çekildiğini bile gördük. Partililer saldırıya uğradı, HDP binalarında cam çerçeve aşağı indi. İktidar başta olmak üzere hiçbir partiden bu lince bir kınama bile gelmedi. Sanki en sıradan şeymiş gibi, sanki bu şartlarda seçim meşruymuş gibi, yaşamaya devam ediyoruz.
 
Bütün olağanüstü, insanlık dışı ve hepsi de ayrı ayrı cinnet sebebi olayların ortasında bir çift kara göz daha bizi izliyor artık. En güzel gözlerle izleniyoruz on yıllardır. Yas tutulması engellenmiş, ‘terörist’ yaftası giydirilmiş nice çocuğun acısını da kuşanarak. Acıda buluşarak.
Hayatta bir Arkadaş
Berkin’i komada büyüten ölüm uykuları buraların kadim devlet geleneği. İşkencede, asit kuyularında, dere kenarlarında, domuz bağında ya da tenha sokaklarda öldürdükleri o güzel canların hepsi, bu ölüm uykusuna teslim oldu bir noktada. Ben kelimelerin lastik gibi uzadığı, içinde anlamın elsiz eldiven gibi kaldığı zamanlarda şiire sığınırım. Bu sefer 1948’de Bursa’da başlayan, 1973’te Ankara ’da noktalanan kısacık bir hayata ışınlandım. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu, sağlığında basılı kitabını görememiş bir şaire, Arkadaş Z. Özger’e gittim. Nüfus cüzdanında yazan adıyla Zekai Özger, hayatta ve edebiyatta kendini sil baştan yıkıp yeniden yaratmayı göze almış bir insan. Arkadaş, kendine eklediği isim, Zekai ise bir Z. harfine dönüşmüş, bir son noktaya...
 
Ölümünden sonra ilk olarak ‘Şiirler’ adıyla Nadas Yayınları tarafından 1974’te basılan şiirileri, genişletilmiş 2. basımda ‘Sevdadır’ adıyla Mayıs Yayınları’ndan çıktı. Oysa o kitabının adı ‘Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası’ olsun istemişti. 1996’dan bu yana Mayıs Yayınları tarafından adına şiir ödülü düzenlenen şairin ne hazindir ki, kendi kitabına ancak sahaflarda tek tük kalmış nüshalardan ulaşılıyor. Ama şiir bir ihtiyaçsa, okuru ne yapar ne eder bulur onu. İnternet ortamına kaydolmuş şiirleri de hayatı onsuz yaşayamayanların ifadesi.
 
1970 öncesinde okulun polis ekipleri tarafından basıldığı bir gün, başına ağır darbeler alan Arkadaş Z. Özger, 5 Mayıs 1973’te sokakta ölü bulundu. Ölümü beyin kanamasısıysa, hayatı ruha alınmış darbelerdi. Çünkü o hep tek bitimlik incecik bir dal ve her mahallenin dışarlıklı konargöçeriydi.
 
Öyle zamansızdı ki bugün onu okuduğunuzda şimdi yazılmış şiirlerle karşı karşıya olduğunuza yemin edebilirsiniz. Her dönemin kıyılan gençlerini bir de Arkadaş’tan dinleyiniz:
 
işte bir bir kırıyorlar dalıylan
yeryüzünün olgunlaşan meyvelerini
çünki biliyorlar vakit dar
oysa dalları kırılmayan ölür mü sonsuz ağaç
hayatı pekiştiren kökümüz var
***
şuramızda, tam şuramızda
tarihe nasıl anlatsam
ey anneleri korkutan
bizi yaşatan kan
günler perişan
Ölüme ve unutuşa inat
 
Ama dahası var. Onu okyanusun en derinine indiren, gökyüzünün en yüce katmanına yükselten bir şey. Onu da kült şiirinde anlatsın bize.
 
hayat trajik bir homoseksüeldir
bence bütün homoseksüeller adonistir biraz
çünki bütün sarhoşluklar biraz
freüdün alkolsüz sayıklamalarıdır
siz inanmayın bir gün değişir elbet
güneşe ve penise tapan rüzgârın yönü
çünki ben okumuştum muydu neydi
biryerlerde tanrılara kadın satıldığını
***
ve bir gün hiç anlamıyacaksınız
güneşe ve erkekliğe büyüyen vücudum
düşüvericek ellerinizden ellerinizden ve
bir gün elbette
zeki müreni seviceksiniz
(zeki müreni seviniz)
 
Ataerkinin canına böyle okur Arkadaş. Ve o gümbür gümbür toplumsal devrim ortamının orta yerinde eşcinsel aşkı, varlığının birbaşınalığını öyle saf anlatır ki, kalakalırsınız. Onunki her gün, her an verilen bir ölüm kalım savaşıdır, anlarsınız. İsterim ki şiirinin bir dizesini değiştirelim de yaşamayı bilelim onu. Ölüme ve unutuşa inat. Berkin’i de katarak... Berkin’i kalbe nakşediniz! Arkadaş Z. Özger’i seviniz! Başka türlüsüne de zaten hayat demeyiniz. 

Etiketler:
Nefret