31/03/2010 | Yazar: Mahmut Şefik Nil

“Homofobi yani eşcinselleri  aşağılamak doğru değildir.

Mahmut Şefik Nil | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Mahmut Şefik Nil
“Homofobi yani eşcinselleri  aşağılamak doğru değildir. Bu tercihte olan insanlara saygı gösterilmeli ancak  gerek görülürse onaylanmadığı da belirtilmelidir. Bu sebeplerle  gelecek kuşaklar arasında eşcinsel tercihlerin  artmaması için  sağlık ve eğitim politikalarında doğru duruş gösterilmelidir.”
 
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
 
Psikolog Susan Golombok ve Fiona Tasker, 27 lezbiyen anne ve 39 çocuk ile 27 heteroseksüel bekâr anne ve 39 çocuk üzerinde, çocukların 10 yaşlarından 24 yaşlarına kadar takip edildiği 14 yıl süren karşılaştırmalı araştırmaları sonucunda; çocukların cinsel yönelimlerinin, ebeveynlerinin davranışlarından etkilenmediği sonucuna vardılar. Ancak aradaki tek fark lezbiyen anneler tarafından yetiştirilen çocukların kendi cinsiyetlerinden ya da karşı cinsiyetten biri ile cinsel yakınlık kurabilecekleri fikrine, anneleri heteroseksüel olan çocuklardan daha toleranslı yaklaşmaları olarak bulundu. Ancak bu fark çocukların cinsel yönelimlerini değiştirmiyordu. Lezbiyen anneler tarafından yetiştirilen 2 çocuk cinsel yönelimlerini eşcinsel olarak ifade ettiler. Geri kalan 78 çocuk eşcinsel bir yönelim ifadesinde bulunmadılar. Toplam çocuk sayısı içinde % 2.5 olan bu rakam istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Çünkü ebeveynleri heteroseksüel olan toplum genelinde yapılan diğer araştırma sonuçlarında daha yüksek oranda eşcinsel birey yüzdesi ifade edilmişti. (Kinsey)
 
Bailey, J. Michael; Bobrow, David; Wolfe, Marilyn; Mikach, Sarah, 55 gey ve biseksüel baba ve 82 çocukları üzerinde yaptıkları araştırmada da, babaları gey ve biseksüel olan çocukların % 90’dan fazlasının heteroseksüel cinsel yönelimli bireyler olduklarını, bu nedenle çevresel etkilerin ve babalarından kaynaklanan nedenlerin, çocukların cinsel yönelimini etkilenmediği sonucuna vardıklarını açıkladılar. 
 
“Flaks, David K.; Ficher, Ilda; Masterpasqua, Frank; Joseph, Gregory ise 15 lezbiyen aile ve 15 heteroseksüel ailenin ebeveynlik becerilerini standardize araçlarla ölçümleyerek (ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu belirterek) aralarında bulunan tek farkın lezbiyen ailelerin, heteroseksüel ailelere göre daha dikkatli ebeveynlik becerileri sergilediklerini ifade ettiler. Her iki grupta da çocukların, kendilerine ebeveynlik yapılmasından eşit derecede faydalanmış olduklarını vurguladılar.” 
 
“Klinik Psikolog Julie Schwartz Gottman, ebeveynleri lezbiyen, gey ve biseksüel olan 16 çocuk ve sınırlı kontrol gurubu ile yaptığı araştırmasında anne ve babaları lezbiyen ve gey olan çocuklarda cinsel kimlik, cinsel yönelim ve sosyal uyum olarak “olumsuz etki” anlamına gelebilecek herhangi bir bulguya rastlamadığını belirtti.” 
 
Yukarıda bir kısmını örnekleyebildiğimiz sayısız araştırma sonucunda şunu söyleyebiliriz ki, çocuk gelişiminde rol model alma, çocuğun davranışları, dünyayı adlandırışı ve dış dünya ile nasıl ilişki kuracağı konusunda etkili olmakta ancak cinsel yönelim üzerinde etkili olmamaktadır. Bu nedenle “gelecek kuşaklar arasında eşcinsel tercihlerin artmaması” şeklinde ifade edilen kaygı, insan davranış bilimlerinin gözlemleri ile uyuşmamakta, sadece cinsel azınlık olan bireyleri kısıtlamak ve yok etmek sonucuna gebe bir önyargı ve ayrımcılığı temsil etmektedir.
 
Bu ifade; heteroseksüel anne babaların nasıl olup da gey, lezbiyen, biseksüel, transseksüel ya da travesti çocuklara sahip olduklarını açıklamak konusunda oldukça yetersiz ve güncel araştırmalar tarafından çürütülmüş bir bakış açısıdır. Araştırmalar göstermiştir ki “güçlü anne, zayıf baba” miti çocuğun cinsel yönelimi üzerinde etkili olduğu kanıtlanmış bir gerçek değil, eşcinselliği açıklamak için 1900’lü yıllarda kurgulanmış teorilerdir. Ayrıca, kusurlu ve hasta saydığı cinsel azınlık bireylerin varlığını açıklamak için anne-babaları suçlu ilan etmekte ve onları da “yetersiz ebeveynlik yaptıkları” gerekçesi ile cezalandırmakta, dışlamakta ve gizlenmelerine ya da “Ahmet Yıldız” olgusunda olduğu gibi çocuklarını öldürmelerine sebep olabilmektedir.
 
Sosyal psikologlar ve psikologlar, nefret cinayetleri karşısında suskun kalmakta ve olağan bir insan davranışı sergilenmişçesine konuyu gündeme dahi getirmemektedirler. Üniversitelerdeki akademisyenler, hala öğrencilerine tez konusu olarak “algıda seçicilik” kabilinden lise psikoloji kitaplarında okutulan konularda tez danışmanlığı vermekte ve öğrencilerini toplumsal bir olgu olan nefret cinayeti konusunda yönlendirmemektedirler.  (Yönlendirmişlerse de bu önemli araştırma ve çalışmalar bizlere ulaşmamakta ve atıl kalmaktadır.) Nefret cinayetleri gibi toplumsal bir yara konusunda suskun kalmayı seçen akademik çevreler bu anlamda suça ortak oldukları farkındalığından da oldukça uzak görünmekte ve elit akademisyen tavırlarını sorgulamamaktadırlar.
 
Cinsel azınlık haklarından bahsedilince, 1970’lerden beri yani 40 yıldır yanlış olduğu ifade edilmesine rağmen hala cinsel azınlıkları hedef göstermeye devam eden bir tutum ise, bu nefret cinayetlerini adeta bilerek meşrulaştırmaktadır. Dikkat çeken bir önemli nokta ise bu zihniyetin, sebep olduğu cinayet/lerin ardından, hiçbir vicdani sorumluluk hissetmemesi ancak suskun (ve muhtemelen memnun) bir şekilde ortalıktan sıvışmasıdır.
 
Ama bu zihniyet; cinsel azınlık varlığından ve haklarından söz edilince, yine aynı strateji ile bir araya gelip ve aynı argümanı ile nefret ve ayrımcılık saçmakta hiçbir sakınca görmemektedir:
 
Gerektiğinde bilimsel bir yetkiyi kullanmakta ve -öyle bir kendinden emin olmalı ki- güncel bilimsel hiçbir kaynak gösterme zahmetine katlanmamaktadır. Sanki üniversitelerde Psikiyatri kaynak kitabı olarak öğrencilerin bile okumak zorunda olduğu ve Türkçe çevirisi çoktan yapılmış olan “Kaplan Sadock’s Comprehensive Textbook of Psychiatry” adlı temel referans kitabını okuyup bilgilerini güncellememekte ya da cinsel azınlıklar kısmına gelince okuduklarını (nedense?) bir türlü hatırlayamamaktadır.
 
Gerektiğinde dini hassasiyetleri öne sürmekte, batılı toplumların “bile” bu konuyu hassasiyetle tartıştıklarına vurgu yapmakta ve –kendinden öyle bir emin olmalı ki- onların tartıştıkları konunun, eşcinsellerin evlilik, evlat edinme, yasal korunma gibi haklarında düzenleme yapma çalışmaları olduğu bilgisini edinme gereği bile duymamaktadır. Kendini temsilcisi saydığı dinin, en sert ceza ile karşılık verilmesi gerektiğini öğütlediği “haksız yere bir cana kıyma” ile ilgili emri, bir nefret cinayeti ile ihlal edilince bu onu ilgilendirmemektedir. Sanki başka bir tanrıdan gelen bir emre uymakta, bu cinayetlere “Dur!” demek için bir türlü bir araya gelememektedir.
 
Gerektiğinde ideolojik bir kökene gönderme yapmakta ve cinsel azınlıkların bir toplantıya alınmasını lütuf ve eşitlenme saymakta ancak söz sahibi olmaları noktasında gelince “müsamahanın da bir sınırı” vardır argümanını, tam da kendisine zıt ilan ettiği görüşle paylaşmakta hiçbir çekince hissetmemekte, bu tavrını sorgulama gereği bile duymamaktadır.
 
İronik olan, ileride yaratmaya çalıştığını iddia ettiği barışçıl ve mutlu dünyayı kendi elleri ile yok ettiğini ve sözüm ona karşısında durduğu acı yaratan sistemi yeniden yarattığını algılayamamasıdır. Daha ironik olan ise, tüm bunların ardından bir de kendisine “inanmamızı” beklemesi ve garip bir şekilde kendini savunmasıdır.
 
 
 
* Bu yazı Ahmet Yıldız özelinde, TÜM öldürülen cinsel azınlık bireylere ve namus/töre cinayetine kurban giden kadınlara ithafen yazılmıştır.
 
Kaynakça
"Do Parents Influence the Sexual Orientation of Their Children? Findings from a Longitudinal Study of Lesbian Families" by Susan Golombok, Ph.D., and Fiona Tasker, Ph.D. in Developmental Psychology, Vol.32, No. 1, pp 3-11.
 
Sexual orientation of adult sons of gay fathers.
Bailey, J. Michael; Bobrow, David; Wolfe, Marilyn; Mikach, Sarah
Developmental Psychology. Vol 31(1), Jan 1995, 124-129. doi: 10.1037/0012-1649.31.1.124
 
Lesbians choosing motherhood: A comparative study of lesbian and heterosexual parents and their children.
Flaks, David K.; Ficher, Ilda; Masterpasqua, Frank; Joseph, Gregory
Developmental Psychology. Vol 31(1), Jan 1995, 105-114. doi: 10.1037/0012-1649.31.1.105
 
Children of Gay and Lesbian Parents, Julie Schwartz Gottman, Children of Gay and Lesbian Parents, Julie Schwartz Gottman, Clinican and Training Institude, Consultant, Professional Practice,Seattle Bellevue, WA, 98004



Etiketler: insan hakları, sağlık
Nefret