09/04/2014 | Yazar: Neşe Yavuz

Şu an kötülenen, ayıplanan eşcinselliği büyük bir şehvetle eserlerine yansıtan ecdadımıza dönerek Divan edebiyatında eşcinsellik içeren türlerden bahsetmek istiyorum.

Neşe Yavuz | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Neşe Yavuz
Günümüzde Müslüman toplumlarda cinsellik olgusu ayıplanan, yadırganan çoğunlukla da günah kabul edilen bir eylemdir. Geçmiş zamanlara nazaran cinsellik konusu büyük bir değişime uğrayarak Müslümanlar için bir tabu haline gelmiştir. Fakat daha önceki yüzyıllara baktığımız zaman, Türklerin İslam’ı benimsemesinden sonra ortaya çıkan Divan edebiyatı da cinselliği hem heteroseksüellik, hem de eşcinsellik içeren eserlerle beraber vermiştir. 
 
Osmanlı İmparatorluğunda oğlancılık oldukça revaçta olan bir kavramdı. Hatta sarayın oğlan ihtiyacının karşılanması adına pasif eşcinseller yetiştirildiği söylentiler arasında.
 
Şu an kötülenen, ayıplanan eşcinselliği büyük bir şehvetle eserlerine yansıtan ecdadımıza dönerek Divan edebiyatında eşcinsellik içeren türlerden bahsetmek istiyorum.
 
Hammamnameler: Bu türde bahsedilenler hamamlar, hamamlarda rastlanılan yakışıklı delikanlılar ve erkeklere hizmet eden oğlanlardır.
 
Şehrengizler: Eğlence yerleri ve güzelleriyle bir kenti anlatan bu türde, çoğu zaman o kentin erkekleri de erotik bir üslupla anlatılır ve betimlenir.
 
Hubabname: Dünyanın çeşitli uluslarına mensup delikanlıların özellikleri erotik –hatta pornografik- bir dille anlatılır.
 
Osmanlı’da oğlanlara düşkünlüğün onay görmesi Divan edebiyatında eşcinsel jargonu geliştirmiştir.
 
Divan edebiyatında sıkça kullanılan cinsellik öğesine örnekler vermeden önce şiirlerde geçen kavramları açıklamamız gerekir.
 
Civan:  Genç, taze, oğlan anlamına gelen Farsça bir sözcüktür. Cüvan ve nevcivan olarak da kullanılır. Divan edebiyatında civan heveskârdır, eğlenceye düşkündür, aşırı ateşlidir, yeni yeni açılmaya başladığı için de utangaçtır.
 
Hat: Genç oğlanların yanağında çıkan ince tüylerdir. Hat şiirde yanak ve dudakla beraber kullanılır. Hatlar sakala dönüşmeye başladığında ise yanak anlamında kullanılan gülde çıkan dikenlere benzetilir.
 
Yusuf: Güzelliğiyle dillere destan olan Yusuf peygamber divan şiirinde sıkça kullanılır.
 
Hal: Oğlan vücudunda bulunan benler için kullanılan bir kelimedir.
 
Bu kelimeler divan edebiyatında eşcinsel ilişkileri yansıtırken kullanılır. Bu eşcinsel söyleme en bilinen örnekleri de Nedim vermiştir.
 
Nedim Divanı’ndan;
 
"İzn alıp cuma namazına deyu mâderden
Bir gün uğrulayalım çerhi sitemperverden
Dolaşıp iskeleye doğru nihan yollardan
Gidelim servi revânım yürü Sadabâd’a."
 
(Cuma namazına diye izin alıp anneden
Bir gün uğurlayalım sitemkâr yüzleri
İskeleye doğru dolaşıp ıssız yollardan
Gidelim servi boylum yürü Sadabad’a)
 
Kızoğlan kızı nâzın, şehlevend âvâzı âvâzın,
Belâsın ben de bilmem, kız mısın, oğlan mısın kâfir.”
“Ben olsam bir de mutrib, bir de tarf-i cûy-bâr olsa
Hoş imdi bir de farzâ bir cüvân-i şîvekâr olsa
.”

(Benimle birlikte bir çalgıcı olsa ve bir ırmak kenarında olsak; örneğin yanımızda bir de işveli bir oğlan olsa...)
 
Necati Divanı’ndan;
 
Ben kocaldım gam-ı aşkınla yiğitlik bu mudur
Hele ey pîr olası yâr-i civânım Şeyhî.”

(Aşkının üzüntüsüyle kocadım ey yaşlanası oğlan sevgilim Şeyhî, senin yiğitliğin bu mudur?)
Cem Sultan Divanı’ndan:
 
“Cihân rindi oluptur Cem ki her dem
Gözü gönlü şarâb ile püserde.”

(Cem, dünyada vurdumduymaz bir kalenderdir; gözü-gönlü şarap ile oğlan çocuklarındadır.)
 
Hamdullah Hamdi’den
 
"Hammâmına bârid idim Göynük’ün ammâ
Hammâmcısını gördüm hammâmına ısındım."
 
(Göynük’ün hamamına pek soğuktum ama
Hamamcısını görünce hamamına ısındım.)
 
Divan edebiyatı şairlerinin yanı sıra Osmanlı padişahlarının da mahlas kullanarak yazdıkları gazeller vardır.  Bunun en çarpıcı örneği ise Fatih Sultan Mehmet’in Avni mahlasını kullanarak yazdığı eserlerdir. 
 
Hilmi Yavuz bir yazısında eşcinsellik olgusunun Türkiye’de cumhuriyetle beraber bir tabuya dönüştüğünü, Osmanlı’da eşcinselliğin cinsel bir norm olduğunu söyler ve Fatih Sultan Mehmet’in de divan şiirlerinde eşcinselliğini yansıttığını belirtir. Fatih’in en ünlü gazellerinden birinde Veyis adında bir güzel oğlanı övdüğü ve gazelin sonunda ’Ey Avni! Taliin iyi gitti ve o sevgili (Veyis) misafirin oldu. Fırsatı kaçırma; zira Veyis bin cana bedeldir’ dediği bilinmektedir.
 
Bütün bu örneklere bakarak Osmanlı’nın eşcinsellikten rahatsız olmadığını söyleyebiliriz.  Fakat şimdiki hükümetlere bakacak olursak Osmanlı’nın “eşcinsellik” dışında yaptığı her şeyin övüldüğünü eşcinselliğin de üstünün kapatıldığını, hiç olmamış gibi davranıldığını görürüz.  Bu da hükümetin söylemlerine araç olarak kullanabileceği şeyleri direkt aldığını, geri kalan her şeyin ört bas edildiğini, ortaya çıktığı zaman da ötekileştirme hareketinin başladığını –başlatıldığını- gösterir.
 
Şu an eşcinsel yazarlar için rahat bir ortam yok, eserlerinde kendilerinden, yaşamlarından Divan Edebiyatı şairlerinin rahatlığıyla bahsedemiyorlar. Tarih gerçekten tekerrürden ibaretse, umarım, yakın zamanda eşcinsel yazarlarımız için de rahat bir ortam olacağını, hayatlarını, hikâyelerini rahatça eserlerine yansıtacaklarını görürüz. 

Etiketler: kültür sanat
Nefret