24/09/2009 | Yazar: Kaos GL

Bir kuşağın hayal prensi Jeff Buckley'nin hayattayken çıkardığı yegâne albüm ‘Grace’, konser performanslarıyla 15 yıl aradan sonra tekrar bizimle

Kaos GL | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Kaos GL

Bir kuşağın hayal prensi Jeff Buckley'nin hayattayken çıkardığı yegâne albüm ‘Grace’, konser performanslarıyla 15 yıl aradan sonra tekrar bizimle


Jeff Buckley, Mayıs 1997’de boğularak öldü.

Bir düştü Jeff Buckley. Kırılgan, düşünceli, zarif. Tanrı vergisi sesiyle insanın ciğerine işleyen bir nefes, edasıyla herkesin içine çekmek istediği bir sigara dumanıydı. Haliyle 1997 Mayıs sonunda boğularak öldüğünde rock ‘n’ roll efsaneleri arasına kestirmeden bir giriş yapacağı o günden belliydi. Hayattayken bize sunduğu yegâne şey, tek bir albümden ibaret olsa bile. O yüzden hayattayken çıkan ilk ve tek stüdyo albümü, Grace, çıkış tarihi üzerinden 15 sene geçmesine rağmen hâlâ canımızın acıdığı anlarda, yalnızlığa serenat yapmak istediğimizde veya bir düş yolculuğuna çıkma arzusu geldiğinde ilk başvurulan yol arkadaşlarından biridir. Haliyle geçtiğimiz günlerde piyasaya sürülen ve Grace albümünün 15. yıldönümü vesilesiyle hazırlanan Grace Around The World her koşulda ilgilenilmesi gereken bir derleme.
 
Grace Around The World, benzer örneklerden oldukça farklı. Bir DVD ve bir CD’den oluşan derlemenin ana fikri Jeff Buckley’yi Grace albümündeki şarkılar eşliğinde sahnede yakalamak. DVD, Corpus Christi Carol dışında (canlı neredeyse hiç söylemediği için. Onun yerine What Will You Say var) albümdeki bütün şarkıları barındırırken Jeff Buckley’nin televizyon kanalları için yaptığı dünyanın çeşitli yerlerinde çekilmiş performanslarına yer veriyor. Performansların arasına da onunla yapılmış röportajlar monte edilmiş. DVD’nin aynısı CD formatına da aktarılmış.

Güzel ama hazmı zor

Bu derleme insanda ikircikli duygular yaşatıyor. Öncelikli olarak Jeff Buckley’nin vokal performansının derinliğini daha çıplak bir ortamda görmek ve şarkıları her defasında ne kadar farklı yorumladığına şahit olmak seyredene iyi geliyor. Van Morrison, Robert Plant ve elbette babası kült folk şarkıcısı Tim Buckley’nin bir karışımı olan bu mucize ses, her şarkıda farklı bir rengini gösteriyor. Buckley vokalinin izlerini Radiohead’den Thom Yorke’da, hatta Antony Hagarty’de görmek boşuna değil. Seveninin bir kez daha sevesi geliyor. Zaten bu derlemenin amacı da bu. Yeni ve genç kitleleri Jeff Buckley ismiyle tanıştırmak değil, eski ve sadık hayranlarına cazip, işveli bir havuç sunmak. DVD’deki 10 asal şarkının üzerine konulan ‘bonus’ performanslar (MTV 120 Minutes programından alınma Grace, So Real, Last Goodbye, ayrıca Vancouver ve Hallelujah’nın video klibi) yine bu mantıkla yerleştirilmiş. Araya serpiştirilen röportajlarda efsaneleştirilmiş Jeff Buckley personasını sevenlerinin önüne bir kez daha koymak amacını taşıyor.
 
Ancak son kertede hazmı biraz zor bir derleme bu aynı zamanda. Nedenlerden birincisi, performansların hepsi televizyon kanalları için verilmiş. Yani her ne kadar kimi zaman seyirci de olsa bir konserin samimiyeti ve kokusu yok ne yazık ki. Daha ziyade ‘hadi amcalara bir şarkı söyle’ durumu hâkim genel hava olarak. O yüzden de kimi yerlerde Jeff Buckley’nin durumdan sıkıldığını hissedip siz de beraber daralıyorsunuz ekran karşısında. İkinci sebep ise araya serpiştirilen röportajların damakta buruk bir tat bırakıyor olması. Önemli bir kısmını Much Music röportajının oluşturduğu kesitlerde Jeff Buckley’nin havaları, hayallerde yaşatılan Buckley imgesine gölge düşürüyor. Sevenleri onu narin, duygu yüklü bir prens olarak tahayyül ederken bu DVD’de olduğu gibi kahramanlarını poz kesen, büyük laflar etmeye çalışan, gıcık bir p.ç kurusu olarak görmek ciddi bir hayal kırıklığı yaratmaya gebe.

Ne var ki yapacak bir şey yok. Koca bir jenerasyon onun özlemiyle yanıp tutuşurken, plak şirketleri elbette özlemlerini gidermek için cephanelikte ne var ne yok ortaya dökecekler. Nihayetinde özlem para eden bir şey. Pazarlanabilen, tüketilen ve üzerinden kâr edilen. En büyük çelişki de bu sistemle en fazla sorunu olanların bu uğurda en fazla kullanılması, kurban edilmesi. En kötüsü de bu herhalde. Çünkü ölünce otomatik olarak sömürüye muhalefet hakkınız elinizden alınmış oluyor. 1966 Anaheim, California doğumlu Tim oğlu Jeffrey Scott Buckley’nin cesedi hâlâ Mississipi nehrinde oradan oraya sürükleniyor.
 
Grace Around The World/Jeff Buckley/Sony Music
 

Etiketler: kültür sanat
Nefret