11/07/2012 | Yazar: Osman Bulugil

Gösterinin futbolunun maçlarını üreten bir fabrikada emeklerini en yüksek verimi üreterek satan ve bunu yeniden üretmek zorunda olan endüstriyel futbol işçileri futbolcular…

Osman Bulugil | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Osman Bulugil
Top birine hiçbir zaman beklediği yönden gelmiyor
A.Camus
Tekrarlanan mekanik hareketler, saha içi didişmelerin ürettiği kontrollü bir oyun ve bunun gösterinin futbolu olarak pazarlanması endüstriyel futbolun tanımı olsa gerek. Gösterinin futbolunun maçlarını üreten bir fabrikada emeklerini en yüksek verimi üreterek satan ve bunu yeniden üretmek zorunda olan endüstriyel futbol işçileri futbolcular…
 
Endüstriyel futbolun profesyonel oyuncuları artık başarıya odaklanmış, kulübündeki oyunuyla, reklamlarıyla sürekli kar getiren ve her gün, bir tarafıyla da disiplinden taviz verilmediği (askeri pratikleri hatırlatan) antrenmanlarla bedenlerinin denetimi sağlanıyor. Artık futbolcunun ne zaman sakatlanacağıyla ilgili antrenman programları kullanılıyor ve sahada birer ecza dolabına dönüşen bireyleri izliyoruz.
Bugün sahada âdeta robotlaşan bir oyuncular topluluğunun didişmesini izlerken, belki de konumu gereği bir mevkideki oyuncunun (yani kalecinin) buna karşı durabilmesi önem kazanıyor. İlk olarak hem oyunu kuran hem de oyunu bozan olarak niteleyebiliriz. Fakat takımın için kalecinin oyunu kuran özelliği hemen hemen sadece kale vuruşu ve degajlara indirgenmiş durumda, sahadaki didişmelerin çekiştiği oyunda ona yer pek de kalmadı. Lev Yahsin gibi yaratıcı kalecileri artık pek de göremiyoruz. Yahsin’in yanı sıra A.Carrizo, hücumcu desteklemek amacıyla kendi alnını terk etme cesaretini gösteren (ileri çıkışlar, rakibe çalım atma) ilk kaleciydi ve kalecilerin hücuma katılabileceğini göstermişti.
 
Kaleciler, hem oyunun içinde hem de dışında artık. Aynı düzlemin içinde başka bir düzlemde yer alabiliyor. Kendi takımı için artık oyunun parçası olabilmesi, sadece rakibin oyununu bozmasıyla ilişkili. Bu oyunbozancı birey, rakibin oyunu bozduğu oranda aslında kendi takımın da oyununu bozmuş oluyor. Modern futboldaki aynılaşan taktikler, birbirini tekrar eden hareketlerle dolu tek tipleşme eğilimindeki futbolunda artık pozisyonu gereği kaleciler oyun bozmaları oranında ‘devrimci’dirler. Onların bozduğu oyunu yine oyunun içinde, fark yaratan, futbolun bir yaratıcılık alanı olduğunu hatırlatan futbolun mucitleri de oyunu bozanlardır ve onlar da belki de attıkları gollerle kalecilerin oyun bozmasına destek olurlar.
 
Bir de ön liberolara bakalım. Bugün onlar için futbol oynamak kuvvetle orantılı. Kuvvetlendikçe, sert müdahalelerle rakibi bozdukça değer kazanıyorlar. Transferlerde en gözde oyuncular arasına giriyorlar. 2–3-5’ten 4–5-1’e (anlayışa göre 5–4–1) doğru bir eğilim içinde olan futbolda hücum oyuncularının, takım içinde yeri küçülüyor. Böyle bir eğilimde de, takım içinde rekabetin onları daha da geliştirdiği safsatasını öne sürerlerken, bu aslında hücumdaki yaratıcı oyuncuların sonunu hazırlıyor. Yaratıcılığı öne çıkan oyuncular değil, bu ürkek anlayışa en uygun olanları takımda yer buluyor. Ön liberolarda hemen hemen üçüncü stoper gibi oynuyorlar. Artık karşımıza hücum oyuncusu pratikte olup ama oyunda olmayan takımlar çıkıyor. Yazımı bitirirken sözü İngiliz futbolcu P. Gascoinge’ye bırakalım: “Biz futbolcular tavukları gibiyiz, tüm hareketlerimiz kontrol altında, her zaman katı kurallara tabiyiz; bütün yaptıklarımız devamlı tekrarlanan hareketlerden ibaret.”

Etiketler: yaşam, spor
Nefret