16/04/2015 | Yazar: Muteber Abla

LGBTİ camiasının kıymetli ismi Muteber Abla bizleri kırmadı ve KaosGL.org’ta yazmaya başladı.

Muteber Abla | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Muteber Abla
LGBTİ camiasının kıymetli ismi Muteber Abla bizleri kırmadı ve KaosGL.org’ta yazmaya başladı. Sorularınızı bekleyen ablamızın ilk yazısını okurlarımızla paylaşıyoruz: Benden size altın tavsiye, şuyum buyum demeden önce bir avınızı yani müstakbel koca adayınızı yoklayın. Bakın bakalım nelerden hoşlanıyor, ona göre kendinize bir kimlik şey ediverirsiniz zaten…
 
Merhaba çok saygıdeğer okurlarım,
 
Sizlerle bundan böyle cemaat-ül lubunyanın neşriyatı Kaos GL’de buluşacağız. Eminim ki hepiniz beni tanıyorsunuz ancak yine de kendimden biraz bahsetmek isterim.
 
Bendeniz sultanlar şehri Bursa’nın güzide semtlerinden Çekirge’de ikamet eden, 32’sinden yeni gün almış, narin bedeni nice fırtınalar atlattıysa da bahar meltemi kıvamında körpeliğini koruyabilmiş bir ablanızım. Sevgili kedi dostum Camgöz ile birlikte 4. kocam Refik beyefendiden kalma konağımda yaşayıp gidiyorum.
 
Daha evvelinden Gözüm hanımefendinin sizlere yazdığını, deyim yerindeyse bir tatlı huzur alıp verdiğini hasetle karışık hayranlıkla izlerdim. Benim erken kızlık kendisinin ise geç kadınlık döneminde tanıştığım Gözüm; yıllardır sizleri ihmal etmiş. Gencecik lubunyalar ablaya hasret kalmış, diye duydum ve hemen aradım Kaosçu arkadaşları. Sağ olsunlar pek bir hoş karşıladılar beni. “Aman efen’im onör duyarız yazmanızdan” dediler. Ee ben de şevklendim ne yalan söyleyeyim. Para kısmını henüz netleştiremedik ancak gönlüm zengindir benim. Şimdilerde nerede yazdığını takip edemediğim Nazlı hanımefendinin aldığının yarısını verseler kâfi…
 
Gözümcüğüme de yazıp icazet aldıktan sonra sizlerle bu muhterem köşede buluşma hususunda mutlak kararımı vermiş bulundum. Gözüm de Sidney’den bulduğu 6. kocasının koynundan kalkıp sizlere selamlarını iletti. Biraz da haset etti kaknem lubunya ama olsun, çatlasın! Bu çocuklara yıllarca yazıp sonra kocayı görünce yazmayı bırakırsan olacağı budur Gözüm hanım…
 
Neyse kuzucuklarım, bu köşede sizlerle hem tecrübelerimi paylaşmaya çalışacağım hem de sorularınızı yanıtlayacağım. Rabbim kısmet ederse her hafta yazmayı planlıyorum. Bana sorularınızı ablankurbanolsun@gmail.com adresinden iletebilirsiniz. Ben aslında sizlerin şehvetli kokularınızı sürdüğünüz mektupları okumak ve onları yanıtlamak isterdim ancak “Abla mektup mu kaldı ayol? Hangi çağdasın sana mail adresi alalım” dediler. Çağ vurgusuna öfkelendim tabi ama öfkemi belli etmemek için “Ablan kurban olsun” dememe kalmadan bu Kaosçular bana bu mail adresini alıvermişler. Hızlı çocuklar vesselam. Ama tabi hızlı naşlayan similyanın ciciliğinden kimseye hayır gelmez, bilmiyorlar… Öğrenecekler ben yazdıkça…
 
Henüz sizlerden sorular gelmediği için ilk yazımı geçenlerde okuduğum bir habere ayırmak isterim. Efen’im haylaz muhabirlerden biri bir liste hazırlamış. Neymiş, dünyanın en garip cinsel davranışlarını toplamışlar. Ayol dedim, o işin garibi mi olur? Hem ayıptır ulu orta çekinmeden anlatmak böyle şeyleri. Yatakta olan yatakta kalır. Ama yine de merakıma yenik düştüm ve okudum. O işi yatakta değil de buldukları ilk yerde yaptıklarından olacak açık açık yazmışlar. İşte bilmem nerenin bilmem hangi köyünde şöyle cima edilirmiş, antik Mısır’da Nil Nehri’nin gelgitleri tanrıların boşalması olarak görülürmüş, bütün Mısırlı laçolar similyaları naşlatıp tanrılara katılmak için nehre boşalırlarmış…
 
Ayol okudukça afakanlar bastı. Koskoca nehir tabi, durmaz yerinde çağlar, sen neden çağladı diye düşüneceğine hayrına bir el atıver laçolara derken ilk kocam Vasfi beyle tanışmamızı hatırladım. Kendisiyle İstanbul’un Harbiyesi’nde bir sinemada tanışmıştık. Genç kızlık heyecanıyla gittiğim bu sinemanın antik Mısır halkına saygı mahiyetinde coşkun bir nehir gibi bir yer olduğunu nereden bileyim ben? Daha bırakınız minçomu elime bile erkek similyası değmemiş körpe bir kızım o zamanlar.
 
Sinemada naşlatan naşlatana. Baktım oluru yok en yakındaki similyaya kapanıverdim. Similyanın ay pardon laçonun ismi Vasfi’ymiş. Kaliteli bir şirkette üst düzey yöneticilik yapıyormuş. Böyle yerlere normalde hiç gelmezmiş ama işte bir bakmak istemiş. Ben ne güzel şeymişim öyle, derken bir baktım Vasfi’nin similya ağzımda -ay yine pardon- eli omzumda… Çok kaliteliydi Vasfi çok. Şimdilerde hornetlerde filan “Feminenler yazmasın” modasını o zamanlar o başlatmıştı. E tabi yanında benim gibi kadının hası varken neden başka feminen istesin benim kocacım. Sonra bunu yanlış anladı herkes. Hâlâ da yanlış anlıyorlar. Sevgili lubunya çocuklarım, “Feminenler yazmasın” diyenler feminen sevmediğinden demiyor onu. Demek ki var yanlarında yörelerinde bir tane de çeşit arıyorlar. Buluttan nem kapmanıza gerek yok. “Feminen değilim aslanım” diyin geçin. Maksat gönüller birleşsin. Benden size altın tavsiye, şuyum buyum demeden önce bir avınızı yani müstakbel koca adayınızı yoklayın. Bakın bakalım nelerden hoşlanıyor, ona göre kendinize bir kimlik şey ediverirsiniz zaten…
 
Ah Vasficiğim ah… Duydum ki benden sonra evlenmiş, çoluğa çocuğa karışmışsın. İlk çocuğunun adını da Muteber koymuşsun. Şeref duydum.
 
Sorularınızı bekliyorum yavrukuşlarım. Okuyun, yazın Muteber ablanıza can verin.
 
Öperim en güzel yerlerinizden. 

Etiketler:
Nefret