24/06/2020 | Yazar: Ekrem Berk Bilginer

Yakın arkadaşları Gökçe’nin istediği, inandığı gibi ritüellerle uğurladı ve O’nu hâlâ anıyoruz.

Gökçe Saygı’nın ardından… Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Ekrem Berk Bilginer | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Ekrem Berk Bilginer

UYARI: Bu haber şiddete ilişkindir. Detaylara girilmese de yaşananlar aktarılmaktadır. İçerik daha önce şiddete, ayrımcılığa, nefrete uğrayan ya da şahit olan kişiler için o anları tetikleyebilir, travmatik etkiler yaratabilir. Böyle bir durumda size destek olabileceğini düşündüğünüz ruh sağlığı uzmanına ulaşabilir, şehrinizdeki LGBTİ+ oluşumu ile bağlantıya geçebilir veya destek için danisma@kaosgl.org a mail atabilirsiniz.

Antalya Muratpaşa ilçesinde trans arkadaşlarımızın yaşadığı ve genellikle çark bölgesi olarakta söyleyebileceğimiz Deniz Mahallesi’nden 13.05.2019 tarihinde ve sabah saatlerinde bir cinayet haberi yayılmaya başladı.

Haber telefonuma cinayetin işlendiği alt katta ki komşu, aynı zamanda arkadaşım tarafında iletildi. Birkaç dakika hiç hareket edemedim. Güpegündüz bir korku sarmış gözlerim dolmaya başlamışken kendi kendime telkinlerde bulundum. Yıllardır verdiğim mücadele şuan burda ağlamak için değildi, kalkmalıydım.  Elime telefonu alıp birkaç kişiye durumu yaymaları için haber verdim.

Aynı dakikalarda, Antalya Biz Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Araştırmaları Derneğinden arkadaşlarla da iletişime geçip süreci takibe aldık. Dernek gönüllüleri ve Avukat arkadaşlarımızla adreste buluşmak üzere yazıştık.

Mahallenin dışında hiçbir detay yoktu. Herbirimizin kafasında onlarca soru işareti, neyle karşılaşacağımızı bilmeden harekete geçtik. Hem Antalya BiZ Derneği olarak hem de bireysel olarak ilk tecrübemiz olacaktı bu durum.

Apartmanın önünde haberi duyup gelen trans arkadaşlarımızla selamlaştık ve alt komşu olan diğer trans arkadaşımızın evine girdik. Birkaç yakın dost ve evde bir sessizlik vardı. Konuyu, sebebi ve diğer aklımızda ki sorulara cevap arıyorduk. Neredeyse hiç kimse hiçbir detayı bilmiyordu. Bilinen tek gerçeklik; arkadaşımız, dostumuz Gökçe Naz Saygı’nın artık aramızda olmadığıydı.

Dernek olarak daha fazla şey yapabileceğimizi düşünsekte hareket alanımız sınırlı gibi gözüküyordu.

Haberi alan aile yakınlarından birkaç kişi şehirdışından yeni ulaştılar. Gökçenin evinin bir diğer yedek anahtarı trans arkadaşımızda ve aileyle birlikte daireye çıktılar. Biz den birileri bu ana hazır değildi sanırım kimse cesaret edemedi bir üst kata çıkmaya.

gokce-saygi-nin-ardindan-1

Zaman ilerlerken cenazenin adli tıp kurumundan alınması gerekiyordu ve cenaze sadece aile fertlerine teslim edilebiliyordu. Bulunduğumuz yerden adli tıp kurumuna yolu tarif etmek için ben ve eski erkek arkadaşı gönüllü olduk. Soğuk kanlı bir şekilde morg önünde beklerken bir çok duygu değişimi yaşadığım ve bunu belli etmemek için sürekli yer değiştirdiğimin farkına vardım. Morg kapısında abi, eski sevgili, ben bekliyoruz. Yukarıda trans arkadaşlardan da gelen var ama kapıya inmeye cesaret edemiyorlar. İsmi okunduğunda korkularım zirve yapmış saatlerdir tuttuğum gözyaşlarım tek tek dökülmeye başladı. Belki de ne yaptığımı tam bilmeden tabutun bir köşesinden tuttum nakil aracına kaldıracağız. Vefalıymış dediğim eski sevgili diğer tarafta ve abi bir diğer köşesinden. Ama bir yanımız eksik kaldı. Hayatlarımızı yarım yaşadık, hep bir eksik yan bıraktılar bizlerde, her birimiz de silinmesi zor acılar, hatıralar bıraktılar tüm yaşamlarımız boyunca. Cenazelerimizde bile iliklerimize kadar hissettik, yaşadık bunu.

Gökçemiz son kez yıkanmak üzere görevliler tarafından alınmış, içeriden sesleniyorlar;

‘Aile fertlerinden son kez görmek isteyen var mı?’

Hiçbir hareket yok. Baba orada, Anne orada, abi, yenge…

Arkadaşları da cesaret edememişken ben son kez vedalaşmak istedim. Tüm işlem boyunca oradaydım tek başıma ve 2 görevli. Gayet soğukkanlı 2 erkek görevli. İtirazım oldu Gökçe inançları gereği bir kadın tarafından yıkanmayı isterdi. Görevliler prosedüre göre işlem yaptıklarını, kimliğe göre görev verildiği gibi ve birkaç ekleme daha yapıyorlardı.

Asla dinleyemedim çok da önem arz etmemişti o an o sözler. Ancak daha önce duyduğum 8 bıçak darbesi söylentisi sanki gerçek değildi. İzleri saydıkça 20’nin üzerinde farklı boyutlarda bıçak darbeleri gördüm, yıkıldım.

Dayanamayan bir de anne olmuştu. Kapı açıldı ve son vedasını etti. Söylemler bende kalsın.

Bende çıkmaya niyetlenirken birkaç yakın arkadaşı da vedalaşmak için içeri girdiler gözgöze geldik, ağlamayan kaldı mı?

gokce-saygi-nin-ardindan-2

Cenazeyi önce kabullenmeyen aile cenazeyi memleketlerine götürme kararı almışlardı. Orada bir cenaze merasimi ile toprağa verilecekti. Baba hala gururlu son vedasını bile yapmaya cesaret edemedi. Yok belki de aklı cenazeyi memleketinde tekrar açtırmadan toprağa nasıl veririm de.

Evet, baba Gökçe’nin son görüntüsüne bakmaya cesaret edememişti. Son haliyle eş, dost, akraba, komşu da görsün istemiyordu. Tek derdi bu olmalı ki tabutla gömülecek demiş diğer trans arkadaşlarımıza. Mümkün değil arkadaşlar cenazeyi bu koşullarda vermeme kararı alır, bir kargaşa.

Vekalet ailede, baba İslami koşullarda toprağa verilmesi sözü verilerek teslim aldı evladını.

Son kez evinin önünde geçirildi nakil aracıyla, evinin yanı başında ki camiden ismi Gökçe Naz Saygı olarak selalarla uğurlandı. Yakın arkadaşları Gökçe’nin istediği inandığı gibi ritüellerle uğurladı ve O’nu hâlâ anıyoruz. Dava sürecinin tamamında ‘Biz Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Araştırmaları Derneği’nin takibi var. Dernek avukatlarının emeği, derneğin çağrıları ve destek veren bireysel veya kurum temsilcileri süreçte emek verenler.

Dün (23 Haziran) tarihinde davanın müebbetle sonuçlanması güzel bir habermiş gibi görünse de sonuç bazı gerçekleri değiştirmedi.

Gökçemiz artık aramız da yok…

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.

          


Etiketler: insan hakları
Nefret