09/11/2015 | Yazar: Elif Benan Tüfekçi

Gülten Akın, kara saçı kesmenin iyileştirici etkilerinden bahseder. Saçları keser ve daha aydınlık oluruz, saçları keser ve daha rüzgarlı oluruz, saçları keser ve daha deli kadınlar oluruz!

Elif Benan Tüfekçi | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Elif Benan Tüfekçi

‘Ah, kimselerin vakti yok / Durup ince şeyleri anlamaya’ diyen ve kalın fırçaları elimizden bıraktıran Gülten Akın’ı kaybettik. 82 yaşında yitirdiğimiz şair, şiirleriyle özellikle kadınlara büyük bir alan açtı. Bunu hem kadın bir şair olarak, hem de şiirinde ‘kadın’ olmanın çıkmazlarını anlatarak yaptı. ‘İnce Şeylere Yolculuk’ başlıklı söyleşisinde şöyle diyor Gülten Akın: ‘Ben, erkek işi diye nitelenen, kadınların yapamayacağı kanısı yaygınlaştırılmış bir işi, şiir yazma işini, yaşamımın ana çizgisine yerleştirmiş bir kadınım.’

Gülten Akın, her zaman kadının toplumsal yaşamdaki yerini sorgulayan şiirler yazdı. Bize kadın olmanın çeşitli hallerini gösterdi. “Kapıcı Kadınlar Şiiri”, “Düşleri Çıkmayan Kadınlar”, “Sorumlu Kadın Şiiri”, “Deli Kızın Türküsü”, “Korkak Kadınlar Şiiri” ve “Eskiyen Adamın Karısı” adlı şiirlerinde, pek çok kadın manzarası ile bizi yüzleştirdi.

Gülten Akın’ın şiirlerine baktığımızda, toplumsal rolle ve kendine verilmiş yükümlülükler altında sıkışmış kadınlara bolca rastlarız. Ne yazık ki kadınlar, bu yükümlülüklerden kaçamaz. İyi bir anne olmak, iyi bir eş olmak, iş yaşamında yer bulmak gibi yükümlülükler, kadınların her tarafını sarmıştır. Bu kuşatma, kadınlarda en çok gitme duygusunu harekete geçirir. Ama şiirin sonuna geldiğimizde gidemeyen ve kendini de rahatça ifade edemeyen kadınlarla karşı karşıya kalırız. Kendini gerçekleştirememe karşısında, bir çeşit boyun eğiş yaşanır.

Kestim Kara Saçlarımı

‘Uzaktı dön yakındı dön çevreydi dön

Yasaktı yasaydı töreydi dön

İçinde dışında yanında değilim

İçim ayıp dışım geçim sol yanım sevgi

Bu nasıl yaşamaydı dön

 

Onlarsız olmazdı, taşımam gerekti, kullanmam gerekti

 

Tutsak ve kibirli -ne gülünç- 

Gözleri gittikçe iri gittikçe çekilmez

İçimde gittikçe bunaltı gittikçe bunaltı

Gittim geldim kara saçlarımı öylece buldum

 

Kestim kara saçlarımı n'olacak şimdi

Bir şeycik olmadı - Deneyin lütfen -

Aydınlığım deliyim rüzgârlıyım

Günaydın kaysıyı sallayan yele

Kurtulan dirilen kişiye günaydın

 

Şimdi şaşıyorum bir toplu iğneyi

Bir yaşantı ile karşılayanlara

Gittim geldim kara saçlarımdan kurtuldum.’

Gülten Akın’ın bize hoşçakalın dediğini öğrendiğimde, ilk aklıma gelen şiiri ‘Kestim Kara Saçlarımı’ oldu. Bu şiir, tam da yukarıda bahsettiğim kuşatılmışlık haliyle dolu olduğu için, ben de Türkiye’de yaşayan bir kadın olduğum için, bir ‘ah!’ çektim ve Didem Madak’a da bir selam gönder Gülten abla dedim.

‘Kestim Kara Saçlarımı’, toplumun kadına dayattığı kuralları ve baskının etkilerini incelikli bir biçimde dile getirir. Dizelerde karşımıza çıkan yasaklar, töre, yasalar, ayıplar ve geçim sıkıntıları adeta bizim sınırlarımızı belirleyen birer kırmızı hat oluşturur. Şiirde pek çok kere ‘dön’ sözcüğünün tekrarlanması dikkati çeker. Bu ‘dön’, sınırların içine bizi hapseden her şeyden kurtulmanın zorunluluğunu anlatan sihirli bir sözcüktür.

Şiirde temsili en güçlü olan metafor ise ‘kara saçlar’dır. Şiir, bu saçı kesmek ve kesmemek düzleminde pek çok şey fısıldar bizlere. Uzun kara saçlar, aslında toplumun kadına dayattığı fiziki özelliklerden birinin de temsilidir. ‘Kadın dediğin, uzun saçlı olur.’ Bunun dışında kalan kadın ayrıksıdır, pek makbul sayılmaz. Kara saçlar ile dolaşmak bir anlamda toplumun bütün dayatmalarını kabul etmektir. Kadın olarak kendini gerçekleştirememenin, başkalarının ne dediğini önemsemenin ön kabulüdür bu saçlar. Bir boyun eğme, kabullenme metaforuna dönüşmüştür. İçin git gide bunalması hali, bu boyun eğiş karşısında sıkışmanın, karşı koyacak gücü bulamamanın acısıdır.

Şiir bize ağırlıklarımızdan kurtulduğumuz vakit, nasıl hissedeceğimizin ipuçlarını da verir. Gülten Akın, kara saçı kesmenin iyileştirici etkilerinden bahseder. Saçları keser ve daha aydınlık oluruz, saçları keser ve daha rüzgarlı oluruz, saçları keser ve daha deli kadınlar oluruz! Bütün yasakları, ayıplanmaları, kınanmaları, sıkıntıları geride bırakırız. Belki bunun bir bedeli vardır. Ama bu bedel bizi, yaşamın gerçek olan yani bize ait olan kısmına götürür. Başkasının kuralları altında sıkışmış değil, gerekirse kendi deneyimleri için zorlukları göğüsleyecek kadınlar oluruz.

‘Kestim Kara Saçlarımı’ kadınların kendilerini gerçekleştirme sorunsalını ortaya koyan, oldukça önemli bir şiirdir. Kara saçlarından kurtulan kadın, sabah yeline kollarını açarken; kurtulamayan kadın bir toplu iğneyi, koca bir yaşantı ile karşılayacaktır.

Gülten Akın’ı kaybedişimizle birlikte, rüzgarı göğsünde hisseden bir kadını kaybettik. Bunun hüznü ayrı, böylesine iyi bir şairi kaybetmenin hüznü apayrı. Bize şimdi, makas darbelerini kendimiz attığımız saçlarla, el sallamak düşüyor.

Kaos GL: Kara saçlarını kesen deli kızı kaybettik

http://www.kaosgl.org/sayfa.php?id=20480


Etiketler: kültür sanat
Nefret