06/04/2020 | Yazar: Deniz Gedizlioğlu

Ekranda ya da perdede non-binary bir karakterden ne bekleriz? Görünürlük mü? Non-binary diye bir şeyin olduğunu duyurması mı? Non-binary insanlara varlıklarının tanındığını hissettirmesi mi?

Hayaller vs. Hayatlar: Non-binary’ler ekranda nasıl var oluyor? Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Deniz Gedizlioğlu | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Deniz Gedizlioğlu

Türkiye’nin ilk non-binary karakteri, fark ettiyseniz geçtiğimiz Sevgililer Günü’nde vizyona girmişti. “Masallardan Geriye Kalan” adlı bu aşk filminde yan bir karakter olarak Tuba Ünsal’ın canlandırdığı Asya, kendine has bir felsefi duruşa sahipti: “Kadın sevmeyeceksin, erkek sevmeyeceksin. İNSAN seveceksin… Makyaj sevmeyeceksin, kılık kıyafet sevmeyeceksin. İNSAN seveceksin…” Bu sekter felsefenin aynı zamanda yanlış olduğunu söylememe gerek yok, zira non-binary bir tür “cinsiyet körlüğü” değildir ve tabii ki non-binary insanlar da muhtelif cinsel yönelimlere sahiptir. Non-binary’ler daha ziyade “kadın” ve “erkek” şeklinde kutuplaştırılmış ikili cinsiyet rejiminin, bundan çok daha karmaşık olan gerçekliği gaddarca budayan aldatıcı bir düzen olduğunu söyler ve kanıt olarak kendilerini gösterirler.

Çok şükür hiçbirimiz Türkiye’de çekilmiş heteroseksüel bir Sevgililer Günü filminde derinlikli bir non-binary bir karakter arayacak kadar saf değiliz. Ancak şurada burada, birkaç sahnede gördüğümüz non-binary karakterlerin özellikle Amerika’da giderek çoğaldığını düşünürsek, şu soruyu sormak gerekiyor: Ekranda ya da perdede non-binary bir karakterden ne bekleriz? Görünürlük mü? Non-binary diye bir şeyin olduğunu duyurması mı? Non-binary insanlara varlıklarının tanındığını hissettirmesi mi? “Non-binary” terimini duyduğunda hiçbir şey anlamayan yığınların varlığını düşündüğümüzde, bunlar şimdilik önemli işlevler. Ancak ikili cinsiyet rejimiyle hiçbir sorunu olmayan bir öyküde non-binary bir karakterin varlığıyla yetinmek, non-binary’lerin kendileri için ufak çaplı bir işkenceden farksız olacağı gibi, non-binary düşüncenin dünyaya armağan ettiği (ama henüz kıymeti anlaşılamamış olan) köklü sistem eleştirisine de büyük haksızlık edecektir.

Ne kast ettiğimi daha iyi açıklamak için, ana akım bir dizide gördüğümüz non-binary ilk ana karakter Taylor’dan bahsetmek istiyorum. 2016’da Amerika’da başlayan Billions (“Milyarlar”) adlı dizinin 2. sezonunda ortaya çıkan Taylor, hızla ana karakterlerden biri hâline geldi. (Buradan bir puan.) Kendisi de non-binary bir oyuncu olan Asia Kate Dillon tarafından canlandırılıyor. (Bir artı puan daha.) Üstelik, bir numaraya vurulmuş saçları, tomboy kostümleri, maşallah 100 metreden ne mal olduğunuzu çözen keskin algı yeteneği ve elleri cebinde yumuşak gülümsemesiyle çok da “cool” bir karakter. (Artı, artı, artı puan.) Ancak içinde var olmak için mücadele ettiği dünya o kadar yanlış ki. O kadar adam ki.

hayaller-vs-hayatlar-non-binary-ler-ekranda-nasil-var-oluyor-1

Billions: Non-binary bir karakter için nelere katlanabilirsiniz?

Billions, finansçıların “hedge fund” dediği serbest yatırım fonlarını yöneterek zengin olmuş genç milyarder Bobby Axelrod ve sahibi olduğu firma etrafında dönen olayları konu edinen bir dizi. Her bölüm muhtemelen hiç anlamayacağınız finans terimleriyle dolup taşıyor, fakat bu mühim bir sorun değil; çünkü aslında dizinin konusu sadece ve sadece “adamlık.” Nitekim, hakkında yazılan değerlendirmelerin birçoğunda “testosteron dolu” bir dizi olduğundan söz ediliyor. Bense toksik erkeklik ve narsisizmin utanılacak bir şey olmaktan çıktığı bir vaha olarak tarif edeceğim. Bu vahada başlıca amaç rekabet, kullanılan araçlar para (çok para) ile siyasi şantaj, başlıca muaşeret kuralı ise “kapak” yapmaktan oluşuyor. Bu lafı gediğine koyma işi de yine konuşanın ne kadar büyük, karşısındakinin ise ne kadar küçük olduğunu hissettirecek ucuz savaş aforizmalarıyla yapılıyor. Nahif Türkçemize “lanet olası” şeklinde geçen “f***” sözcüğünün dillerden düşmediğini belirtmeme gerek yok. Hele Bobby Axelrod, dişlerinin arasında ceviz kırarcasına, öyle seri ve rahat bir şekilde yapıyor ki bunu.   

Behzat Ç. dizisinin ne kadar eril bir atmosferi olduğunu ve birçok insanın “Ama onlar gerçekte de öyle!” savıyla bunu olumladığını hatırlayacaksınız. Kanımca Billions da aynı mantığa yaslanmaya çalışıyor. Yatırım savaşları arasında intikam defterlerinin biri dürülüp diğeri açılırken; vicdansızlık, hırs ve hiç susmayan bir çene; toksik erkekliğin tüm bu emareleri bir çürüme göstergesi değil, bu hızlı ortamda kazanmanın koşulu ve aynı zamanda seyirlik bir gösteri olarak sunuluyor. Dolayısıyla Megadeth tişörtleri ve kot pantolonuyla neşe saçan Bobby Axelrod, gündüz kim bilir kimin ocağını söndürdükten sonra, gerçek bir anti-kahraman gibi akşam odun ateşinde yapılmış pizzasını iştahla ısırıyor. Pizzayı yapacak şefi helikopterle getirtiyor, o ayrı.

“Paradan para kazanma işi” denilen finans kapitalizmi, hiçbir şey anlamadığımız terimlerle konuşup matematiksel modellere dayandığını iddia etse de, hepimizin yakından tanıdığı, kendinden emin ve saldırgan bir erkeklik modeline bayılıyor. Getirisi yüksek olan riskleri alabilecek, iç güdüleri kuvvetli, gözü kara bir adam. Bütün bu riskli yatırımlar ve Çince laflar arasında, siyaset ve sermaye el ele verip emekçilerle yoksulları iyice denklemden çıkarırken, bu adam aynı zamanda güçsüz olanların “ne yazık ki” elendiği kararları vahşi doğada ölmemek için yapılan zorunlu bir şey olarak göstermeye de yarıyor. Gerçekten de cebinde tomarlarla gezen milyarder Bobby Axelrod bu kadar parayı ne yapıyor derseniz, adamcağız bir kereliğine geldiği bu dünyada canının sıkılmamasından başka bir şey istemiyor: “İstediğimi istediğim zaman yapamayacaksam bu kadar çalışmanın anlamı ne?” Ne güzel kapitalizmmiş ayol, ben de alırım doğrusu. Verirseniz.

İşte bizim o temiz yüzlü, çiçek gibi non-binary karakterimiz Taylor, böyle bir ortamda ortaya çıkıyor. Billions’ın yaratıcıları, Taylor’ın başından beri non-binary bir karakter olarak düşünüldüğünü; Bobby Axelrod’un onda kendisini göreceği, kendi parlak zihninin daha az duygusal, daha analitik bir versiyonuna sahip bir çırak ve nihayet bir düşman olarak yazıldığını söylüyor. Burada duygusallıktan kastı yukarıda aktardığım eril narsisizm olarak anlayın. Taylor ise nadiren yüksek duygulara kapılan ve finansta her şeyin hesaplanabilir olduğu bir sistem kurmak isteyen bir tür dâhi. Dizi, Taylor’un non-binary varlığı aracılığıyla Bobby’nin dünyasındaki bu savaş ortamının ve bütün o anlamsız sidik yarışlarının, toplumun “erkek olmak” hakkındaki fikirleriyle bağlantısını kursa ilginç olabilirdi. Ama yukarıda tasvir ettiğim gibi, bu ortamın kendisi “Alpha erkeği” mitine o kadar sıkı sıkıya bağlı ki, böyle bir şey Taylor’un eninde sonunda oyundan düşmesini gerektirirdi. Oysa Taylor, Bobby’yle rekabete girdiği anda kendini bir ölüm kalım mücadelesinin içinde buluyor.

hayaller-vs-hayatlar-non-binary-ler-ekranda-nasil-var-oluyor-2

Tuhaftır, Taylor’un non-binary kimliği, stajyer olarak girdiği Bobby’nin şirketinde yeteneklerinin de yardımıyla çok hızlı bir şekilde kabul ediliyor. (Keşke.) Ama Taylor, kendi şirketini kurduğunda bir bakıyoruz, kârlı bir anlaşmayı bağlayabilmek uğruna non-binary kimliğini satacak kadar hırslanıyor ve acı hapı yutup “kadın” rolüne soyunuyor. İşin komik tarafı, “Taylor kendi prensiplerine ihanet etti ha!” diyerek şaşkınlıklar geçiren de yine Bobby ve arkadaşları oluyor. Hayır arkadaşlar, Taylor prensiplerine ihanet etmedi, çünkü non-binary olarak yaşamak bir prensipler toplamı değildir. İnsanın içine sığamadığı bir düzende kendisi olarak var olma çabasıdır. Ve sizin bu neşeli ortamınızda non-binary bir insan bu çabayı bir kenara koyması gerektiğine karar vermiş, çok ilginç değil mi? Elbette bir non-binary olarak Taylor’un ne eril davranışlara meyletmesi ne de gerekli gördüğünde ikili cinsiyet sistemini yeniden üretecek bir rolü sahiplenmesi imkânsız şeyler değil. Ama Billions’ın eril dünyası, günün sonunda elbette ikilikler üzerinde yükseliyor ve bu gösterinin altında ezilen Taylor’un non-binary varlığına bir anlam vermek zor oluyor doğrusu.

Hakkını da yemeyeyim, dizi mutlaka iyi bir görünürlük sağlamış olmalı. Asia Kate Dillon, böyle derinlikli bir non-binary karakteri canlandırmaktan büyük gurur duyduğunu söylüyor. İnsanlardan çok olumlu geri dönüşler aldığını, kendisini izleyen non-binary’lerin çok mutlu olduğunu ve hatta birçok kişinin, non-binary’nin ne olduğunu Taylor’la öğrendiğini anlatıyor. O mutlu non-binary’lere bir şey söylemek haddim değil. Ama bana sorarsanız, girişteki “BILLIONS” yazısının arkasında, ikili cinsiyet rejimi resmen sırıtarak bize el sallıyor. Dizinin beşinci sezonu 2020’nin Mayıs ayında başlayacak. Dilerseniz kendi gözlerinizle görmek için bakabilirsiniz, ama takdir edersiniz ki ben pek tavsiye etmiyorum :)

* KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: medya, kültür sanat
Nefret