22/06/2014 | Yazar: Mert Öz

Hâlbuki ailemiz anlatmadı. Okulumuz da yoktu. Astroloji sayfalarında da hep karşı cins vardı. Eş hiç yoktu. Neredeydi bu eşcinseller?

Mert Öz | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Mert Öz
Ergenlik sırasında bir küfrün anlamını öğrendiğimizde ise şok oluruz eşcinseller varmış. Hâlbuki ailemiz anlatmadı. Okulumuz da yoktu. Astroloji sayfalarında da hep karşı cins vardı. Eş hiç yoktu. Neredeydi bu eşcinseller?
 
Hayatımız az ya da çok “muhafazakârlık” olgusu barındırmaktadır. Bunun en temel direklerinden biri de cinsel kimliğimizle, içinde bulunduğumuz sosyal ortamlarda yarattığımız davranışlar bütününde “muhafazakâr” hal saklı durmaktadır. İlk temas yaşadığımız ortam olan ailemizle bir takım tutumlar ediniriz. Bu tutumları muhafaza etmemiz ya da sorgulamamız -ender görünen bir şekilde ailemiz tarafından sorgulamamızın istendiği-  ikileminde kaldığımız başlıklardan biri de cinselliktir. Sonraki adımımızı attığımız yer olan okulda, cinsellik ortaokul biyoloji dersinde sadece bahsedilen sıkılgan bir konudur. Bugünlerde değişen şeylere baktığımızda da sosyal bilgiler dersinde anlatılan kına törenin nasıl yapılması gerektiğidir. Bedenimizi tam olarak öğrendiğimiz yer aile okul gibi kurumların dışında adımlarımızı attığımız yer olan sokaktır.
 
Bir erkek çocuğu olmanın her zaman belli rahatlıkları vardır. Bunun getirdiği rahatlıkla küfürle tanışırız. Hepimizin tanık olduğunu düşündüğüm şey daha küçükken küfrün bize öğretildiği ve özendirildiğidir. Bizim cinsel eğitimimiz burada başlar. Sonrası kalır dilimizde alakasız her paylaşımımızda ara sıkıştırılan işaretler gibi, çünkü erkek tavrı kutsaldır. Bizim yaşamımız bu gizil kutsalın gölgesinde sürer. Heteroseksüel olan birey, bu kutsallık gölgesinin altında rahattır. Ergenlik sırasında bir küfrün anlamını öğrendiğimizde ise şok oluruz eşcinseller varmış. Hâlbuki ailemiz anlatmadı. Okulumuz da yoktu. Astroloji sayfalarında da hep karşı cins vardı. Eş hiç yoktu. Neredeydi bu eşcinseller?
 
Heteroseksüel erkek bireyin kendi içinde tartışmaya açamadığı muhafazakârlığı, yaşamını kuşatmış bulunmaktadır. Kendine bu muhafazakârlıktan yola çıkarak eşcinsellerin neler yaşadıklarını dert edinmemeyi kabullenir. Sonuçta onun muhafazakârlığının kendi çıkarımına göre ona sağladığı belli “kârlar” vardır. Cinsel yaşamını LGBT bireylere ve kadınlara göre daha rahat yaşabilmektedir. Coğrafyamızdaki cinsel sınırlandırmaları en esnetebilen bu sayede de hüküm kurabilen kendisidir. Bu kemikleşmiş tutum kendi çevresinde homofobi çemberi oluşturmasına yardımcı olmaktadır. Nefret söylemi tüm bu zeminin üzerinde gelişir. Yaşamın günlük akışı içerisinde içselleştirdiği nefret söylemi üzerinden şiddete her alanda şahit olmaktayız.
 
Medyanın tüm alanlarında karşılaştığımız söylem de bu muhafazakârlık üzerinden prim almaktadır. Reklamlarda heteroseksüel figürlerin üzerinden tanıtım değil, arka plandaki eril söylemden ürün tercih edileceği yaklaşımı, gazetelerdeki haberlerin içerik dili, film ve dizilerin alt metinleri, iletişim kampanyalarının sloganları alışılagelmiş bu çarpık kodlarla oluşturulmaktadır.
 
Bu nefret kodlarının sonlandırılması için yapılması gereken her alanda LGBT bireylere destek olmaktır. LGBT bireylerin kendilerini bireysel ve örgütlü olarak bir adım daha görünür kılmaları, nefret kodlarının bir adım daha çözülmesi demek olacaktır. En güzel örneği de Onur Yürüyüşleri ile kitlelere dokunan, Gezi ile birlikte daha büyük bir ivme kazanan hale dönüşmesidir. 

Etiketler:
Nefret