01/07/2014 | Yazar: Selçuk Candansayar

Türkiye’nin kısa tıp tarihi Ali Haydar Şahinoğlu’nun dekan bile olabilmesi ile Dr. İlhan Diken’in doktorluğu arasındaki ilişki üzerinden okunabilir.

Selçuk Candansayar | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Selçuk Candansayar

Türkiye’nin kısa tıp tarihi Ali Haydar Şahinoğlu’nun dekan bile olabilmesi ile Dr. İlhan Diken’in doktorluğu arasındaki ilişki üzerinden okunabilir.

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Şahinoğlu tıp fakültesi mezuniyetinde öğrencilere Hipokrat Andı’nı değiştirerek okutmuş. Medyada dekan, 2500 yıllık yemini değiştirdi, diye yer aldı bu haber.

Dekan yeminde iki önemli değişiklik yapmış. Namus ve şeref üzerine edilen yemini Allah’ın huzurunda diye değiştirmiş. İkincileyin ‘Din, milliyet, ırk, siyasi eğilim ya da toplumsal sınıf ayrımlarının görevimle hastam arasına girmesine izin vermeyeceğime’ bölümünü tamamen çıkarmış. Tepkiler üzerine 4 yıldır bu şekilde yemin ettirdiklerini, din, ırk, sınıf gibi ayrımlardan söz edilmemesinin de önemli olmadığını belirtmiş.
Önce bir düzeltme; Türkiye’de tıp fakültelerinde ettirilen Hipokrat yemini bir örnek değildir ve sanıldığı gibi Hipokrates’in 2500 yıllık orijinal yemini de değildir; dahası Hipokrates’in böyle bir yemini de yoktur. Orijinal Hipokrat Yemini’nin tıbbi belgelerde görülmesi Hipokrates’in ölümünden yüzyıl kadar sonraya rastlamaktadır. Orijinal metinde başta Apollo olmak üzere o dönemin nerdeyse tüm Tanrılarının huzurunda yemin edilmektedir. ABD’de 1920’li yıllarda yaygınlaşmaya başlamış ve tıp fakültelerinde farklı farklı metinler kullanılmıştır. Günümüzde ise 1964 yılında Tufts Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Louis Lasagna tarafından yazılan metin yaygın olarak kullanılmaktadır. Türkiye’de Hipokrat Yemini’nin tıp fakültelerinde kullanılması 1940’lı yıllarda başlamıştır. Fakültelerin kullandıkları yemin metni küçük farklılıklar göstermekle birlikte, hekimin din, dil, sınıf farklılıklarının mesleğine bir etkisi olmayacağına namusu ve şerefi üzerine yemin etmesi ortaktır.
 
Dekan, mesleğinin ona kazandırmış olduğunu varsayabileceğimiz ‘bilimsel düşünme becerisi’ sayesinde namus ve şeref üzerine yemin etmenin bağlayıcı değerinin günümüzde azaldığını ve namussuzluk ve şerefsizliğin Türkiye’de prim yaptığını gözlemlemiş olabilir. Bu ‘bilimsel çözümlemesinin’ ona verdiği ‘yetkiyle’ de (ne de olsa koskoca prof, dekan, doktor), öğrencilerine daha bağlayıcı ve etkili olduğunu varsaydığı Allah adına yemin ettirmeye başlamış olabilir.
 
Yemini Allah adına ettiğinizde din, dil, milliyet, toplumsal sınıf gibi kavramların kullanılmasına da ihtiyaç kalmaz. Çünkü bu kavramlar Tanrının düzeninde geçerliliği olmayan, dikkate bile alınmasına gerek olmayan ayrıntılardır. Hekim, mesleğini Tanrı adına yaptıktan sonra Tanrı’nın emirleri, kısıtlamaları ve verdiği yetkilerle hareket edecektir zaten!
 
Yemindeki değişikliğin en önemli kısmı da bu; hekimin, mesleğini, insan sağlığını, onun nasıl bir insan olduğuna bakmaksızın ve ne pahasına olursa olsun korumak için çalışacağına yemin etmekten vazgeçip, artık hekimliğini Allah adına, onun kurallarıyla yapacağını ilan etmesi.
 
Artık hekim kendi bireysel onurunun bağlayıcılığından kurtulup, Tanrı’nın buyruklarına teslim olmayı kabul etmekte ve her ne yaparsa Tanrı adına yapabilme ‘özgürlüğüne’ kavuşmakta… IŞİD ‘unsurları’ da öyle yapıyorlar…
 
Türkiye’nin kısa tıp tarihi Ali Haydar Şahinoğlu’nun dekan bile olabilmesi ile Dr. İlhan Diken’in doktorluğu arasındaki ilişki üzerinden okunabilir. İkisi de tıp fakültesinde eğitim görüp mezun olmuşlar; biri hayatı boyunca doktorluk yapmış; hastalarının din, dil, milliyet, toplumsal sınıf farklılıklarını gözetmediği için cezaevlerinde mahpus olmuş. PKK’li tedavi ettin diye mahkûm edildikten sonra yattığı cezaevinin komutanının kızını da tedavi etmiş. Diğeri de işte Allahın yardımıyla dekan olmuş.

Etiketler:
Nefret