04/12/2019 | Yazar: Hatice Demir

Taraflardan birinin dezavantajlı bir gruba mensup olduğu hallerde zorbalığa maruz kalma ihtimali göz ardı edilerek yapılacak hiçbir tartışma elbette hakkaniyetli ve adil olmayacaktır.

HIV tartışmalarına TCK’yla dalmak Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Hatice Demir | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Hatice Demir

Çizim: Aslı Alpar / Kaos GL

Çalışma alanlarından biri de cinsel sağlık olan bir derneğin 1 Aralık Dünya AIDS günü sebebiyle paylaştığı bir açıklama ile başlayan tartışmalar neredeyse bir tarafın diğer tarafın kafasına TCK fırlatmasına kadar vardı. Bir süredir HIV’le yaşayanların maruz kaldıkları ayrımcılık ve damgalanma üzerine çalışan bir hak savunucusu ve avukat olarak, sosyal medya kullanmadığımı da göz önüne alınca derdimi en iyi bu platformdan anlatabilirim diye düşündüm. Bu yazıda, HIV statüsü sebebiyle yaşanan ihlallerden ziyade, tartışmalar esnasında sıkça anılan TCK 86 vd. Maddeler üzerine birkaç kelam etmek isterim.

HIV statüsünün paylaşımı ve özel hayatın gizliliği/mahremiyet tartışmaları ne yazık ki yeni tartışmalar değil. Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen kasten yaralama suçunun HIV geçişi söz konusu olduğu zamanlarda uygulamaya sokulması da... Ancak bu gerçekten "partnerinle statünü paylaşmadın al o zaman sana soruşturma!" şeklinde mi gerçekleşiyor? Kişi her hal ve durumda partneriyle HIV statüsünü paylaşmalı mı? Ya da gerçekten hangi hallerde HIV statüsünün paylaşılmaması bir ceza yargılamasının konusu olabiliyor?

TCK 86'nın (kasten yaralama suçu) HIV geçişi meselesinde gündeme gelebilmesi için;

1- Kişinin HIV taşıyıcısı olduğunu bilmesi (Kişinin bilmediği durumlarda geçişin gerçekleşmesi halinde de suçun taksirle gerçekleştiği bahsi açılabilir. Bunlar elbette ki teorik ceza hukukunda tartışılan hususlardır. Ancak pratikte, yani bir yargılama aşamasında böyle bir durumda taraflardan hangisinin önce enfekte olduğu gibi sorular da ortaya çıkmaktadır.)

2- Kişinin HIV aktarımını gerçekleştirebilecek viral yüke sahip olması (bknz: B= B)

3- Kişinin taşıyıcı ve aktarım gerçekleştirebilecek durumda olmasına rağmen korunmaktan imtina etmesi

4- Tüm bunlara rağmen HIV geçişinin gerçekleşmiş olması

Devamında tabi ki geçişin "suçlanan kişiyle olan ilişkiyle" gerçekleştiğinin de ispatının gerekeceği aşikardır.

Yine hatırlatmak gerekir ki HIV'e dair bilgilerimiz gün geçtikçe güncellenmektedir ve dolayısıyla yargılama süreci de bu yeni bilgiler ışığında evrilmektedir. Örneğin B=B'nin kesinliğine dair bilgimiz yaklaşık 5 yıllık bir bilgidir ve artık HIV geçişi olmadığı tıbben kesin olan birinin statüsünü partnerine söylememesi halinde elbette ki suç oluşmamış olacaktır. (Ki bu durumda zaten geçiş de gerçekleşmeyecektir.)

Esasında sadece bu konuda değil ceza yargılamalarının tümünde her dava kendine has durumlar barındırır. Dolayısıyla özellikle insan hakları savunucuları ve hukukçular dezavantajlı grupların daha fazla ayrımcılık ve hak ihlaline maruz kalabileceği durumlarda bir yasa maddesini ortaya atarken bunun hangi hallerde uygulandığını da belirtmelidir ve yargılama aşamasındaki ihtimallerden bahsetmelidir. Örneğin halihazırda devam eden HIV+ statüsünün paylaşılması tartışmasına bir ceza kanunu maddesiyle dalmak, sadece ve sadece HIV’le yaşayanları kriminalize etmeye ve korkutmaya yol açmaktadır.

Bu etik tartışmalarda böyle damdan düşer gibi hukuki kavramlar ortaya atmanın bir riski de, dezavantajlı gruba dair fobi barındıran kişilere dayanaksız argümanlar vererek bu kişilerin uzun vadede bir suçun faili olabileceğini göz ardı etmektir. Örneğin bir kişi HIV’le yaşadığını bildiği x kişisinin partnerine, zaten söylenmesi gerektiğini düşünerek, hatta partnerin bunu bilmesinin hukuken hakkı olduğunu düşünerek, X'in HIV’le yaşadığını söyleyebilir. Bu durumda şüphesiz ki X kişisinin kişisel verisi (hatta en yüksek koruma değerini haiz özel nitelikli kişisel verisi*) rızası dışında başkalarıyla paylaşılmış olacaktır. Bu da paylaşan aleyhine özel hayatın gizliliğini ihlal - kişisel verileri yayma gibi muhtelif suçlamaların ortaya çıkmasına sebep olacaktır.

Nihayetinde gönül ister ki herkes birbiriyle açık ve şeffaf ilişkiler kurabilsin. Ancak taraflardan birinin dezavantajlı bir gruba mensup olduğu hallerde zorbalığa maruz kalma ihtimali göz ardı edilerek yapılacak hiçbir tartışma elbette hakkaniyetli ve adil olmayacaktır. Unutulmamalıdır ki bütün ilişkiler iki "eşit" arasında gerçekleşmemektedir.

*: sağlık statüsü, özel nitelikli kişisel veridir.

**KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: insan hakları, sağlık, sağlık hakkı
Nefret