16/11/2011 | Yazar: Selçuk Candansayar

İnsan olduğunuzu unutturmaya çalışanlarla ancak insanca davranarak, insan kalarak mücadele edebileceğinizi unutmasanız keşke!

Selçuk Candansayar | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Selçuk Candansayar

Şiddetin asıl etkisinin maruz kalanlarda değil, tanık olanlarda ortaya çıktığını yazıp duruyoruz.

Cumhurbaşkanı, “misliye intikam alacağız” demişti ya, Facebook’ta yayımlanan öldürülmüş PPK’lilerin kan içinde paramparça fotoğraflarına yazılan yorumları okuyor mudur acaba? Ne de olsa sosyal medyayı etkin olarak kullandığı biliniyor, incelemiş midir?

Okuduysa gencecik kızların oğlanların o fotoğraflara yazdıkları yorumlara katkısı olmuş olabileceğini düşünür mü? Yönettiği, temsil ettiği devletin yurttaşlarının insanlıktan çıkmaları onu tedirgin ediyor mudur?

İnsanlıktan çıkarma ve insanlıktan çıkma şiddetin asıl korkulması gereken temel etkisidir. Şiddet tanık olanda sadece korku duygusunu ateşler. Korku aklı eritir ve şiddete maruz kalmaktansa şiddeti misliyle uygulayarak, şiddeti onaylayarak kendini korumaya çalışır insan. Bu yolla onu korkutanın bir insan değil de bir canavar olduğunu yanılsamaya başlar kişi. İnsan değilse de insan gibi davranmaya gerek yok demeye başlar. Eriyen akıl şiddetin sorumlusu olarak gördüklerine ‘hayvan’ demeye başlar. ama öyle sevimli,şirin bir kedi değil, böcek, fare gibi bir hayvan. Amerikan askerleri Iraklılara hamamböcekleri diye sesleniyorlardı. Ebu Garip cezaevinde işkencelere katılan askerler, vahşi uygulamalarını insanları değil de temizlik ve güvenlik amacıyla zararlı hayvanları ortadan kaldırma olarak kabul ediyorlardı. Hani gece ışığı açıp, mutfağa girdiğinde gördüğü kaçmaya çalışan hamamböceğini terliğiyle ezip, çöp kutusuna atıverir ya insan, tam da öyle yaptıklarını sanıyorlardı.

Ama insanlıktan çıkardığına şiddet uygularken asıl kendilerinin insanlıktan çıktıklarının ayırtında bile değillerdi. O yüzden hatıra fotoğrafı çektiriyor ve gülücüklerle poz veriyorlardı, boka batırdıkları Iraklı mahkumların üzerinde.

Çünkü hamamböceğine uygulasan bile şiddeti uyguladığın anda sen de insan gibi olamazsın, bir başkasına şiddet uygulayabilmek için onun insan olduğunu reddettiğin anda sen de insan olduğunu unutmak zorunda kalırsın.

Öyle ki, olağan koşullarda sokakta bulduğu ıslanmış tir tir titreyen, üşümüş bir kedi yavrusuna gözleri yaşararak sahip çıkabilecek bir genç kız, kafası parçalanmış bir insanın fotoğrafının altına “ohhhhh beee süperötesi olmuş, hepsinin böyle olsa keşke” , “bir fotoğraf insanı tatmin edebiliyormuş demek ki ha ha ha :D” diye yorumlar yazıp, vahşeti beğenebilir.

Yukarıdakiler gibi onlarca ve büyük çoğunluğu galiz küfürlerle dolu yorumları yapan insanların şiddetin yarattığı korku girdabında akıl tutulmasına uğradıkları ve şiddetten, daha vahşi bir şiddet uygulayarak korunabileceklerini sandıklarını anlamak çok mu zor.

Kanlı, paramparça bir insan bedeni fotoğrafının altında birbirlerine çok ağır küfürlerle saldıranların ruhlarına ekilen düşmanlık ve nefret tohumları hangi ekinleri verecek sanıyorsunuz?

Bu nefretin sadece Türk’ten Kürt’e, Kürt’ten Türk’e yönelmekle sınırlı mı kalacağını düşünüyorsunuz? Sıradan insanın devletin şiddeti temel sorun çözme yolu olarak kullanmasına bakarak, yarın örneğin evladıyla arasındaki sorunu da aynı şiddet aracıyla çözmeye kalkacağının ayırtında değil misiniz? Eşiyle yaşadığı bir sorun olduğunda eşini aynı fotoğraftaki beden haline getirmeyi doğal ve tek çözüm yolu olarak benimseyeceğini anlamıyor musunuz?

Türkiye’de adli cinayetlerin giderek daha da vahşileşmesinin ardında toplumun ruhunun şiddet sarmalına dolanmasının yattığını görmek için daha ne kadar insanlıktan çıkmak gerekiyor? Sanki bu savaş ortamı bir gün bittiğinde insanlar artık gündelik hayatlarında durmadan uyguladıkları ve maruz kaldıkları şiddetten şıp diye sıyrılıverecekler mi sanıyorsunuz?

İnsan olduğunuzu unutturmaya çalışanlarla ancak insanca davranarak, insan kalarak mücadele edebileceğinizi unutmasanız keşke!  


Etiketler:
Nefret