08/02/2009 | Yazar: Murad Esin

Murad Esin | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Murad Esin

Bu konuda yazmayı uzun süreden beri düşünüyordum. Ali ile konuşurken akademik bir yazı olması üzerinde durmuştuk ancak son Ahmet Yıldız’ın öldürülmesi olayı ve başörtüsü ile ilgili yazdığım bir yazıya yapılan yorum nedeniyle uzun bir akademik çalışma yerine bu makaleyi yazmaya karar verdim.

Öncelikle bu yazının amacı kendilerini Müslüman olarak niteleyen ve eşcinsel olanlara ulaşmaktır. Onların içlerinde yaşadıkları karmaşa ve başta aileleri olmak üzere çevreleri ile yaşadıkları sorunlara küçük de olsa bir düşünsel katkı sağlamaktır. Bu yazının amacı fetva vermek değildir ya da olanı değiştirmek hiç değildir. Yazılacakların hepsi İslam diniyle ilgilidir ve bir yorumdur. Din de görecelidir ve yorumu, anlayışı ve uygulaması insanlara göre değişir. Bu nedenle sert dini uygulamalar uygulayanların anlayışını gösterir ve genel hakkında bağlayıcı değildir.

Yukarıdaki kısa açıklamadan yola çıkarak öncelikle şunu belirteyim hiç bir Müslüman, buna bu dinin Peygamberi dahil, Tanrı adına karar veremez. Bu bağlamda insanların cennete ya da cehenneme gideceklerine ancak Tanrı karar verir. Ve Tanrı’nın kutsal kitabında sözlerine dayanarak O’nun bağışlaması ve affetmesi karşılığında O’na eş bir başka ilah koşulmaması, bir cinsiyet addedilmemesi ve eş ya da evlat sahibi olduğu şeklinde bir tanımlama ile yaklaşılmaması dışında ve öteki canlıların haklarına tecavüz edilmemesiyle birlikte, Tanrı bağışlanma dileyen herkesi affedeceğini söylemektedir. Burada Tefsir bilimine girmeyeceğim. İsteyen herhangi bir Kuran mealinin girişinden rahmet ile ilgili ayetleri bulup okuyabilir. Buradan yola çıkarak eşcinsel olmak, hemcinsinden hem fiziksel hem de ruhsal olarak hoşlanmak bir Müslüman’ı dinden çıkarmaz, kafir kılmaz. Bir Müslüman eşcinsel olup da ibadetlerini yapabilir. Yukarıda belirttiğim gibi Tanrı’nın tekliğini, peygamberlerinin varlığını, kitapların hak olduğunu, meleklerin var olduğunu, kaderin ve hayr ile kötülüğün Tanrı’dan geldiğini kabul eden herkes Müslüman’dır. Bu imanın şartları arasında karşı cinsten hoşlanma zorunluluğu yoktur. Hiç bir kimse Tanrı adına karar vererek bir eşcinselin cehennemlik olduğu ya da dinden çıktığı yönünde karar veremez. Hele öldüremez. Bir masumu öldüren Tanrı tarafından tüm insanları öldürmüş olarak kabul edilir ve hesap günü en ağır ceza ile cezalandırılır. Eşcinsel olmak Kuran’da genel olarak bir suç olarak görülüp cezalandırılmamıştır. Ne Kuran’da ne Sünnette eşcinsel olunduğu nedeniyle bir ceza mevcuttur. Zina için cezalar vardır. Ancak recm Kuran’da yoktur. İran’daki eşcinsellerin idamı tümüyle İran’ın kendi uygulamasıdır. İslami anlamda Kuran ve Sünnetle alakası yoktur. İslam hukukun ilk iki temel kaynağı Kuran ve Sünnettir. Bazı din adamları yüzyıllar öncesinden yaşadıkları çevre şartlarına ve kültürel yapılarına dayanarak yaptıkları kıyaslar sonunda bazı cezalar hükmetmişlerdir. Ancak bunlar görecelidir. Ve 21.yy’da kabul edilemez. Kültürel yapının İslam hukukunun öteki iki kaynağı olan Kıyas ve İcma ile doğrudan etkisi vardır. Bu bağlamda eşcinsellik için hiç bir ceza atfedilemez ve eşcinseller cezalandırılamaz. Hele kaldı ki İslam hukukunda bireylerin kendi başlarına Kuran ve Sünnet hükümlerini uygulama hakları hiç yoktur. Böyle bir hareket terör ve bozgunculuk olarak Kuran’da Tanrı tarafından kabul edilmiş ve işte bu hareketleri yapanlar için Tanrı en ağır cezaları uygulayacağını şiddetli bir şekilde belirtmiştir.

Kuran’da anlatılan Lut peygamberin kavmi ile ilgili hikayenin de bu anlamda değerlendirilmesi gerekir. Kavmi, Lut peygambere inanmamıştır. Bu kavim için herhangi bir değer yoktur. Sokakta yürüyen erkeklere bile saldırıp tecavüz etmeyi olağan gören bir yapıları vardır. Haddi, insanlık sınırlarını aşmışlardır. Ve Tanrı onları bu nedenle cezalandırmıştır. Kuran’da bu kıssa anlatılırken kullanılan ‘Onlar kendilerinden öncekilerinin yapmadıkları şeyi yaptılar’ tabiri ırza tecavüz ve saldırı yönünden anlaşılmalıdır. Bir insan kimsenin hakkına bir tecavüz etmeden yaşadığı sürece bir problem olmaz. Kaldı ki İslamiyet sadece şart olan namaz, oruç ve zekat ile sınırlı değildir. Eşcinselleri kınayan ve dindışına çıkmış olarak görenlerin kaçta kaçı işlerinde doğrudurlar? Ne kadarı böbürlenmemektedirler? Ne kadarı dedikodudan uzaktırlar? Ne kadarı yalan söylememektedirler? Ne kadarı harcarken çok harcamadan kaçınmaktadırlar ya da cimri olmaktan uzaktırlar? Bu soruların kaynağı olan hükümlerin hepsi birer Tanrı buyruğudur ve 4 kitabın da temelidir.  

Eşcinsel Müslümanların İslam’ı bu anlamda yeniden inceleyip, önyargılı olan çevre ve aileleri ile ulaştıkları sonuçları değerlendirmeleri gerekmektedir. Boş verip suçu başkasına atmak kolaydır. Herkesin elinde yaşadıkları şartları değiştirme olanağı mevcuttur. Önemli olan güçlü olmak ve pes etmemektir. Sevgi ve merhamet bizlere Tanrısal birer bağıştır. Birbirimize karşı sevgi ile yaklaştığımızda sanırım sorunları aşmakta daha rahat oluruz. Karşımıza elbette ki şartlanmış insanlar çıkacaktır. Ancak onlara kendi dayandıkları kaynakları temel alarak yaklaştığımızda sanırım onları yumuşatabiliriz.

Ve konuşmak. Buradan bir çağrı yapmak istiyorum. Yıllar önce asker eşcinseller için de o zamanlar Genel Kurmay Başkanı olan Hilmi Özkök ile buluşun, sorunlarınızı ve önerilerinizi doğrudan onunla paylaşın, Özkök Paşa anlayışlı bir insandır demiştim ve aynı çağrıyı yapmıştım ancak denenmedi. Ancak o zamanlar bir tek KAOS GL Derneği vardı. Şimdi de Org. İlker Başbuğ ile askerlik konusunda konuşma denenebilir. İlker Paşa da modern ve aydın görüşlü biridir. Şimdi birden fazla dernek var. Bir araya gelinip İslam ve Eşcinsellik konusunda Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’dan bir randevu istenebilir. Bardakoğlu hoca aydın bir din adamıdır. Hurafelerden uzak öz İslam’ı savunur. Kendisiyle oturulup toplumda var olan eşcinsel karşıtlığı ve bu karşıtlığın ve şiddetin dini esas olarak alınmasının önüne nasıl geçileceği konusunda öneriler sunulabilir.

Konuştukça, birbirimizi anladıkça daha güzel bir dünyada yaşarız. Dinlemezler demeyelim, anlamazlar demeyelim, kendimizi ne kadar anlatabiliyoruz ona bir bakalım. Düşman olmak kolaydır. Ancak nefret hiç bir sorunu çözmez. Kabul etmemek kolaydır ancak kabul etmediğimiz sürece kabul edilmeyiz.

 


Etiketler: yaşam, din/inanç
Nefret