05/11/2009 | Yazar: Kaos GL

Al-Qaws, Arap toplumlarındaki ve İsrail içinde ve işgal edilmiş topraklardaki Filistin toplumlarındaki mevcut toplumsal yapıyı, cinsellik hiyerarşisini ve cinsiyet algılarını özgürleştirmek istiyor

Kaos GL | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Kaos GL

Al-Qaws, Arap toplumlarındaki ve İsrail içinde ve işgal edilmiş topraklardaki Filistin toplumlarındaki mevcut toplumsal yapıyı, cinsellik hiyerarşisini ve cinsiyet algılarını özgürleştirmek istiyor.

Filistinli queer aktivist Morten Berthelsen'in "İsrail'in İmajını Düzeltmek İçin Filistinli Eşcinselleri Kullanmayı Bırakın" başlıklı makalesi, Haaretz gazetesinde yayınlandı.

Kaos GL Çeviri Ekibinden Meşe Kökten, kaosgl.org için çevirdi.

Son ‘Gey Olimpiyatları’’nda –Danimarka Kopenhag’daki World Outgames’de- Tel Aviv dünyanın ayrıcalıklı eşcinsel başkentlerinden biri olmakla taçlandırıldı ve bu İsrail’in Danimarka büyükelçisi tarafından gururla kutlandı.

Beş gün sonra, Tel Aviv’e çok benzer bir merkezde bulunan bir gey barda halen kimliği belirlenememiş olan silahlı bir adam iki kişiyi öldürdü ve bir düzine insanı yaraladı.

Bu saldırıyı homofobik İsrail üzerine çok sayıda makale izledi ve Haaretz’in yaptığı bir anket İsrail nüfusunun yaklaşık yarısından fazlasının eşcinselliğin sapıklık olduğunu düşündüğünü gösterdi.

Filistinli eşcinsel hakları aktivisti Haneen Maikey’e göre daha sonraki olaylar İsrail’deki bilinen gerçekliğin bir ifadesi.

Maikey, ‘İsrail devletinin kendi liberal imajını desteklemek dışında eşcinsel haklarıyla ilgili hiçbir derdinin olmaması gerçekten hazin bir durum’ diyor. Maikey, ‘Aptalca ve bir anlamda da gülünç çünkü İsrail’de eşcinsel hakları yok. Kazanılmış ve belirli insanlara örneğin evlat edinme hakkı veren münferit mahkeme kararları var. Bu kararların davaya özgü olduğunu; bu özel durum için verildiğini, sadece bu çocuk ve bu iki anne için verildiğini belirtmekte yarar var. Tasdik edilmemiş mahkeme kararları üzerine bir insan hakları kampanyası kuramazsınız’ şeklinde konuşuyor.
Maikey, Filistinli bir İsrail yurttaşı. 31 yaşında bir feminist. Topluluk örgütlenmesi yönetimi konusunda yüksek lisans derecesine sahip ve Filistin Toplumunda Cinsel Çeşitlilik ve Cinsiyet Çeşitliliği için kurulan Al-Qaws’ın (Arapça’da ‘gökkuşağı’ demek) kurucularından biri ve yöneticisi.
Maikey, World Outgames kapsamında tüm Orta Doğu’dan queer aktivistleri bir araya getiren bir konferansa katıldı. Farklı Arap ülkelerinden aktivistler deneyimlerini paylaştılar ve –her Arap ülkesinde farklı bir savaş vermeyi gerektiren- gelecekteki özgürlük mücadelesi için gerekli temel taşları ortaya koydular.

Maikey, İsrail Devleti’nin Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transgender ve Queer (LGBTQ) toplumunu onaylamadığının açık olduğunu düşünüyor ve bunu sadece Batı dünyasının gözündeki lekeli imajını temizlemek için kullandığına inanıyor.

İsrail’in saygınlık sürecini alevlendirmek için önceden önlemler alarak desteklediği diğer konuların neler olduğunu soruyor: Feminist amaçlar? Sağlık sistemi? Ahlaklı ordu?
Fakat ana sorunun, İsrail’in baskılanmış Filistinlilerin terör öykülerini sömürerek ve böylece kendisinin haklı olduğu hissini arttırarak kendisini yurt dışında bir eşcinsel sığınağı olarak sunması olduğunu söylüyor. İsrail’in Danimarka büyükelçisinin sözleriyle ifade edilirse:
 
‘Cinsel azınlıkların eşitliğini ve onların hakları için mücadelesini çoğumuz verili olarak alıyoruz. Ama ne yazık ki bölgedeki (Orta Doğu), gey ve lezbiyenlerin işkence, şiddet ve cinayete maruz kaldığı diğer birçok yerde eşcinsellerin çoğunluğu açısından gerçeklik farklı.’

Maikey, ‘sizin kampanyanızın bir parçası olmayı reddediyorum’ diyor. ‘Benim adıma konuşmayı ve beni önceleri hiç desteklemediğiniz bir amaç için kullanmayı bırakın. Bana bir iyilik yapmak istiyorsanız arkadaşlarımı bombalamayı bırakın, işgalinize son verin ve beni toplumumu yeniden kurmak için rahat bırakın. Toplumumun insan hakları ve toplumsal meselelerde kat etmesi gereken çok yolu olduğunun farkındayım ama bu benim sorumluluğum, sizin değil’ diye sesleniyor.

Arap dünyasındaki eşcinsel hakları mücadelesinin birçok ortak yanı var: çoğu eşcinsel, geleneksel, kapalı toplumlarda yaşıyor ve aile, beklentiler ve değerlerle ilgili benzer sorunlarla karşı karşıya.

Fakat örneğin Lübnanlılar Beyrut’ta oldukça belirgin bir kültürel merkeze sahipken ve eşcinsel hakları üzerine yetkili kurumlarla işbirliği yapabilirken Filistinlilerin böyle bir merkezi ve bu tip imkânları yok. Bu nedenle temel ilke radikal eylem ve taban örgütlenmesi.
 
Maikey, 1948 Nakba (felaket) Filistin tarihinin, işgal ve ayrımcılığın onların deneyimine özgün bir şey kattığına inanıyor. ‘Daha fazla karmaşıklık. Bizler sürgündeyiz. Merkezimiz yok. Ne Yafa ne de Hayfa merkez olabilir. Kudüs değil, Ramallah? Kendime acındırmak istemiyorum ama mücadeleyi anlamak ve arzularımızın önündeki engelleri anlamak için bu önemli’ diyor.
Bu isteklerden biri, Arap toplumlarındaki ve İsrail içinde ve işgal edilmiş topraklardaki Filistin toplumlarındaki mevcut toplumsal yapıyı, cinsellik hiyerarşisini ve cinsiyet algılarını özgürleştirmek.

Bu insanları ortak eylemlilik ve fikir alışverişi için bir araya getirmeyle paralel giden bir süreç. Ama Al Qaws 2001’de kurulduğundan bu yana 600 üyeye erişmiş ve Kudüs, Hayfa, Yafa, Nasıra ve Batı Şeria’da yerel liderlerle çalışıyor olsa da fiziki ve toplumsal ayrımlar hâlâ en cesaret kırıcı engeller.

Şimdiki şartlarda Al Qaws’ın iyi korunan küçük ofisinin olduğu yer, Kudüs’te.
Maikey, ‘Aktivizm tutkuyla yürür ve enerjini vakfedebileceğin bir yer olmadığında yanıp yok olmamak imkânsız. Bir mekânımız olmasa da bir ses yaratmak zorundayız. Ama sadece e-mail yoluyla iletişim kurarken enerjiyi aktaramayız’ diyor.

Arap toplumlarındaki LGBTQ topluluklarının gelişmekte olması –halen büyük oranda görünmez olsalar da- gerçeğinden hareketle Al Qaws, bugünlerde Aswat -Filistinli Eşcinsel Kadınlar örgütüyle birlikte eşcinsel Filistinliler için bir yardım hattı açıyor. Bu hat en basit haliyle toplumdan izole edilmiş insanlar, kendi kimlikleri hakkında konuşabilecekleri kanallara ve desteğe ihtiyaç duydukları için oluşturuluyor.
Açılmak istiyorsanız süreci planladınız mı? Ailenizle ilişkiniz nasıl? Diğer destekleyici ağlarınız neler? Bütün bunlar birinin kimliğiyle ve onun içerimleriyle ilgilenme yolundaki basamaklardır – bu yol Filistinliler için çok daha mütevazı bir süreci içerir zira dolaptan dışarı çıkmanın kendisi zorunlu olarak bir amaç değildir.

Maikey, ‘Benim toplumumun kendine özgü ihtiyaçlarını ve çelişkilerini Batı deneyimini kopyala-yapıştır yaparak ele alamazsınız. Siz (Batı’dakiler) kabul edilmek için tam olarak görünür olmak, arkadaşlarınıza, ailenize, iş yerinize söylemek, psikiyatra gitmek zorundasınız’ diyor. 

Fakat Filistinliler için yaklaşım çok farklıdır. ‘Birçok insan için sadece kız kardeşine açılmak –ya da hatta sadece kendine söylemek- yeterli olabilir. Öte yandan herkesin açılmasını sağlamaya çalışmak istemiyorum çünkü hepsinin saklanabileceği bir sığınağım yok.’

Görünürlükle ilgili diğer bir engel cinsel davranışı ve kimliği bireyin ellerine bırakan liberal söylemden kaynaklanıyor. ‘Kiminle uyuduğun beni ilgilendirmiyor –bu senin özelin’ gibi ifadeler Maikey’i sinirlendiriyor. Filistinliler için özel olan politiktir.
‘Hadi ordan! Bu benim özelim değil. Bu politik bir mesele. ‘Git ne yapıyorsan yap ama perdeleri kapamayı unutma’ gibi homofobik ifadelerin hilekârlığını göz ardı etmenin riskli ve ikiyüzlüce olduğunu düşünüyorum.’

Tel Aviv’de her yıl düzenlenen Onur Yürüyüşü (Pride) görünürlük için bir örnek teşkil ediyor. Utanmaksızın, gözünüzün önünde farklılığı kutluyor. Televizyonu kapatsanız bile görmezden gelmeniz mümkün değil. Fakat yine, bir Arap olarak Pride’a katılmak farklı bir hikâye.  

‘Pride’a katılan insanlar bunu eşcinselliklerini ve cinselliklerini kutlamak için yaparlar, [ama] Filistinliler ve diğer Araplar otomatik olarak kameraların nerede olduğunu belirlemekle, makyaj yapmakla ya da onları gizleyecek özel şapkalar almakla meşgul olacaklardır. Özgürleşmenin başlıca araçlarından birine kendini gizleyerek katılmanın, LGBTQ toplumunun özgürleşmesi adına neden iyi ve sağlıklı bir şey olduğunu anlamıyorum.’

Ama sadece görünürlük algıda bir değişiklik yaratacaksa, eşcinsel Filistinlilerin stratejilerini değiştirmeleri gerekiyor; Pride pek yakında Ramallah’a gelmiyor.

‘Hepimiz kendi bireysel ‘Onur Yürüyüşü’müzü yapmalıyız. Görünürlük farklı gruplarda ve toplumlarda farklı anlamlara sahiptir ve bizimki dünyaya burada olduğumuzu söylemekle başlamalı; söylemimizi genişletmeli, diller arası çalışmalı, insan hakları üzerine bir tartışma açmalı, mesajlarımızı gayet net iletmeli ve daha yüksek sesle ve cesurca bağırmalıyız.’

Ve Maikey bağırıyor: ‘Buradayız, aktif, güçlü ve olgunuz ve bunları yapabilecek öncülüğe sahibiz. Bizim ihtiyaçlarımıza duyarlı olabilecek kişiler sadece bizleriz. Arap dünyasının bizim kendimizi toplumun ayrılmaz bir parçası olarak gördüğümüzü ve toplumdaki herhangi biri olabileceğimizi bilmesi gerekiyor. Biz öğretmeniniz ya da sizin kızınız olabiliriz. Artık saklanmayacağız.’

‘Ezilen ve güçsüz kurbanlar olarak sunulmayı reddediyoruz. Evet, şiddet bizim günlük hayatlarımızın bir parçası ama dostluk, özgürleşme ve eğlence de öyle. Kendimi asla ezilen olarak görmedim. Daha az ayrıcalıklı olduğumun farkındayım ve her gün beni baskılayan bir otoritenin, kurumun ve kültürün olduğunu biliyorum.

Baskıya karşı gelmek ve son vermek için sesimi yükseltmek ve harekete geçmek istiyorum. Bizim kimliğimiz eşcinsel ve ezilen olmaktan daha karmaşık. Kendi içimizde iletişim kurabileceğimiz ve bütünleşebileceğimiz birçok özelliğimiz var. Kendi saflarımızda birçok hiyerarşi ve içselleştirilmiş homofobi olduğu için bunu içimizde özellikle geliştirmemiz gerekiyor.’
Maikey’in düzenli olarak yaşadığı en büyük sıkıntılardan biri, karmaşık bir durumun değerlendirilmesini gerektiren bir konuda medyanın benimsediği yüzeysel yaklaşımı ve söz konusu durumu hemen ön yargının sunağında kurban etmesi.
 
Ne zaman Batı’dan ya da İsrail medyasından bir gazeteci Haneen’le konuşmak istese hep aynı soruları duyar: ‘Geçen yıl kaç eşcinsel ailesi tarafından öldürüldü?’ ve ‘ Ailesinin namus cinayeti teşebbüsünde bulunduğu, ezilen Filistinli bir eşcinsel bulmama yardımcı olur musunuz?’

‘Bu nedenle çok net medyaya konuşmama politikamız var. Ne zaman bir gazeteciyle karşılaşsam makalenin zaten yazılmış olduğu ortada. Filistinli eşcinsellerle ilgili hikâyeleri Google’da aramayı deneyin. Hepsinin çok benzer olduğuna yemin ederim.’

Bu yüzden Al Qaws gazeteciler ve insan hakları aktivistleri için, Filistinli topluluklar içindeki karmaşıklığı ve kültürel çeşitliliği aydınlatan –ve kurbanlaştırma söylemini engellemeyi amaçlayan- bir ‘yazmadan önce rehberi’ hazırladı.

‘Birçok Filistinli kendisinin hiçbir şey yapamayan umutsuz, aciz kurbanlar olduğunu düşünüyor. Ama yapabilirsiniz hatta bazen kuralları ihlal etmeden. Değişimin Batı Şeria’da bir kadın grubu oluşturmak ya da ailenize eşcinsel olduğunuzu söylemek olması gerekmiyor. Kendi içinizde ya da arkadaşlarınızla yaptığınız küçük şeyler olabilir. Bir arabaya atla, bir bira iç ve bütün sorunların için işgali bahane göstermeyi bırak.’

Maikey’in de yaşadığı Kudüs’te nefreti görebilir ve hissedebilirsiniz. Bir hoşgörü merkezinde yaşadığınız gibi yalancı bir fantezi geliştiremezsiniz. İnsanlar ırkçı ve şiddet dolular, bunu görmezden gelmek imkânsız. ‘Bunu gerçekten seviyorum ve bir anlamda bana bunu yapanın işgal olduğunu düşünüyorum. Niçin yaptığımı, ne yaptığımı bana sürekli hatırlatan şey, görünür baskıdır.’

Onun çalışması, vizyonu, eylemi ve değişime yönelik insan tutkusu açısından Maikey, İsrail işgalini, onu küçümserken bile, sürekli direnişin ardındaki tek dinamik olarak görüyor.

‘Kinik olmak adına, işgalin sonlanması büyük bir sorun olurdu. Kendimizi ondan ayıramayacak kadar kendimizi ve mücadelemizi işgalle bütünleştirdik. İşgali romantize etmeye çalışmıyorum, ama 60 ya da 100 yıl içerisinde işgal bitse mücadelemi ve kimliklerimi nasıl yeniden tanımlayacağımı merak ediyorum.’

Aynı biçimde Maikey, -korkunç etkilerin ötesinde- Batı Şeria’yı çevreleyen duvarın içeride olan insanlar için güçlendirici bir unsur olduğunu düşünüyor. Duvar, fiziksel olarak görüşebilmeyi zorlaştırır ve insanlar parti için Tel Aviv’e gidemez ya da Kudüs’teki ofisinde Haneen ile görüşemez ve kişi gerçeklikle tek başına yüzleşmek zorundadır. ‘Ne kadar zor durumdaysanız, ne kadar az ayrıcalığınız varsa, eylemleriniz o kadar radikal olur ve değişimi yaratmayı o kadar çok istersiniz.’
 
‘Rahat bir yerde olmak risklidir çünkü önemli şeyleri kolayca unutursunuz. Devrimi kadınların ateşleyeceğine ve ezilen insanların onu omuzlayacağına gerçekten inanıyorum, devrimi oturan ve devrim hakkında konuşan insanlar yapmayacak. Bunu kendi başıma yapmayacağımı biliyorum çünkü ben Kudüs’te işyerlerinin olduğu bölgede oturuyorum ama üyelerimizin sayısı artıyor, biz kuralları ihlal ediyoruz, sorunları gün yüzüne çıkarıyoruz, görünür oluyoruz ve insanlar cephede olmak istiyor. Gökkuşağı treni kalkıyor. Hadi atla. Yallah.’(AE)
 

Etiketler: yaşam, dünyadan
Nefret