28/03/2014 | Yazar: Selçuk Candansayar

Selçuk Candansayar yazdı: Seçim sonuçlarından bağımsız olarak hem AKP hem de Cemaat’in toplum nezdinde inandırıcılıkları derin ve onarılmaz bir yara almış durumda.

Selçuk Candansayar | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Selçuk Candansayar
AKP- Cemaat kapışmasının neden başladığı üzerine tevatürün sonu yok. İki ana grupta toplamak mümkün. Görünür olan yağmanın üleşilmesinde bir anlaşmazlığın çıktığı. Daha derinde ise ikisini de tasfiye eden bir süreçten yırtabilmek için çırpınırken birbirlerine tutunarak ayakta kalmak yerine birbirlerinin boğazına basarak yaşamaya çalıştıkları.
 
Gidişat ise ikisinin de bu sürecin sonunda ne eski güçlerinde ne de konumlarında olacakları. Siz miting meydanlarındaki kalabalıklara bakmayın, ne de medyada ahkam kesip yüksekten atanlara. Seçim sonuçlarından bağımsız olarak hem AKP hem de Cemaat’in toplum nezdinde inandırıcılıkları derin ve onarılmaz bir yara almış durumda.
 
Karşılıklı dalaşmaları sokaktaki sıradan insanın zihniyet dünyasının kelimenin doğru anlamıyla nihayet sekülerleşmesine büyük katkısı oluyor. Din ve dini değerlerin politik araçlar olarak hem de bu denli sakil ve düzeysizce kullanılmaları, dini gündelik hayatın ekonomisi ve siyasetinden çıkarmaya zaten hazır hale gelmiş topluma bir fırsat veriyor. Nihayet din, gündelik hayatın inşa edici kurucu ilkesi olmaktan çıkıp bir tür ‘maneviyat tamponu’ konumuna çekilebilecek. ‘Bayramına Cumasına giden ama rakısını da içen; Ramazan’da orucunu tutup kurbanın ilk kavurmasını rakısına meze yapan’ artık kamusal kabul de görecek.
 
Zaten öyle değil miydi, itirazının bir anlamı yok. AKP, Cemaat ve avanesi bu ‘zaten öyle olanın’ bir tür Kemalist istibdat olduğu iddiasındaydılar ve bu iddialarını kendi hayat ve iktidar pratikleriyle boşa çıkardılar. Kendi elleri ve ahlaksızlıklarıyla dinin kutsallığının içini boşaltmış oldular.
 
Egemen Bağış, Metehan Demir ikilisinin makaradan ayet salladıklarının faş edilmesi, aynı şakacı Egemen’in daha dün Fazıl Say’ ı linç etmek isteyenleri kışkırtanlardan biri olmasıyla birleştirilmiyor mu, sanıyorsunuz? Dahası, dinci, yandaş medyanın bu olayı örtbas etme çabasını toplumun görmemesi mümkün mü? Basit gibi görünebilir ama RT Erdoğan’ın mitingleri nedeniyle haftalardır Cuma namazını boşladığını tam o saatte onu dinlemeye getirilenler de mi anlamıyor? F. Gülen, ‘iki ceketim var’ diye his yapınca, gazetelerinde çarşaf çarşaf ceket fotoğrafları yayınlayarak dalga geçenler, aslında hangi imgeyi paramparça ettiklerinin ayırtındalar mı?
AKP- C yağma koalisyonunun ‘tencere dibin kara senin ki benden kara’ itirafları, toplumda hızla ‘yok aslında birbirlerinden farkları ikisi de din bezirgânı’ fikrinin yayılmasını sağlıyor.
 
Ama bu süreçte örtük olarak işleyen bir başka dinamik daha var. Evet, al birini vur ötekineymiş ikisi de dindar görünümlü yağmacı sonradan görme kapitalistlermiş, doğru; doğru ama asıl önemli olan onlara oy verenlerin büyük bölümü ve bu iktidardan nemalananların tümü de öyle değil miydiler? Şakacı Egemen’le Liberal kahraman Mehmet Altan arasındaki fark, Mehmet Metiner ile Hakan Şükür arasındaki farktan fazla mı? Hayrettin Kahraman ile Ali Bulaç; Murat Belge ile Abdurrahman Dilipak; Hasan Cemal ile Nazlı Ilıcak arasında nasıl ayrım yapılabilir? En azından “Kirletmemek için Gezi’ye gitmedim” diyen E. Özkök kadar ne yaptıklarının farkında olsalar, ve kirletmemek için çekip gitseler diye ummanın anlamı var mı? Bir de bu isimlerle aynı ama görünür olmayan bakkalı, manavı, müteahhidi, memuru, öğretmeni, profesörü, doktoru, şarkıcısını da düşünün.
 
Ortaya dökülen bunca pisliğin ardından toplum yeniden bir arada yaşayabilmek için bu ahlaksızlık, suç ve ‘günah’ batağında geçen yıllardan ancak bir kefaret ayiniyle kendini arındırabilecek. Suça ya da günaha bulanmış ve fakat bundan da çok haz alıp, küpünü doldurmuş olanlar kendi suçluluk ve günahkârlıklarının kefaretini bir kurban üzerinden ödemeye çalışırlar.
 
Kurbana yöneltilen her suçlama ve ona uygulanan her ceza suç ortaklarını biraz daha temizleyeceğinden ayin oldukça vahşi ve kanlı olur. Kurban kim mi? Coşku içinde koşarak cellâtlarının önünde bağırıp çağırana bakın… 

Etiketler:
Nefret