24/04/2020 | Yazar: Kerem Dikmen

Devletin gündeminde zaten olmayan LGBTİ+ hakları, sivil toplumun gündeminde de gereken yeri bulmuş değil.

LGBTİ+ hakları insan haklarının neresindedir? Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Kerem Dikmen | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Kerem Dikmen

Kaos GL Derneği’nin 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde gazetelere verdiği ilan, Çizim: Aslı Alpar

Başlık elbette bilinçli ve yanıtı da totoloji yapmaya kışkırtıyor, yani LGBTİ+ hakları tabii ki insan haklarıdır. İnsan haklarının evrenselliği, bütüncüllüğü ve yaşam hakkını bir kenara tutarak hiyerarşiyi dışta bırakması, yukarıdaki soruyu teorik düzlemde anlamsız kılıyor. Fakat çarpıcı bir biçimde teoriden uzaklaşarak pratik alana doğru ilerlediğinizde aslında hiç de totolojik bir tablonun olmadığını görüyorsunuz.

Yakın tarihe baktığımızda hashtag misali kelimelerin senelerle özdeşleştiğini görüyorsunuz. Mesela 2015 Haziran ayında yapılan seçimlerin ardından AK Parti ile CHP arasındaki koalisyon görüşmeleri, “istikşafi” kelimesini gündemimize sokmuştu. Bir sonraki toplum sözlüğünde yeniden hatırlanarak uzunca bir süre gündemde kalacak kelime ise “iltisak” kelimesi idi. Bu senenin hafızalara kazınacak kelimesinin de “pandemi” olacağını tahmin etmek zor değil.

Pandemi siyaset, üretim, iktidar, toplum gibi kamusal alandan aile, cinsel, ev içi gibi özel alana dek birçok alanda ilişki tarzlarının yeniden üretilmesine neden oluyor. Sendikalar, barolar ya da yerel yönetimler için olduğu gibi sivil toplum için de yeni gündemler ve mücadele alanları yarattı, yaratıyor. Sivil alanın parçası olan insan hakları savunucuları için de aynı. Yeni sorun alanları, yeni sorun alanlarına karşı referansı temel hak metinleri olan çözüm önerileri, fiziksel alandan dijital alana çekilen tartışma ortamı ile kullanılagelen araçlardaki kaçınılmaz değişim, pandemi olgusunun en hissedilir etkileri oldu.

Garip bir biçimde, sivil toplum olarak, pandemi öncesi fiziki olarak bir araya gelmenin zorlukları nedeniyle bunu tercih etmeyen ama bunun karşısına da başka yöntemleri koyamadığı için bir araya gelişleri daha az olan bir düzlemden, dijital olanakların yoğun olarak kullanıldığı, normalde yapılmayan toplantıların yapılmaya başlandığı bir düzleme geldik. İletişim kurulan yer boyut değiştirirken, sıklığı arttı. Toplanma hakkının önemini bir kere daha görmüş olduk. Bu yoğun toplanma halinin meyvelerini de webinarlar, insan hakları gündemine ilişkin açıklamalar, çevrimiçi eğitimlerin sayısından görmek mümkün.

Bir araya gelişlerin arttığı oranda ortaklaşan iradenin de kamuoyuna çeşitli gündemler üzerinden daha sık duyurulduğu bir döneme girmiş olduk. Türkiye - Yunanistan sınırındaki insan hakları krizinin hemen ertesine denk gelen Covid - 19 salgını süresince; Ailenin Korunması ve Kadına karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun uygulanmasından, tutuklu ve mahpus hak sahipleri ve hak savunucularının tutulma koşullarına, Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun değişikliği ile gündemleşen “af” tartışmasından, bu af nedeniyle ortaya çıkacak mağduriyetlerin hak ihlali boyutuna dek bir dizi irade beyanını okuduk.

Bir kısmının oluşturulması aşamasındaki tartışmalara tanıklık eden, bir kısmının ise açıklanmasının ardından okuyucusu olan bir kişi olarak şu tespiti yapmam ya da geçmişte yapılan tespiti yinelemem bir zorunluluk, devletin gündeminde zaten olmayan LGBTİ+ hakları, sivil toplumun gündeminde de gereken yeri bulmuş değil. Gereken yer derken; LGBTİ+ hakları savunucuları şunun gayet farkında; ortaklaşan bir iradenin yansıması olan bir metin ile LGBTİ+ hak savunucularının aynı konuya dair kendi metinleri mutlaka farklılıklar taşıyacaktır ve ortaklaşma bir ölçüde bazı durumlarda söylenmesi gerekeni daha az söylemek veya daha farklı sözcüklerle ifade etmek demektir. Ama temel insan haklarına ilişkin açıklamalarda bazı grupların öznel sorunlarına dikkat çekip, bazı grupların öznel sorunlarına dikkat çekilmediği durumda haklar arasında bir hiyerarşi kurmuşsunuz demektir ve bu da insan hakları teorisine aykırıdır.

Kaldı ki LGBTİ+ hakları, haklar açısından yalnızca dikey bir eksene değil ama aynı zamanda yatay bir eksene de işaret eder. Örneğin mülteciler hak ihlaline sıkça uğrayan bir gruptur ancak bu grubun içindeki bir alt grup olan LGBTİ+ mültecilerin parçası oldukları üst gruptan farklılaşan ve derinleşen başkaca sorunları vardır. Elbette salgın dönemindeki mahpus / tutukluların tutulma koşullarına dair söz söylemek gerekir ancak unutulmamalıdır ki geçiş sürecinde bulunan, hormon terapisi devam eden veya hormon terapi talebi reddedilen ya da cerrahi müdahale aşamasına gelmiş ya da bu talebi reddedilen bir trans tutuklu / mahkum açısından salgının etkileri farklılaşır. Çocuk hakları bu dönemde daha fazla ihlal edilebilmektedir, yasal bir dayanak olmaksızın sokağa çıkışları yasaklanan ve çocuk olarak tanımlanan 18 yaş altındaki kişiler açısından bu dönem yeni ihlaller üretmiştir ancak kim bu sürecin LGBTİ+ çocuklar açısından farklı sorunlar doğurmadığını iddia edebilir ki. LGBTİ+. Yani lezbiyen. Yani gey ve biseksüel. Yani trans kadınlar, yani trans erkekler. İnterseksler ve diğer kimlikler. Açarak yazdım ki LGBTİ+ kavram şemsiyesi içinde bu kimliklerin farklılaşan sorunları gölgelenmesin, nicelikleri azalmasın.

Bu dönem insan haklarına dair söylenen sözlerde, L’yi göremeyen lezbiyen, G’yi göremeyen gey, B’yi göremeyen biseksüel, T’yi göremeyen trans, İ’yi göremeyen interseks mülteci, çocuk, tutuklu, yaşlı, işçi açısından o sözler muhakkak bir anlam ifade edecektir. Ancak bu, o sözlerin eksik olduğunu gerçeğini de maalesef değiştirmeyecektir.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: insan hakları
Nefret