04/10/2009 | Yazar: Kaos GL

Leslie’yi ilk kez ABD’de sosyalist bir parti olan Workers’ World (İşçilerin Dünyası) Partisi’nin kongresinde görmüştüm. Yakışıklı, karizmatik birisiydi. Salonu dolduranların soluklarını t

Kaos GL | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Kaos GL

Leslie’yi ilk kez ABD’de sosyalist bir parti olan Workers’ World (İşçilerin Dünyası) Partisi’nin kongresinde görmüştüm. Yakışıklı, karizmatik birisiydi. Salonu dolduranların soluklarını tutarak dinlediği kısa ama çok etkileyici bir konuşma yapmıştı. Onun erkek değil de bir kadın olduğunu öğrendiğimde öylesine şaşırmıştım ki.


‘Stone Butch Blues’ adlı kitabını satın alıp imzalatmıştım. Leslie Feinberg’ü tanımak için yapılacak ilk şeyin onun yazdıklarını okumak olduğunu bildiğimden ve ayrıca daha varlığından bile haberdar olmadığım ‘butch’un ne olduğunu merak ettiğimden kitabı o gece okumaya başladım. 

Bu kitap daha sonra Türkçe’de Cemile Çakır çevirisiyle Atrshop yayınlarınca ‘Sevici Türküsü’ adıyla yayımlandı. Feinberg ile kitabı ve eşcinsellik üzerine konuştuk. Soluk soluğa okuduğum ‘Sevici Türküsü’nün yazarıyla söyleşi yaptığım için kendimi şanslı görüyorum.  

Özlem Çakır
 
Kitaptaki hikâyenin tamamı sizin öz yaşam öykünüze mi dayanıyor?  
‘Sevici Türküsü’ benim ve daha birçoklarının yaşam deneyimlerinden yola çıkılarak yazılmış bir kurmacadır. Kurmaca dememin nedeni yaşamın gerçeklerinden kaynaklandığını düşünmediğimden değil; sadece kurmacanın, gerçekleri daha dürüst ve açık seçik dile getirmesindendir. Bu kurmaca, okuyucuyu gerçeğe götürüyor: Ezilmişliğin, zorluğun gerçeğine. 
 
Kitaptaki ana karakter Jess’in hayata bir butch olarak gözünü açtığı günlerden bugüne Amerikan toplumunda neler değişti? Soruma şunu da eklemek istiyorum: Günümüzde lezbiyenler hâlâ aynı sorunlarla yüz yüze mi? 
Kısaca evet, çok şey değişti denilebilir. Eşcinsel aşk Amerika’da yasak değil artık. Fakat bu hakkı zorlu mücadeleler sonucunda aldık. Her yıl 1969 Stonewall İsyanı anısına düzenlenen yürüyüş milyonlarca insanı bir araya topluyor. Birçok hak kazanıldı; fakat zafer durağan bir şey değildir. Hâlâ birçok güç, mücadeleler sonucu elde edilen sosyal kazanımları geri almak için uğraşıyor. Bu kazanımları korumalı ve daha fazlasını kazanmak için uğraş vermeliyiz. Erkeksi butchlar ve efemine geyler için yaşam hâlâ çok zor. Bazen umumi tuvaletleri kullandıklarında başlarına olmadık şeyler gelebiliyor. Utanç verici aşağılayıcı sözlerle taciz ediliyor, dayak yiyebiliyor veya tutuklanabiliyorlar. Siyah bir butch ve onun arkadaşı geçtiğimiz haziran ayında Greenwich Village’da bir restorandan kovuldular ki dört gün süren Stonewall başkaldırısı Greenwich Village’de olmuştu. Niye kovuldular biliyor musun: Kadınlar tuvaletini kullandıkları için. Kadın kimliğini gösterdiği halde restoranı terk etmeye zorlandılar. Yedi siyah butch bu davranışa, kendilerine saldıran erkeklere karşı koydukları için tutuklandılar. Belki de bu yüzden yıllarca hapiste yatacaklar. Dediğim gibi, kazanılacak çok hak var.
 
‘haklarımızı tamamen elde edinceye dek mücadele sürecektir’
 
Yaşamını eşcinsellerin mücadelesine adamış biri olarak bugün gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Eşcinseller verilmekte olan mücadeleden neler kazandı? Daha neler kazanmalıdır? 
Şu ana dek birlikte attığımız adımlar beni gururlandırıyor. Fakat eşcinseller, siyahlar, Latinler, Araplar, Asyalılar, yerliler, kadınlar, politik tutuklular ve bütün emekçiler için verilen mücadele kazanılmadan memnun olmayacağım. Haklarımızı tamamen elde edinceye dek mücadele sürecektir.
 
Günümüzdeki eşcinsel kültürünü nasıl değerlendiriyorsunuz? TV şovları, pornografi, barlar, tatil yerleri,  AIDS, dans kulüpleri, filmler... Nasıl tanımlıyorsunuz bu kültürü? Giderek tüketim kültürüne boyun eğmeye yönelik bir yapı oluşuyor diyebilir miyiz? 
Kapitalist bir düzende yaşıyoruz. Bu sistem her zaman insanların kimliklerinden, düşüncelerinden gelir elde etmeye çalışacaktır. Bence Amerika’da birçok eşcinsel kültür var. Tıpkı Türkiye’deki Kürt, Amerika’daki Siyah, Latin, Arap, Asya ve Kızılderili kültürleri gibi… Bütün bu insanlar kültürlerinin tanınması için mücadele vermektedir. Bu, eşcinseller için de geçerlidir. Hatta bütün butch, gey, biseksüel ve travestiler içerisindeki ekonomik sınıflar için de geçerlidir. Biz hangi sınıfa mensubuz? Zengin ya da sömürülmüş, ezilmiş ve sindirilmiş sınıfa mı?
 
Amerika’da ve dünyada eşcinsellerin heteroseksüellerle eşit hukuki ve sosyal konuma erişmeleri uzak bir hayal mi? Değilse, ne kadar yakın? 
Devlet, ayrımcılığı; eşcinsellere evlilik yoluyla gelebilecek olan binden fazla hakkın yok sayılması fikrini ateşledi. Bu konudaki mücadele, ataerki, ekonomik aile yapısını kendisiyle yüzleştirdi. Şu gerçeği unutmamak gerekir: Hıristiyan kiliseleri her türlü yüzleşmeye karşıdır. Anlayacağınız işimiz çok zor. Altını çizerek söylüyorum: Birçok kazanımlar elde ettik. Fakat bu mücadeleyi tam anlamıyla kazanmak istiyorsak hızı düşürmememiz gerekir. Çünkü hiçbir politikacı ‘Haklarınız budur, buyurun alın’ demez!
 
‘yaşamım boyunca sosyalizme giden yolun döşenmesine baş koyacağım’
 
‘Sevici Türküsü’nde çok güçlü bir politik mücadeleden bahsediliyor. Politikanın, özellikle de sosyalizmin yaşamınızdaki yeri nedir? Neden Workers’ World? Bu politik hareket içinde eşcinsellerin ağırlığı nedir? Eşcinseller bu partinin politikasını nasıl etkiliyor?  
Politika yaşamın özüdür: Kök saldığımız ekonomik gerçek, geliştiğimiz ya da gelişemediğimiz sosyal ortam. Boyun eğmeyen bir kişiliğim var. Sokaklarda, metrolarda sağcı kabadayılarla karşılaşıyorum. Polis baskısı dahil daha birçok zorbalık baskısı altında yaşıyorum. İş bulamıyorum. Umumi tuvaletleri güven içinde kullanamıyorum. Bütün bu nedenlerden dolayı mücadele etmek zorundayım. 23 yaşındayken Workers’ World Parti’yle tanıştım. Partiye katılmamın ilk nedeni Filistin savaşına ve özgürlüğüne güçlü bir destek vermesiydi. Partinin bu düşüncelerini sonuna dek savunuyorum. Yoldaşlarım olmasaydı kapitalist Amerika’nın kalesinde hayatta kalabileceğimi sanmıyorum.
 
Sosyalizmi görüp göremeyeceğimi bilmiyorum ama biliyorum ki yaşamım boyunca sosyalizme giden yolun döşenmesine baş koyacağım. ‘Transgender Warriors’ (Transeksüel Savaşçılar) adlı kitabımı yazacak kadar hayatta kalabildiğim için yaşama karşı minnettarım. ‘Transgender Warriors’ sınıflara ayrılmış toplumları tarihsel ve kültürel yönden irdeliyor, hayatımın yürek vuruşları sanki. Bir diğer mutluluğum da bir internet kitabı yazacak kadar uzun yaşamam. Bu kitap dört yıldır editörlüğünü yaptığım Workers’ World Partisi’nin haftalık gazetesinde yayımlandı. Gazetede köşenin ismi ‘Lavender&Red’ (Lavanta ve Kırmızı). Yazılar, yüzyıllık bir süreçteki sosyalizm mücadelesini, sosyalizmin bir üstü olan komünizm mücadelesini, insan cinselliğini, cinsel seçim ve cinsel kökenli baskılara karşı verilen savaşı içeriyor. 112. bölümü Workers’ World Partisi’nin bu haftaki sayısı için bitirdim. Bu yazı dizisi ücretsiz olarak www.workers.org adresinden okunabilir.
 
Demokratlar eşcinsel evliliği savunduğu için seçimi kaybetti denildi. Bu ne kadar doğru? Bu saptama önümüzdeki seçimlerde demokrat parti adaylarının eşcinsellere yönelik politikasını ne ölçüde etkiler? Demokrat Parti başkanlık aday adaylarının eşcinsellere yönelik politikaları hakkında ne düşünüyorsunuz? 
Demokratların 2004 seçimlerini, eşcinsel evlilikler hakkındaki düşüncelerinden ötürü kaybettikleri fikrine katılmıyorum. Seçim öncesinde ve seçim sırasında Demokratlar ve Cumhuriyetçiler ağız birliği etmişçesine eşcinsel evliliklerine saldırdılar. George Bush, Cumhuriyetçi aday, eşcinsel evlilikleri yasaklayan kanun maddesini anayasaya sokmayı teklif edeceğini söyledi. Bu teklifi yapmış olsalar bile, yaşama geçmesi uzun zaman alacaktı. Büyük ihtimalle de yaşama geçmeyecekti. Oysa Demokrat Parti’nin adayı John Kerry eşcinsel evliliğini eyalet genelinde yasaklamayı savundu. Bu söylem ötekilerden daha ciddiydi. Çünkü eşcinsel hareket Kerry’nin senatör olduğu Massachussett eyaletinde başarı kazanmıştı.
 
Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, Amerika’nın kapitalist çıkarlarına hizmet eden iki partidir. İyi ve kötü polise benzetilebiliriz onları. Eğer tutukluysan iyi polisi tercih edersin ama bu senin tutuklu olduğun gerçeğini değiştirmez.
 
Şu anda nasıl bir proje üzerinde çalışıyorsunuz? 
Yeni bir kitap bitirdim. ‘Drag Kings Dreams’; 11 Eylül sonrası New York kentini konu edinen bir çalışma. Bu kitap Amerika’daki transeksüel ve eşcinsel gruplar ile Araplar, Güney Asyalılar ve Müslüman göçmenler gibi dışlanmış gruplar arasındaki dayanışmayı göstermek için yazılmış bir kitap. Sanıyorum bu kitap, Filistin özerkliği fikrini bundan önce İngilizce yazılan bütün kurmaca kitaplara nazaran en çok destekleyen kitaptır. Bu söylediklerimde yanılmayı çok isterdim. Umarım başka yazarlar yazdıklarıyla benim söylediklerimi geçerler.

Çoğunluğu Müslüman ve kültürü Amerika kültüründen farklı olan bir ülkede, yani Türkiye’de yayımlandı kitabınız. Bunun için ne diyeceksiniz? Türkiye’ye davet edilirseniz gitmek ister misiniz? 
Cemile Çakır’ın uzun süren bir uğraştan sonra kitabımı Türkçeye kazandırması beni onurlandırdı. Özellikle bu deneyimleri, olabildiğince Türkçe sözcüklerle ifade ettiği için kendisine çok teşekkür ederim.
 
Laik bir Yahudi, erkeksi bir butch komünist olarak her zaman emperyalist savaşa, Orta Doğu ve Orta Asya’daki işgallere karşı bütün dünyadaki Müslümanların yanındayım.
Danimarka’daki bir gazete Muhammed peygamberin o iğrenç karikatürünü yayımladığında diğer kapitalist gazetelerden de o karikatürleri yayımlayan oldu. Bu konu hakkında ‘Firestorm of justified outrage’ adlı bir yazı yazmıştım, yazı http://www.workers.org/2006/world/islam-0216/index.html adresinden okunabilir.
 
Türkiye’yi ziyaret etmek, oradaki mücadeleler hakkında daha çok bilgilenmek ve insanlarla tanışmak bana onur verir.
 
‘korktuğunuz zaman bile sessiz kalmayın’
 
‘Genç Lezbiyenlere 10 Altın Öğüt’ adlı bir makale yazmanız gerekseydi neler öğütlerdiniz? 
İlk önce, sesleneceğim kesimin kimler olduğunu sorarım editörüme- Ülke, milliyet, bölge, sınıf (ben emekçiler için yazıyorum zenginler için değil). Daha birçok soru sorarım. Eğer genelleme yapmam uygun düşerse şunları söylerdim:
 
Kendinizle gurur duyun. Sizin de var olma ve yaşama hakkınız var. Dünya tarihinde, her kıtada, sevmenin ve kendini ifade etmenin birçok yöntemi vardır. Sizin yönteminiz de bunlardan biridir. Elbette iyilerinden biridir. Başkalarının çektiği zorluklardan ve mücadelelerden bir şeyler öğrenin. O zorluklar sizin çektiklerinizin aynısı olmasa bile. Siz de o mücadelenin bir parçası olun. Başkalarının sırtındaki yükün kalkmasına yardımcı olun. Korktuğunuz zaman bile sessiz kalmayın. Güçlü olmaya çalışın. Yalnız kaldığında bile mücadele edenler ve etmiş olanlar olduğunu unutmayın. Derelerin nehirleri, nehirlerin denizi bulması gibi biz de değişim için birleşmeliyiz, kötüden iyiye doğru giden değişiklikler için… Eğer bu mücadelenin bir parçasıysan dünyaya faydan olacaktır. Yaşantının senin için ve hepimiz için büyük bir anlamı olacaktır.
 
Aşk çok önemli bir yer tutuyor Sevici Türküsü’nde. Sizce aşk, gerçek yaşam ve edebiyat ile ne kadar ilintili? 
Aşk, Amerika’da İngilizce yazılan edebiyatta önemli bir yer kaplamıştır. Aşkı bulmak yaşamın bütün hastalıklarına ‘çare’dir. Yalnız benim yazdığım aşk, kanunlar, polis, mahkemeler ve hapishane çalışanları tarafından engellenmeye çalışılmış bir aşktır. Her şeye karşın bu aşk yürekten yüreğe kendini var etmeyi sürdürmüştür. Her iki kitabımda da –‘Sevici Türküsü’ ve ‘Drag King Dreams’- güçlü sevgi bağının, dayanışmanın ve ortak düşmana karşı birlikte savaşmanın yaşamı ne denli zenginleştirdiğini, güçlendirdiğini göstermeye çalıştım.
 
* Stonewall İsyanı, New York polisi ve eşcinseller arasında dört gün süren şiddetli çatışmalardır. 28 Haziran 1969’da sabahın erken saatlerinde başlamıştır. Stonewall İsyanı dünyadaki eşcinsel hakları mücadelesinin dönüm noktası olmuştur. Daha önce; bu şiddette, bu kadar çok katılımla ve polise karşı birlikte mücadele temelinde böyle bir hareket olmamıştır.
 

Etiketler: yaşam, dünyadan
Nefret