05/02/2009 | Yazar: Kemal Ördek

Çok konuşuldu, çok tartışıldı.

Kemal Ördek | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Kemal Ördek
Çok konuşuldu, çok tartışıldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Dünya Ekonomik Forumu’na katılmak üzere gittiği Davos’ta düzenlenen, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in de katıldığı ve Gazze’nin konuşulduğu paneldeki olağanüstü teatral yeteneği, yaklaşan yerel seçimler için ciddi bir yatırım hamlesi olarak tarihe geçti. AKP il başkanlığının organizasyonuyla havaalanına taşınan eli Türkiye ve Filistin bayraklı kalabalık Erdoğan’ı antisemitist sloganlarla karşılarken, Gazze’de, Yemen’de Erdoğan’ın posterleri sokakta taşınır hale geldi. Mazlum halkları korumak, savunmak Erdoğan’a kaldı anlaşılan!
 
Gazze’ye İsrail işgali başladığında, TSK da uzun süreden beri Kuzey Irak’ı bombalıyordu ve hâlâ bombalıyor. AKP-TSK yakın işbirliğiyle Kuzey Irak’taki PKK varlığına yönelik gerçekleştirildiği iddia edilen hava operasyonları sonucunda bölgede yerleşim birimlerinde ciddi hasar meydana geldiği belirtiliyor yerel kaynaklarca. Ölümlerden bahsetmiyorum bile.
 
Son otuz yıldır Türkiye’de yaşanan savaşı hatırlayalım. Kuyularda bulunan insan iskeletleri, cezaevlerindeki ağır işkenceler, faili meçhul cinayetler, kaçırılmalar, gözaltında kayıplar... Hepsi, Kürt halkının onlarca yıldır yaşadığı baskıcı ve inkarcı politikaları açık ediyor. Erdoğan dönemi ise, bu geleneği ısrarla devam ettiriyor, her ne kadar göz boyamaya yönelik ‘reform’larla süslense de. Bir yandan resmi ideolojinin temel alındığı bir perspektif ile Kürtçe kanal açılıyor ve bu sanki Kürt hareketinin kazanımı değil de AKP’nin lütfu olarak sunuluyor. Diğer taraftan, DTP’ye yönelik baskı her aşamada devam ediyor ve Kürt halkının birçok temel hakkı anayasal güvence altına alınmıyor.
 
AKP hükümetinin ısrarla savunduğu ve SSGSS (Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu) ile bizzat hayata geçirilen, diğer birçok benzeri yasayla pekiştirilen neoliberal politikaları düşünelim. Türkiye’de kaç milyon işsiz var ve AKP hükümeti döneminde işsizlik yüzde kaçlarda seyrediyor öğrenelim. Sokaklardaki durumu düşünelim. Kaç insan evsiz ve aç? Hangi kesimlerin sosyal güvenlik hakları, eğitim, sağlık, barınma, vb. hakları çıkarılan yasalarla gasp edildi, tahmin edelim.
 
Hükümetin adaletsiz politikalarına ses çıkaran öğrenciler hâlâ sokak ortasında polisten dayak yiyor, karakollarda ciddi insan hakları ihlalleri yaşanıyor, işkenceler devam ediyor. Polisin yetkilerini ‘sonsuz’a kilitleyen AKP değil midir, polis kurşunlarıyla sokak ortasında öldürülen Baran Tursun’ların ölümlerinin gerçek sorumlusu? 1Mayıs 2008’de İstanbul’da yaşanan o vahşeti hatırlayalım; kaç işçi/öğrenci sokak ortasında polisten göz göre göre dayak yedi ve gözaltında işkenceye maruz kaldı?
 
Ya peki ekmek parası kazanmaya çalışırken, yol ortasında polisler tarafından vahşice dövülen, işkence edilen trans-kadınların yaşadıklarının sorumlusu kimdir? Türkiye’de LGBT bireylerin bulunduğunu inkar eden, homofobik ve transfobik söylemlerini açıkça dile getiren, polisi LGBT bireylere yönelik şiddet kullanmaya teşvik eden AKP değil midir bütün bunlara sebep olan? ‘Eşcinseller de eşitlik istiyor, onlara da verecek miyiz?’ diyen Burhan Kuzu gibi homofobik devlet adamları değil mi AKP’yi yöneten ve homofobik suçları meşrulaştıran?
 
AKP zihniyeti değil midir evlerinde şiddet gören kadınların intihar etmesine sebep olan? Kadınların mutlaka evlenmesi ve en az üç çocuk doğurması gerektiğini söyleyenler Erdoğan ve AKP’sinin cinsiyetçi politikaları değil midir? Çıkarılan yasalarla kadınların sosyo-ekonomik özgürlüklerini ellerinden ‘gizlice’ almaya çalışan, kadınları eve hapseden ve ‘koca’/ baba / ağabey şiddetine maruz bırakan AKP zihniyetine ne demeliyiz?
 
İşsizliğe mahkum bir gençliğin, polis şiddetine her daim maruz kalan sosyalistlerin, LGBT’lerin, kadınların, işten çıkarılan işçilerin, varlıkları inkar edilen Kürtlerin, yani kısacası halkın Erdoğan’a vereceği bir cevap var:
‘Sayın Başbakan, Gazze’de yaşananlara içten bir şekilde üzüldüğünüze inanmamız için, kendi halkınıza da üzüldüğünüzü görmemiz gerekiyor. Bir halka yapılan zulmü kınarken, diğer halkları ve bireyleri – üstelik kendi yönetiminizdekileri – görmezden gelmek ne yaman bir çelişkidir. Biliyor musunuz, size hiç ama hiç inanmıyoruz.’


Etiketler: yaşam, siyaset
Nefret