06/04/2011 | Yazar: Deniz Gülmez

Kadın kimmiş, neciymiş, kim, ne zaman, nasıl, "ne kadar" tecavüz etmiş, sevgilisi mi, kocası mı yoksa babası mıymış? Hayır, bunlardan hiç sözetmeyeceğim.

Deniz Gülmez | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Deniz Gülmez
Kadın kimmiş, neciymiş, kim, ne zaman, nasıl, "ne kadar" tecavüz etmiş, sevgilisi mi, kocası mı yoksa babası mıymış? Hayır, bunlardan hiç sözetmeyeceğim. Bugün bir tecavüz duruşmasından çıktım, sanık suçlu bulundu ve serbest bırakıldı.
 
Deniz Gülmez
 
Bugün bir duruşmadan çıktım, 3 yıldır feminist örgütlerin takipçisi olduğu bir tecavüz davasının karar duruşmasıydı. Kadın kimmiş, neciymiş, kim, ne zaman, nasıl, "ne kadar" tecavüz etmiş, sevgilisi mi, kocası mı yoksa babası mıymış? Hayır, bunlardan hiç sözetmeyeceğim. Bunlar değil mühim olan... Mühim olan şu ki bugün bir tecavüz duruşmasından çıktım, sanık suçlu bulundu ve serbest bırakıldı.
 
İlk olarak verilen karara kadın açısından bakalım
Tecavüze bir şekilde maruz bırakılmış sonra bu toplumda "tecavüz mağduru"nun ne anlama geldiğini bile bile dava açmaya kalkışmış. "Tecavüz mağduru" demek, ya kuyruk sallamış ve bu olayı haketmiş bir dişi köpek ya da artık kirletilmiş ve bu haliyle onu kabul edecek bir erkek bulamazsa intihar etsin daha iyi bir kızcağız demektir güzel memleketimizde. Dava açmak, öyle tek başına çok zor yapıldığı için de yaşadıklarını ailesine veya yakınlarına deşifre etmiştir ilkin, bu daha başlangıç. Sonra, zaman zaman ona acıyarak ya da suçlayarak bakan -ki toplumdan soyutlamak doğru olmaz hiçbir meslek dalını- polislere, savcılara, avukatlara ve hakimlere anlatmıştır tekrar ve tekrar, herbir ayrıntısını. Her duruşmada onu  saçma sapan şeylerle suçlayan sanık avukatına ve tek kaşı havada, gözlüğü üzerinden, kafasında soru işaretleriyle bakan hakim ve de savcılara tecavüze maruz kaldığını açıklamak zorunda kalmıştır. Yaşadığı tecavüzün her bir ayrıntısını hatırlamak ve cümlelere dökmek zorundadır bir sürü insan önünde ve defalarca ve artık belki de o kadar sorgulandığı için kendi bile emin olmadan bizatihi yaşadıklarından.
 
Eğer şanslıysa ve psikolojik destek alabiliyorsa en azından 3 yıl boyunca süren 2-3 ayda bir katıldığı duruşmaların etkilerini biraz da olsa azaltabilmiştir belki çünkü travma çalışan pek az psikiyatr/psikolog vardır ve tecavüz duruşmaları en az 3 sene sürer biricik memleketimizde. İşin ekonomik kısmından sözetmeye gerek yok sanırım. Adalet parayla doğru orantılı, bunu herkes bilir...
 
İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevkedilmiştir sonra kadın. Tecavüzü somut delillerle kanıtlansa bile hakim ağırlaştırılmış ceza vereyim mi vermeyeyim mi diye kalıcı psikolojik rahatsızlık muayenesi için göndermiştir kadını İstanbul'a. Psikoloji literatürüne yakın zamanda gireceğine inandığımız, İstanbul Adli Tıp Kurumu Travması dediğimiz travma da kadına yaşatıldıktan sonra, karar davası gelir çatar.
 
İkinci olarak tecavüzcü açısından bakalım
Tecavüz etti. Bütün duruşmalara takım ve gravat katıldı. Biraz uzun sürdü, her duruşmaya gitmek için işten izin alması gerekti ama değdi. Bir sonraki tecavüzü 5 yıl kadar gecikecek, yoksa hakim bey kızabilir ama olsun. Kaldığı yerden devam edecek hayatına...
 
Tecavüzcü alt limitten 2 yıl hapis cezası aldı ve bütün duruşmalara pişkin pişkin katılıp tecavüzden dolayı değil de kadına yakın olduğundan pişman olduğu için -çünkü tecavüzü kabul etmiyor- pişmanlık hasebiyle indirim aldı ve cezası 1 yıl, 8 aya indirildi, 2 yıldan az olduğu için de ertelendi ve 5 yıl boyunca başka bir suç işlemezse zaman aşımından ceza düşecek. Kısaca serbest bırakıldı. Zaten ca'nım memleketimizde hiçbir tecavüz davasında tutuklu yargılama yoktur, belli bir süre olmuşsa da davaların uzun sürmesi gerekçesiyle tutuksuz yargılama kararı alınır.
 
Türkiye'de cinsel şiddete uğramamış tek bir kadın bile kaldığını düşünmüyorum, o yüzden de bir basit ya da nitelikli cinsel saldırı (taciz ya da tecavüz) davası, tüm kadınların davasıdır.
Son olarak kendi açımdan bakıyorum da şimdi ben nasıl tecavüze maruz bırakılmış bir kadına dava aç  diyeceğim, kara kara bunu düşünüyorum. Çünkü cennet memleketimizde cezalandırılmaman için suçsuz olman gerekmiyor ve adalet, adaletsizliği unutmak ön kabulünden sonra başlıyor...
                  


Etiketler: kadın
Nefret