06/12/2008 | Yazar: Kemal Ördek

Kemal Ördek

Kemal Ördek | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Kemal Ördek

Kemal Ördek
Futbol bir spor dalı malum; ancak sadece bundan ibaret değil. Futbol aynı zamanda bir zihniyetin yansıması. Hangi ülkede olursa olsun, futbol "erkek" olmanın en belirgin sembollerinden biridir. "Hegemonik erkeklik" dediğimiz, kadınlar ve LGBT'ler olarak bizzat şiddetine maruz kaldığımız bir sistemin kendini var ettiği, yeniden ürettiği ve çoğalttığı bir alandır futbol.

Sadece bu mudur? Tabii ki hayır! Çevremizi saran ve her şekilde ‘eşitsizlik’ yaratan kapitalizm ile milliyetçiliğin de futbol kültürünün kodları içerisine yerleştiği açıktır. Uzatmadan denilebilir ki, futbol kendini beslediği toplumsal ‘eril/erkeksi kültür’ ile beraber ideolojik ve pratik sonuçları ezme-ezilme ilişkisine tekabül eden bir araç halindedir.

Ordular, kahvehaneler, stadyum tribünleri, vs. ‘erkeklik’in en bariz şekilde fark edilebileceği mekanlardır. Aynı zamanda, ayrı ayrı okul gibidirler bu alanlar; zira her biri ‘erkeklik’ kodlarını yeniden üretirken toplumsallaşan ataerkinin de beslendiği diğer dinamikleri kendi özgün formasyonları içerisine katarlar. Ataerki, milliyetçilik, şiddet, cinsiyetçilik, homofobi, heteroseksizm gibi tonlarca ayrımcılık üzerinden kendini var eden kavram kendine yaşam alanı bulur, bu alanlarda toplumsallaşan erkeklerin zihinlerinde. Yaratılan kültür, linç kültürüdür. ‘Öteki’ üzerindeki tahakkümü kutsallaştırır, farklı olana yaşam alanı sunmaz. ‘Öteki’ farklıdır, düşmandır dolayısıyla ve ‘düşmanlık’ ile özdeşleştirilen her ne ise karşı takım odur: ‘terörist’tir, ‘ibne’dir, ‘kancık’tır, ‘vatan haini/bölücü’dür, vs... Yani stadyum dışında yaşanan ötekileştirme operasyonları ile sonucunda yaratılan şiddet, stadyumda homojen biçimde tezahür etmektedir.

İşte hep de bu sebepledir, tribünlerde atılan sloganların hep ‘Ya sev ya terk et!’in türevi olmaları... Tribünler, küfür antrenmanı alanına dönüşmüştür; maç çıkışları da karşı takım taraftarına savrulacak döner bıçaklarının apansız şovuna. Maç çıkışlarında, sokaklarda ağızlarından salyalar akarak ‘Trolara ölüm!’ diye haykıranlar, zafer sarhoşluğu ile ortalığa kurşun saçıp ölümlere sebep olanlar, yine maç çıkışlarında sokakta gördükleri mini etekli kadınları evire çevire dövenler aynı dünya görüşünün savunucularıdır. İçiçe geçmiş bu ‘farklı’ şiddet biçimleri, stadyumlardan sokaklara, evlere, ekranlarımıza ve hatta ilişkilerimize son derece net biçimde nüfuz etmektedir.

Peki ya hep tribünler midir bu kültürü yaratan? Elbette sahada top koşturan oyuncular ve takım üyeleri de aynı zihniyeti temsil etmektedirler. Yoksa neden koskoca futbol federasyonu başkanları bizim federasyonda ‘homoseksüel’ yoktur desin ki? Neden benzer olayların üzeri örtülsün ki? Ya da neden yıllanmış futbolcular ‘Pembe krampon bizi bozar!’ diye sponsorlarına sitem edip o kramponları giymeyi reddetsinler ki? Çünkü tribünlerdeki vahşet onlara çok daha estetik görünmektedir, ayaklarına giyecekleri pembe kramponlardan. Ayaklarında katran karası kramponlar, tribünlerde kara takım elbiseli katiller, sokaklarda kara kurşunlar oldukça, gönül rahatlığıyla oyunlarına dönebilirler. Aman ha, sakın kimse renklerden bahsetmesin!

Konuyla ilgili yazı: [[Pembe krampon bizi bozar]]

Etiketler: yaşam, spor
Nefret