16/11/2009 | Yazar: Özge Gökpınar

“Ayrımcılıklar ayrıntılandırılmalı ve sendika tüzüklerinde alt açılımlara gidilmeli” 

Özge Gökpınar | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Özge Gökpınar

“Ayrımcılıklar ayrıntılandırılmalı ve sendika tüzüklerinde alt açılımlara gidilmeli” 

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçiler Sendikası, (SES) Basın Yayın, Sosyal İlişkiler ve Dış İlişkiler Sekreteri Şükran Doğan, Kaos GL’nin sorularını cevapladı. 
 
“Eğitimlerimiz içinde konu başlıklarımızda henüz cinsel yönelim yok. Toplumsal cinsiyet üzerine biz bir iki tane kadın toplantısı yaptık, onunla sınırlı kaldı.”

“Sadece kadınlara yönelik eğitimler olmamalı çünkü sonuçta her şeyin örgütün bütününe anlatılması gerekiyor ve örgüt olarak, yönetim olarak ya da ileri kadrolar olarak biz her zaman daha ileri adım atmak durumundayız. Bütün bunları biz kendi merkez yönetimimizde, merkez temsilciler kurulumuzda değerlendiriyoruz ve eğitimlerin içeriğini ihtiyaçlar ve acil durumlar üzerinden belirliyoruz. Eğitimlerde cinsel yönelimle ilgili konuları kim en iyi işliyorsa, kimin bilgisi çoksa (LGBTT örgüt çalışanları) onlar anlatmalı alanın sorununu.”
 
“Çalışma Hayatında LGB Çalışanların Yaşadıkları Cinsel Yönelimden Kaynaklı Sorunlar ve Türkiye’de Sendikal Yapılanma ve LGB Bireylerin Süreçleri” başlıklı çalışma devam ediyor.
 
Kaos GL, yürüttüğü bu çalışma kapsamında sendikacılarla da görüşüyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Basın Yayın, Sosyal İlişkiler ve Dış İlişkiler Sekreteri Şükran Doğan, Kaos GL’den Özge Gökpınar’ın sorularını cevapladı.
 
SES, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) üyesi. Aynı zamanda uluslararası şemsiye örgüt Public Services International, PSI’a da üye.
 
Sendikanızda görev tanımınız nedir? 
Sağlık ve sosyal hizmetler içine sağlık bakanlığına bağlı hastaneler giriyor, üniversite hastaneleri giriyor, bense sendikanın basın yayın, sosyal ve dış ilişkiler sorumlusuyum. Bizim yönetim kurulundaki görevimiz sadece ilgili olduğumuz sekreterlik kısmı ile kalmaz bu bütün yönetim kurulu üyeleri için geçerlidir. Bir mali sekreter sadece para işlerine bakmadığı gibi bir eğitim sekreteri de sadece eğitim işlerine bakmaz. Biraz daha her alanla ilgili birbirimizle yardımlaşma içinde kolektif bir çalışma yöntemimiz var. Ama benim basın, yayın işleri içinde görevim, sendikanın almış olduğu kararları uygulamak, verilen etkinlik eğitim ve benzeri konularda örgütlenme ile ilgili dokümanlarının basılmasını sağlamaktır. Ve bu dokümanların örgüte gönderilmesi, ulaştırılması ve yayılması için hazırlanması ve hazırlanmada bir takım koordinasyonların sağlanmasıdır. Eylem ve etkinlik sürekli yoğun olunca, iş de yoğun oluyor. Onun dışında da sosyal ve dış ilişkiler anlamında şubelerimizde farklı etkinlikler düzenleniyor. Ama genel merkez düzeyinde bu etkinlikleri çok yapamadığımız için, asıl dış işlere yönelik etkinlikler oluyor. Bu etkinlikler benim çalışma alanım içerisinde olup hem uluslararası merciiler hem de kendi dışımızdaki sendikalar, demokratik kitle örgütleri ya da iletişime girdiğimiz örgütler ile ilgili ilişkilerimizi sürdürmeye yönelik çalışmaları içeriyor.
 
Sendikanız lezbiyen, gey ve biseksüel çalışanların sosyo- ekonomik haklarını koruyor mu?
Özel olarak o alana yönelik bir çalışmamız olmadı. Hatta kadın alanına yönelik çalışmalarımız bile çok yeterli değil. Ezilen cins olması açısından, bir bütünlük içinde kadın erkek ayrımı yapmadan çalışma yapılıyor. Kamu alanında bugüne kadar gelen memur statüsü için yapılıyor. Memur statüsündekiler için ücretlerde çok farklılık olmamakla beraber hem çalışma ilişkilerinde hem de sosyal ilişkilerde kadın veya cinsel yönelimi eşcinsel olanların yaşadığı sıkıntılar vardır. Ama kadınlara yönelik az da olsa olmasına rağmen farklı cinsel yönelimi olanlara yönelik çok özel bir çalışma bugüne kadar yapmadık.
 
Sendikanızın içerisinde cinsel yönelim ayrımcılığına karşı korumak için özel bir uygulama veya böyle bir düzenleme yok mu? 
Tüzüğümüzde cins ayrımı gözetmez diye çok açık bir şekilde yazıyor ama cinsel yönelimlerinde ayrım gözetmez diye açık bir şey yok. Eşcinseller üye olduğu zaman veya üye olduktan sonra ya da üye olmadan önceki hakları için ya da bir iş yerinde dışlanmasını önlemek ya da haklarının korunması için bir çalışma olmadı ama pratikte zaten bizim böyle bir ayrımcılığımız yok. Bu yönde belki birebir üyelerimiz açısından düşünülebilir ama örgüt olarak özellikle bir sağlık alanında örgütlü bir sendika olarak cinsel yönelim ayrımcılığı üzerine düşünmedik.
 
Sendika üyeleri içersinden çalışma hayatında cinsel yönelimden kaynaklı ayrımcılık yaşadığı için size başvuran oldu mu?
Cinsel yönelim ayrımcılığı haricinde diğer olaylar için de sendikamıza çok yoğun bir başvuru yok, ama geçen bir üyemiz mobbing üzerinden başvurdu. Ona tacizde bulunan da kadın olduğu için kadın kadına bir şiddet söz konusu. Hemşire üyemizin nöbette amiri hastaların ve diğer hasta yakınların yanında kulağını çekmiş ve bu yönde bir şikâyet gelmişti. Ama resmi şikâyet biçiminde çok nadiren başvuru geliyor. Birini bu yıl, birini önceki yıllarda olmak üzere iki kez kadınlarla ilgili anket çalışması yapmıştık. Tabii, şiddet ve mobbing olarak da nitelendirilebilecek, sadece cinsel yönelim tacizi değil, çalışma yaşamındaki diğer tacizler hakaret biçiminde ve vurma biçiminde tacizler de hiyerarşik yapı içinden gelebiliyor. Aynı zamanda bizim en büyük sıkıntımız hasta yakınlarından gelebilen başvurular ama cinsel yönelimlerinden dolayı herhangi bir ayrımcılığa veya şiddete maruz kaldığını bildiren olmadı. Ben dokuz yıldır buradayım.
 
Sendika üyesi içerisinde tanıdığınız eşcinsel ya da biseksüel sendikalı çalışan üyeniz var mı tanıdığınız? 
Bizim sendikada hiç bu konuda tanıdığım yok. Farklı sendikalardan var ama bizim sendikada yönelimini belli eden var mı yok mu bilmiyorum, ben görmedim.
 
Sendikanızın LGBT örgütler ile işbirliği ya da ortak bir çalışması oldu mu ya da böyle bir işbirliğiniz var mı?  
Özel bir işbirliği yok ama özellikle 8 Mart gibi kadınların özel günlerine yönelik etkinliklerde KESK Şubeler Platformu üzerinden yan yana geliyoruz. Buradaki şubeler platformu dönem sorumlusu kimse o gidiyor ya da illerde düzenlenen etkinliklerde, örneğin İzmir’ de ve İstanbul’ da arkadaşlar herhalde katılıyordur Kaos GL’ den. Çünkü görüyoruz eylemlerde, mitinglerde. Onun için o tür dönemlerde iş birliğimiz var diyebiliriz, yoksa onun dışında çok özel bir işbirliği yok. İlk defa mesela sendikada yan yana geldik, toplantılarda yan yana geldiğimiz ya da konuştuğumuz oluyor ama özel bir çalışma yapmadık bugüne kadar. Ne onlar bizimle ne biz onlarla, derneksel olarak çalışmadık.
 
Yurtdışındaki özellikle bu şemsiye konfederasyon dediğimiz örgütlerin içinde LGBTT çalışanlara yönelik bölümler var. Yani herhangi bir cinsel yönelim ayrımcılığı yaşandığı zaman olayın aktarıldığı, aynı kadın sekreterliği gibi, sizin bağlı olduğunuz konfederasyonda da belki böyle bir bölümleri vardır çünkü Eğitim-Sen’in bağlı olduğu Eğitim Enternasyonalinin böyle bir uygulaması var. Almanya’da da böyle iki tane sendika biliyorum, oranın Eğitim-Sen’i diyebileceğimiz sendikada da böyle bir bölüm var. Çok güzel bir uygulama. Peki, sizin bağlı olduğunuz PSI hakkında böyle bir bilginiz var mı?  
PSI genellikle ortak eğitim ve toplantılarda kadın erkek katılımcı sayısını eşit ister. Yani altı gidecekse üçünün kadın olmasını ister. Biz de zaten bizim sendikamızda kadın açıcından sıkıntı yaşamadığımız için genellikle buna uyarız. Şu anda üç kadın yönetici var geçmişte çoğunlukta olduğumuz dönem de oldu merkez yönetiminde. Kadınla ilgili birimler var yanılmıyorsam, eğer uzman arkadaşımızla görüşürsek onların cinsel yönelimi eşcinsel olanlarla ilgili bölümleri olması kuvvetle muhtemel. Yani Avrupa sendikalar birliğinde olması çok mümkün ama bizden bu konuda bir talepleri olmadı. Ama kadın çalışmasına özel bir önem verilmesini isterler eğitimlerinde de böyle bir eşitlik ilkesine göre eşitlik kurmaya çalışırlar. Dediğim gibi bizim kadın çalışmalarımızda çok istenilen düzeyde olmadığı için böyle bir ilişkimiz olmadı.
 
 DİSK ve KESK’in her türlü ayrımcılık konusunun altındaki ayrımcılıkları açarak bu alt ayrımcılıklar üzerine de maddeler içeren iki tane yönergeleri olduğunu biliyoruz. KESK’in ki yeni anayasa için öneriler başlıklı taslak, DİSK’ in ki ise demokratik ve sosyal bir anayasa için temel ilkeler raporu. Mesela SES’in de tüzükte her türlü ayrımcılığa karşı olan maddesi var. Bu maddenin içerisinin açılması ve bu ayrımcılıkların tanınması için herhangi bir düzenleme var mı ya da bunun üzerine bir çalışmanız oldu mu?
Böyle bir düzenleme yok ama konfederasyon bizim savunucumuz aslında. Onların bu konudaki açılımları zaten bizlerin de kabul ettiği açılımlardır ve o tür düzenlemeler bizi de bağlar alt sendika olduğumuz için, biz ona aykırı bir karar almayız. Alınan kararlara da uyar onun daha gerisinde etik olarak bir düzenleme yapamayız, yapmayız ilkelerimiz vardır.
 
Sendika içerisinde bir sürü çalışmada KESK’in yaptığı gibi politika belgesi üzerine yapılan çalışmalar gibi hiç cinsel yönelim ayrımcılığına dair genel kurul toplantısında tartışma yaptınız mı ve böyle bir uygulamanız hiç oldu mu bugüne kadar?
Şimdi genel kurul kararlarını gözden geçiriyorum da her türlü cins ayrımcılığına karşı çıkan bir kararımız var. Ama bunun içinde açılmış bir şekilde olup olmadığını çok net hatırlamıyorum çünkü en son bir buçuk yıl önce genel kurul yaptık. Cinsel yönelim geçiyor muydu çok emin değilim bakmadan bir şey söyleyemem.
 
Peki açılması için herhangi bir uygulama yapıldı mı? Bir yönerge sunuldu mu?
İşte onu hatırlamıyorum yani o yönerge bütün olarak kabul edildiği için içinde var mıydı yok muydu çok net hatırlamıyorum yani cins yönelimi onun için kararlara bakmadan bir şey söyleyemem yani. Kavram olarak geçti mi inan çok emin değilim.
 
Var olan sendikal tüzüğün ayrımcılıklara karşı yeterli olduğunu düşünüyor musunuz? Yani her türlü ayrımcılığa karşı maddesi bütün ayrımcılıkları engellemede yeterli midir?
Şöyle ifade edebiliriz tanımlamadığınızda, muğlâk bıraktığınızda farklı yönlere çekme ihtimaline karşı alt ayrımcılıkları ayrıntılandırırsanız, bir örgüt olarak daha açık şekle getirirseniz tartışmaları da asgariye indirir. O açıdan bakarsak yeterli olmayabilir. Yani 40.000’e yakın üyemiz var ve 300- 400 bine hitap ediyoruz ve örgütlemeye çalışıyoruz ama kadın konusunda bile sıkıntı yaşıyoruz. Bile lafı komik bir laf ama böyle genel kabul gören algı açısından söylüyorum bunu yoksa farklı bir nedenle söylemiyorum. O nedenle alt açılımlarını örgütün tartışarak açması ve açıldığında da daha çok sahip çıkacağı uygulamalar bunlar. Önümüzdeki dönemde belki olabilir. Talep olmadığı sürece uygulama olmuyor. Eşcinsel ve biseksüel arkadaşlardan bir şikâyet, bir yakınma ya da bir talep ile çok karşılaşmadığımız için uygulama henüz olmadı. Çünkü biraz talep üzerinden giden bir noktadayız. Örgüt olarak kendiliğinden akıl ettiklerimizle ya da en ileriden baktığımızda gördüklerimizle uygulamalar yapıyoruz ancak aslında yüz yüze gelince bizim fark edemediğimiz durumlar da var.
 
Bir de biz her türlü ayrımcılığa hakikaten karşıyız ama genel kitlemiz açısından bakarsak bizim gibi kavramayacaktır her üyemiz ya da her şubemiz. Çok doğal kavramaması onun için belki daha alt açılımlara gidilmeli, ayrımcılıklar ayrıntılandırılmalı. Yoksa kadrolarımızı yan yana getirsek şube başkanlarımızı ve şube yönetimlerimizi inanın bu konuda bir sıkıntı çekmeyiz. Ya da ona yakın şube yönetimlerine girebilecek nitelikteki kadrolarımızı yan yana getirsek kimse bu konudan bir beis duymaz ama sonuçta ülkenin doğusundan batısından kuzeyinden güneyinden 40 bin üye, çok farklı düşünen egemen kültürün etkisinde kalmış binlerce üyemiz ya da sağlık sosyal hizmet çalışanı var. Sendikamızın çalışma alanı için de sosyal hizmetler de olduğu için cinsel yönelim de dâhil olmak üzere var olan her şeyi tanıma olanağı yaşayan bir alan bu nedenle belki biraz daha rahattır bu tür şeyleri tartışmak ve konuşmak.
 
40 bin üyenin hepsinin faydalanması için bu alanda farkındalık eğitimleri ya da toplumsal cinsiyet ve ayrımcılıklara karşı belli eğitimler veriyor musunuz?
Eğitimlerimiz içinde henüz bu yok. Toplumsal cinsiyet üzerine biz bir iki tane kadın toplantısı yaptık, onunla sınırlı kaldı. Dediğim gibi çok az şey yaptık ve bu sadece kadın toplantıları üzerinden düzenlendi. Sadece kadınlara anlatılacak bir şey değil çünkü sonuçta bu örgütün bütününe anlatılması gerekiyor. Konu başlıklarımızda henüz cinsel yönelim yok. Biraz da sürecin zorlamaları yüzünden, özellikle sağlıkta dönüşüm programları, özelleştirmeler vs. bizi çok yoğun olarak meşgul ettiği için eğitimlerle ilintili düzenli bir girişimimiz olamıyor. Bu aşamada ise biraz yanlış bir laf olacak ama arz talep meselesi üzerinden gidiyor gibi, emeğini elinden götüren bir süreç yaşadığımız için, bugüne kadar eğitim konumuz olamadı ne yazık ki diğer ayrımcılık biçimleri.
 
Cinsel yönelimden dolayı yaşanılan ayrımcılıklar önce zaten cins nedeniyle yaşanılan bir ayrımcılık varken cinsel yönelim ayrımcılığı iki katına çıkaran bir konumda. Bundan dolayı ileride size talep gelmeden önce toplumsal cinsiyet eğitimleri içinde cinsel yönelimden kaynaklı ayrımcılıkları önleme çalışmasını da eklemeyi düşünür müsünüz?
O yüzden bence olması gereken bir şey elbette, ne iyi oldu yapmadık demiyorum zaten. Sonuçta örgüt olarak, yönetim olarak ya da ileri kadrolar olarak biz her zaman daha ileri adım atmak durumundayız.
 
Böyle bir eğitim verirseniz mesela LGBTT örgütlerden sağlıklı bilgi yansıtabilme adına, böyle eğitimler içerisinde oralardan da görevlilerle birlikte sunumlar ya da eğitimler düzenlemeyi düşünür müsünüz? 
Tabii, bu alanda bu konuları kim en iyi işliyorsa, kimin bilgisi çoksa (yani bu akademisyen olur alanın içinden gelen LGBTT örgüt çalışanları olur) onlar anlatmalı alanın sorununu. Bu konuda bilgili, deneyimli, tecrübeli çalışanlarımız tarafından iş kolumuzla ilgili eğitimleri kendimiz verebiliyoruz ancak bizim vakıf olmadığımız birçok konu da var. O zaman başkaları gelip anlatır. Bütün bunları biz kendi merkez yönetimimizde merkez temsilciler kurulumuzda değerlendiriyoruz ve eğitimlerin içeriğini ihtiyaçlar ve acil durumlar üzerinden belirliyoruz. Olmayacak diye bir şey yok.
 
Son bir şey soracağım iş yaşamında cinsel yönelimden kaynaklı ayrımcılık ya da cinsel yönelimi lezbiyen, gey ya da biseksüel olan çalışanların yaşadığı sorunlara dair ve hayatta nelerle karşılaşabileceklerine dair sizin sendikal kimliğiniz üzerinden düşünceleriniz ya da kişisel görüşleriniz nedir? Bu alanda sorunlar neler olabilir, nasıl bunlarla başa çıkılabilir, sendikaların bu alandaki görevi ne olmalıdır ya da nedir? Bunlara dair görüşlerinizi alabilir miyim?
Ne kadar bir sorunla karşılaştıklarını ben de okuduklarım dinlediklerim üzerinden bilebiliyorum ancak. Birçoğu zaten cinsel yönelimini ifade edemiyor bilebildiğim kadarıyla ya da ifade edenler de işinden çıkarılanlar oluyor ki herhalde biraz daha hizmetler alanına göre değişkendir. Örneğin sanayi sektöründe işçinin kimliğine, cinsiyetine bakmıyorlar çünkü sömürülebilecek insanlar olunca sanayi sektöründe diğer durumlara çok bakılmaz. Ama toplumsal açıdan son bir kaç yıldır bizim gibi kesimlerde belki daha rahat konuşuluyor. Ama her kesimde bunun çok rahat ifade edilebildiğini düşünemiyorum. Ancak son zamanlarda çok daha açık kendini ifade edip alana 1 Mayıs’larda girip görünürlük arttıkça, toplum tarafından kabul edilebilirlik artıyor. Ama ben çok kendilerini ifade edebildiklerini düşünmüyorum. Her türlü alan için bu geçerlidir diye düşünüyorum, farklı kültürler için de geçerli. Kürt sorununun geldiği nokta açısından baktığımızda da öyle ya da Alevilerin kendi sorunlarına sahip çıkması açısından baktığımızda da öyle. Her türlü bastırılmışlık için geçerli bu bence ama ben çok ciddi sorunlarla karşılaştıklarını en azından okuyorum ve biliyorum. İşten atıldığını ya da farklı gözle bakıldığını ve cinsel istismara maruz bırakıldıklarını biliyorum. Ya da sokakta hem fiziki şiddete hem cinsel şiddete maruz kaldıklarını biliyorum. Toplumdaki sınıflar arası ayrım buraya da yansıyor. Sınıfsal statüsü yüksek bir eşcinsel kendisini açık ettiği zaman, daha yoksul kesimden kendini ifade eden ile aynı şeylerle karşılaşmıyor. Yani sınıfsal bölünmüşlük cinsel yönelimlerde bile kendini gösteriyor.
 
Fotoğraflar: Leyla Rendekâr 


Etiketler: insan hakları, çalışma hayatı
Nefret