22/05/2014 | Yazar: Selçuk Candansayar

Koşulsuz itaate çağıran zorbanın gücü onunla güç savaşı yaparak değil, her alanda itaatsizliği temel alan pratikle boşa çıkarılabilir.

Selçuk Candansayar | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Selçuk Candansayar
Soma iş cinayeti, hakikati ortaya bir kez daha çıkardı. Türkiye çıkar grubu özellikleri taşıyan bir yönetimin zulmü altında. İktidarı elinde tutanlar devlet ya da hükümet olmanın asgari zorunluluklarını bile yerine getirme gereği duymayan bir zorbalıktan kaçınmıyorlar.
 
Sadece kendilerinden olmayanı düşman olarak görmüyorlar. Onlar için kendilerinden yana olup olmamanın bir önemi yok, dikkate aldıkları tek ölçüt kendilerine karşı çıkılıp çıkılmadığı. İktidarın artık kendi ‘seçmen kitlem’ gibi bir ölçütü de yok. Onlar emniyet, ordu, yargı, bürokrasi, medya ve özel sektörde gücü ele geçirmiş bir çete.
Sadece itaat istiyorlar. RT Erdoğan’ın ‘Başbakanı yuhalarsan tokadı yersin!’ tehdidi içinde bulunduğumuz durumun özeti. İtaat etmeyenin din, dil, mezhep, siyasi görüş vb gibi özelliklerinin hiçbir önemi yok. Koşulsuz itaat, tek istedikleri. Bu durum sadece kendisine ait olarak görmediği bir yeri işgal eden, ele geçiren yağmacılarda olabilecek bir beklenti. Kendilerinin benimsenmesi, kendilerine inanılması gibi bir dertleri yok. Güç onlarda ve istedikleri gibi kullanıyorlar.
 
Hepimizin gözünün içine baka baka en küçük bir utanma duygusu olmadan ‘tekme atmadı aslında o darp edildi’, diyebilmek başka türlü mümkün olamaz. Tekmeciye 7 gün iş göremez raporu verebilmesi için bir doktorun hakikaten insanlıktan çıkması gerekir. Tekmecinin raporu aldıktan bir gün sonra Cuma namazında reisinin dibinde sapasağlam görüntü verebilmesi için hiçbir şeyden çekinmemesi gerekir.
 
Bu insanların ruh halini çözümlemek nafile bir uğraş olur. Artık korku, tehdit hissi, komplo şüphesiyle sağlıklı olarak olayları değerlendiremiyorlar gibi çözümlemeler, en azından bir ‘karakter’leri olabileceğini varsaydığından bir anlamda eylemlerini meşrulaştırmaya bile yarayabilir. Oysa böyle bir özellikleri yok.
 
Durum apaçık ortada; bir çete bir ülkeyi esir almış durumda ve ülkenin kaynaklarını hiçbir yasal/ahlaki değer gözetmeden talan ediyor. Devlet denilen aygıtın inandırıcılığını koruyabilmesi için gerekli asgari kuralların başında gelen hukuk, itaat etmeyenleri daha beter ezmek için araç olarak kullanılıyor. Tekmeci, ceza görmekten yırtmak için rapor almış değil; ola ki bir dava açılırsa tekme tokat dayak atılan kişinin 7 gün iş göremezliğe neden olan darp suçundan cezalandırılması amaçlanmış.
 
Olağan koşullarda o iki özel tim polisinin dayak yiyeni değil, tekme atanı tutması ve görüntülere bakan bir savcının da emniyet görevlisi olmadığı bilinen bir müşavirin bir vatandaşa saldırıda bulunması nedeniyle soruşturma başlatması gerekirdi. Tekmeci, üzgünüm dedi ve olay emniyet ve yargı açısından kapandı. Dayak yiyen şikâyetçi olursa aynı yargı onu darp suçundan cezalandıracak.
 
Türkiye 12 Eylül Darbesi’nin faşizmini bile aşmış ve olsa olsa Pinochet Şili’sinin yönetim tarzına ulaşmış durumda. Soma’da işlenen ve bundan sonra da işlenmeye devam edileceği belli olan cinayetler bu hakikati ortaya seriyor. Roboski de bu nedenleydi, Reyhanlı da. Üç katliam aynı zihniyetin eseri.
 
Koşulsuz itaate çağıran zorbanın gücü onunla güç savaşı yaparak değil, her alanda itaatsizliği temel alan pratikle boşa çıkarılabilir. İktidarsızlaştırmanın yolu gücünün işlemediğini, söz dinletemediğini ona göstermekle mümkün olabilir.

Etiketler:
Nefret