19/05/2009 | Yazar: Kaos GL

Tiyatro sanatçısı Nedim Saban, Homofobi Karşıtı Yürüyüş ile ilgili yazdığı yazısını Kaos GL’ye iletti. Sanatçıya, bu konuda yazdığı ve yazısını bizimle paylaştığı için teşekkür ediyoruz. 

Kaos GL | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Kaos GL

Tiyatro sanatçısı Nedim Saban, Homofobi Karşıtı Yürüyüş ile ilgili yazdığı yazısını Kaos GL’ye iletti. Sanatçıya, bu konuda yazdığı ve yazısını bizimle paylaştığı için teşekkür ediyoruz. 

‘Korkutanları korkutmak’ başlıklı yazı, sanatçının kendi blogunda da okunabilir: nedimsaban.blogspot.com
 
Nedim Saban, ‘Eşcinsellerin kurtuluşu, heteroseksüelleri de özgürleştirecektir!’ sözünü sanırız yanlış anlamış! Bu yanlış anlamadan hareketle vardığı sonucun da haliyle doğru olmadığını belirtmek isteriz. Eşcinseller, en başından beri ‘hoşgörü’ için değil özgürlük için mücadele ediyorlar.

Eşcinsel gettolar değil kentin tamamını istiyoruz!  
 
Dostlukla
Kaos GL    
 
Korkutanları korkutmak

Bugün, 17 Mayıs’ta Ankara’da homofobi karşıtı bir yürüyüş var!
Homofobi…
Ne kadar aşağılayıcı bir kelime değil mi?
Homo kısmını geçelim….
Can Dündar, 16 Mayıs tarihli Milliyet’te incelikli bir yazı yazdı bu konuda. Ben fobi kısmına değineceğim. Yani, korkuya. Bir insanın bir insandan korkması.
Korkunun ecele faydası yok diye bir laf ederdi ninelerimiz!
Homo sapiens (insanoğlu) o kadar aşağılık olabilir ki bazen, korkunun ecele faydası olur bal gibi. Korku yüzünden, birbirini öldüren aşağılık herifler var.
Türkiye’de gey cinayetleri gittikçe artıyor, artmakta…
Öldürme güdüsünün ardında sadece çalma çırpma yok, başkasını yok etme, kendi gibi olmayanı aşağılama, kendi gibi olmayanı hor görme var! Bu cinayetlerin büyük bölümünde katilin, kurbanıyla ilişki kurduğu da göz önüne alınırsa, kişinin kendinden korkması, kendi cinselliğiyle yüzleşmekten korkması söz konusu… Homofobi değil, homo sapiens fobi….
Bugün, homofobi’ye karşı yürüyenler, topluma bizleri ya da onları (çünkü yürüyenler
sadece eşcinsel değil, eşcinsel dostu, yani gay friendly) sevin mesajı veriyorlar.
Hoşgörü!
Ne kadar iğrenç bir söz!
Azınlığın çoğunluktan yarım ekmek içi döner istemesi?
Beni hoşşş gör.
Homofobi karşıtı sitelere girdiğimde, ‘homoseksüellere özgürlük verilirse heteroseksüeller de özgürleşir’ deniliyor.
Özde doğru, ama sözde yanlış.
Farkında olmadan ghettoya razı geliyor eşcinseller.
Bizim gey barlarımıza izin verin ki, sizin heteroseksüel barlarınızda bira içip kusan göbekli heriflerinize sarkmayalım.
Bizim derneklerimize izin verin ki, sizin sivil toplum örgütü ya da partilerinize bulaşmayalım. (İki üç ay önce Esmeray adlı bir travesti sanatçının stand up gösterisinde sol partide nasıl sarkıntılığa uğradığını dinlemiştim. )
Bize iş verin ki, fuhuş yapmayalım.
Bizi hoşşş görün, biz de sizi hoşt görelim.
Sizin polisiniz bizi dövmesin.
Bize hortum sıkmasın!
O zaman, sizin polisiniz başka azınlıkların üzerine su sıktığı zaman biz sesimizi çıkartmayacağız.
Bizim kıyafetimize karışmasın!
O zaman, biz de başkalarının kıyafetleri konusunda ses etmeyiz, fikir beyan etmeyiz.
Bizim derneklerimizi, barlarımızı basmasın!
O zaman, biz de Laila’yı bastıklarında hoşşşt görürüz.
Ne acı değil mi?
‘Benden korkma, ben aslında insanım’ içtepisinin, çağrısının ardında, ghettoya itilme isteği var!
Bu yazımla, 17 Mayıs homofobi karşıtı eyleme destek vermediğim sanılmasın. Türkiye için önemli bir başlangıç. Kaldı ki orada yürüyecek olan kişiler, annelerinin babalarının, patronlarının, bütün gün televizyon izleyen komşularının, korkularını aşarak, kendilerini teşhir (!) etmekten korkmayan kahramanlar…
İbne kelimesinin halen küfür olarak kullanıldığı, evlilik kurumunun gençler üzerinde baskı aracı olarak görüldüğü, eşcinselliğin tedavi edilebilecek bir hastalık olarak değerlendirildiği bir dönemde, homofobi karşıtı yürüyüş, kuşkusuz önemli olduğu kadar gerekli!
Kimliğinle barışıksan açıkla muhabbeti vardır, bir de….
Heteroseksüeller, homoseksüeller üzerinde kılıç kalkan oyunu oynarlar.
Ulan, sen son yattığın kadının adını soyadını, kocasının adını, kan grubunu, sekreterinin adını ve son birleşmenizde yatak çarşaf rengiyle, orgazmın kaç dakika sürdüğünü açıkla, o zaman o da, kimliğini açıklasın.
Çoğunluğun cinsel tercihini azınlığın üzerinde tehdit unsuru olarak kullanacak kendi çapında.
Yıllar önce, Dr. Stress adlı programıma, travestilerin, transseksüellerin bir zamanlar korkulu rüyası Hortum Süleyman lakaplı polisi konuk etmek istemiştim. Adam hortumluktan emekli olmuş, hatırladığım kadarıyla, İstanbul’un Zeytinburnu gibi varoşlarından birinde bir büroda pısırık bir emekli hayatı yaşar olmuştu.
Yani, korkuturken, korkar duruma düşmüştü!
Farklı kesimlerden 10 milyon azınlığı katleden Hitler’in korkudan yatağına işemesi gibi!
O Hitler’i son gecesinde sorguya çekip, son yattığı karının orgazm bilgilerini sormak ve Neo Nazilere örnek olarak sunmak, Hortum Süleyman’a son saçını kestiği transseksüel hakkındaki bilgileri şimdilerdeki modern yunuslara bir işkence suçu olarak göstermek…
Yani korkutanları korkutmak…
Homofobi değil…
Benden korkma, ben insanım mesajı vermek değil… Senden korkuyorum çünkü sen hayvansın! 


Etiketler: medya
Nefret