21/03/2012 | Yazar: Elif Kutlu

Feminizm dendiğinde erkek akıl hep aynı şeyi anlıyor: Erkek düşmanlığı. Oysa feminizm ne erkek düşmanlığı ne de erkeklerin ‘iktidarını’ arzulayan bir yapıdır.

Elif Kutlu | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Elif Kutlu
Feminizm dendiğinde erkek akıl hep aynı şeyi anlıyor: Erkek düşmanlığı. Oysa feminizm ne erkek düşmanlığı ne de erkeklerin “iktidarını” arzulayan bir yapıdır. Feminizm Bell Hooks’un tanımıyla –ve en basit anlamıyla- cinsiyetçiliği, cinsiyetçi sömürüyü ve baskıyı sona erdirmeye çalışan bir harekettir.”(s. 9.) Yani bu en basit anlamından da anlaşılacağı gibi, feminizmin bir iktidar arzusu, bir nefret söylemi ya da “lezbiyenlerin doğaya ve tanrıya karşı çıkma arzusu” ile yakından uzaktan ilgisi yoktur. Aksine, bu hareket, sadece kadınların değil, erkeklerin de kurtuluşunu sağlayacak bir harekettir. Çünkü feminizm ataerkilliğin kölesi olmaya da karşı çıkmaktadır. Daha açık bir deyişle, “kendini gerçekleştirmiş” kadın ve erkeklerin özgür ve adil bir toplum olma arzusunu dile getirir.
 
İşin bir enteresan yanı bu “erkek düşmanlığı” denilen hatalı algıya sadece erkeklerin değil, erkek akla sahip kadınların da sahip olmasıdır. Oysa feminizm en baştan beri “kız kardeşlik” kavramı üzerine vurgu yapmıştır. Çünkü dili, dini, cinsiyeti vs. ne olursa olsun önemli değildir. Önemli olan kadınların nasıl baskı altına alındıkları, nasıl sömürüldükleridir. Bu nedenle kadınlar arasında bilinç yükseltmek gerekmektedir. Çünkü kadın olmak feminist olmak için yeterli değildir. Aynı zamanda cinsiyetçi baskı ve sömürünün farkında olan bir kadın olmak şarttır. Bu da ancak bilinç yükseltme ile sağlanacaktır. Ancak ne yazık ki günümüz Türkiye’sinde durum Bell Hooks’un gördüğü kadar iyimser değildir. Bugün baskı ve sömürüye karşı gelen kadınların bu tahakkümden kurtulmak için boşanmayı seçmeleri söz konusu olabildiği gibi, kadın cinayetleri ile de sonuçlandığı gün gibi ortadadır. Kadın her ne kadar bilinç yükseltme ile baskı ve sömürüden kurtulacak gibi görünse de bu yeterli değildir. Bu nedenle bu yolda erkek aklın tahakkümünden kurtulmuş cinsiyetçilik karşıtı herkese ihtiyaç vardır. Çünkü feminizm, herkes içindir.
 
Yine de hepsinden önemlisi cinsiyetçi baskı ve sömürü karşısında kadınların ortak bir akıl ile hareket edebilmesidir. Kadınların iş hayatına atılmasını özgürleşme zanneden birçok kadın feminizme karşı cephe almıştır. Çünkü bu durum kadını iki kez sömürüp, iki kez baskı altına alan bir yapıya sahiptir. Bu durumda kadın hem evde hem işte sömürülür. Bu nedenle kadınların feminizme karşı çıkıp evde oturmayı tercih etmesi olasıdır. Ancak unutmamak gerekir ki kadını bu duruma iten feminizm değil kapitalimin kendisidir. Çünkü tüketim toplumu kadını bu girdabın içine çekmiştir. Yaşadıkları esaretin iki ile çarpılması ise patriyarkanın tahakkümünden başka bir şeyden doğmamıştır. Ancak burada bir yanlış anlaşılma doğmasın. Kadının evinde kalarak iki ile çarpılmış sömürüden kurtulmaktan değil, kapitalizmin cinsiyetçi bakış açısından kurtulmak gerektiği ifade ediliyor. Yani eşit işe eşit ücret, pozitif ayrımcılık ve kadının duygusal/bakım emeğine mahkûm olmaktan kurtulması gibi… Dolayısıyla feminizmin burada yapacağı şey kadın için çalışmanın anlamını tekrar düzenlemesi ve bu durumu patriyarkanın etkisinden kurtarmak olacaktır. 
 
Bunların hepsi bir yana tam karşı tarafta duran ve henüz aşılamamış dağ gibi bir sorun vardır: Cinsiyetçi şiddet/ev içi şiddet. Feminizmin müdahale ettiği alanlardan biri de budur. Ancak henüz soruna çözüm bulunamamıştır. Bu durumun sorumlusu yine erkek akıldır. En basit örnekle bugün Türkiye’de bir kadın cinayeti işlendiğinde yargının erkeğe “tahrik indirimi” adı altında bir ceza uygulaması bile bunun en açık ifadesidir. Gazetelerde okunan haberlerde de görüldüğü gibi erkekler artık işledikleri cinayetleri ya da kadınlara uyguladıkları şiddeti meşrulaştırmak için “beni tahrik etti” söylemini doğuracak bahanelerle kurtulmaktadırlar. Dolayısıyla başta iktidar olmak üzere yasaların ve yargının da bu suça ortak olması erkeği cezadan kurtaran kadını şiddete iten bir yapı doğurmaktadır.
 
Hooks Feminizm Herkes İçindir: Tutkulu Politika adlı kitabında sadece bunlardan değil aynı zamanda feminizmin aşka, cinselliğe, lezbiyenizme, maneviyata, vizyoner feminizme, feminizmin sağlayacağı katıksız mutluluğa değiniyor. Her ne kadar Hooks bu kitabı optimist bir bakış açısıyla yazmış olsa da feminizmin ne olduğunu merak edenler eşsiz bir el kitabı olduğu yadsınamaz. Hooks bu kitabıyla feminizmin “erkek düşmanlığı” değil de cinsiyetçi sömürü ve baskıyı sona erdiren bir hareket olduğunu ve bunun sadece kadınlar için olmadığını vurguluyor. Çünkü feminizm herkes için geçerli olduğunda gerçek değerini bulur.
 
FEMİNİZM HERKES İÇİNDİR
TUTKULU POLİTİKA
bell hooks         

Türkçesi: Aysel Yıldırım, Berna Kurt, Ece Aydın, Şirin Özgün
Yayına Hazırlayan: Esra Aşan, Ali K. Saysel
Redaksiyon: Zeynep Demirsu, Onur Günay
ISBN: 978-975-6165-49-2
146 sayfa, 12 x 18 cm
bgst Yayınları,  İstanbul, Ocak 2012
Fiyatı: 14 TL
 
ARKA KAPAK YAZISI
“Feminizm Herkes İçindir”de bell hooks, popüler kültürde ve medyada feminizm hakkında üretilen yanlış tanımların üzerine gidiyor. Feminizmin yalnızca “erkek karşıtlığı” olduğu yönündeki önyargıları kırmayı amaçlıyor. Bizlere feminizmin, “cinsiyetçiliği, cinsiyetçi sömürüyü ve baskıyı sona erdirmeye çalışan bir hareket” olduğunu hatırlatıyor. bell hooks, kadın dayanışmasını hayata geçirebilmek için kadınlar arasındaki iktidar ilişkilerini tartışmaya açıyor ve erkekler kadar kadınları da cinsiyetçi pratikleriyle yüzleşmeye davet ediyor. Feminizmi ırk, sınıf ve etnisite bağlamında yeniden ele almayı öneriyor.
Her birimiz doğduğumuz andan itibaren cinsiyetçi düşünce ve eylemi kabul etmeye yönlendiriliyoruz. Kurumsallaşmış cinsiyetçiliği sonlandırabilmek için değişime önce kendimizden, kendi hayatlarımızdan başlamamız gerekiyor. Elinizdeki kitap, kimsenin kimseye hükmetmediği, eşit, özgür ve adil bir dünya yaratabilmek için herkesi ve her kesimi feminizme yaklaşmaya çağırıyor.

 "Yaklaşın, şunu göreceksiniz: Feminizm herkes içindir.”     

Etiketler:
Nefret