20/02/2012 | Yazar: Fikret İlkiz

Görüş açıklaması sonucunda ortaya nefret söylemi çıkarsa ifade özgürlüğü ihlal edilmiş sayılacak mı? En tartışmalı konuların başında gelen bu sorun; nefret söylemi ile ifade özgürlüğü bakımından sınırlandırma ölçütlerinin tartışılmasını zorunlu kılıyor.

Fikret İlkiz | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Fikret İlkiz
Bu kez, suç sayılsın, yasa yapılsın düşüncesinden hareketle oluşturulan "Nefret Suçları Yasa Platformu" çalışmalarını kamuoyuna duyurdu.
 
26 Ocak 2012 tarihinde 47 sivil toplum örgütünün bir araya geldiği bu platforma katılım sürekli artıyor ve 50yi aşkın sivil toplum kuruluşu aynı ortak noktada buluştu.
 
Platform; insan haklarına ve hukuku dayalı bir şekilde ele alınması gerektiğine inandığı "Nefret Suçları Yasa"sının öncelikle ihtiyaç olduğu fikrinde.
 
Sayın Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu; "Nefret suçları dünya çapında başta etnik, ulusal ve dini kimlik, cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli olmak üzere; sağlık durumu, zihinsel ya da fiziksel engellilik, toplumsal statü, siyasi veya felsefi görüş, eğitim durumu gibi özelliklere yenilik olarak da işlenmektedir. Bu suçlar taciz veya hakaretten, mülk ve eşyalara zarar vermeye, okul veya işyerinde zorbalıktan, kundaklama ve cinayete kadar varabilmektedir" diyor.
 
İnceoğlu, basın toplantısında yaptığı vurgulama ile ağır ve kalıcı sonuçları olan nefret suçlarına karşı, ABD’de, Avrupa’da ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği teşkilatı (AGİT) katılımcısı olan ülkelerin çoğunda yapılan yasal düzenlemeler ve bu suçların önlenmesinde büyük önem taşıdığına değiniyor.
 
Mağdurlara olduğu kadar, toplumun çoğul yapısına ve bir arada yaşama kültürüne de onarılması güç zararlar veren nefret suçları hakkında yapılacak evrensel insan hakları ölçütlerine dayalı yasal düzenleme öneriliyor.
 
Nefret söylemi ile nefret suçu kavram olarak birbirinden ayrı. Ama nefret söylemi aslında nefret suçunun işlenmesi yolunu açan "tahammülsüzlüğün" ve "hoşgörüsüzlüğün" dışa vurumu olarak değerlendiriliyor.
 
Bir başka deyişle; nefret söylemi vardır ama zarar doğuran sonucu yaratan bir fiilin işlenmesi ve sonucunda da bir suç ortaya çıkmayabilir. Ama buna karşılık nefret suçunun "ön habercisi" olan söylem olarak kabul edilebilir.
 
Kuşkusuz, suç tanımı bakımından yapılacak olan ayrım, "söylemle", suç arasındaki hassas ve ince çizginin belirlenmesi hukuki bir durumdur. Hatta nefret söyleminin teşhisi ve sadece söylem olarak kabul edilmesi için aranan kriterlerin tespiti zor olabilir. Dolayısıyla giderek, sözlerin, görüşlerin açıklanması sırasında nefret kokan ya da nefret söylemi olan görüş açıklamaları karşısında bazen ifade özgürlüğünün sınırlandırma sınırları tartışma yaratabilir.
 
Görüş açıklaması sonucunda ortaya nefret söylemi çıkarsa eğer; acaba ifade özgürlüğü ihlal edilmiş sayılacak mıdır? En tartışmalı konuların başında gelen bu sorun; nefret söylemi ile ifade özgürlüğü bakımından sınırlandırma ölçütlerinin tartışılmasını zorunlu kılmaktadır.
 
Sayın İnceoğlu’nun verdiği bilgilere göre; 1997’de Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi nefret söylemi ile ilgili tavsiye kararında nefret söylemini şöyle tanımlıyor: "...ırkçı nefret, yabancı düşmanlığı, antisemitizm veya hoşgörüsüzlük ifade eden saldırgan milliyetçilik de dâhil olmak üzere, hoşgörüsüzlüğe dayalı diğer nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı gösteren her türlü ifade biçimidir".
 
Gazeteciler; şiddeti, nefreti ve düşmanlığı körükleyen veya bu tür haberlerde kullanılan dil ile yeniden şiddete, nefrete ve düşmanlığa neden olan haberleri üretmekten ve toplumu bu yönde etkilemekten uzak durmalıdır.
 
Suç olmayabilir yazılan haberde, ama nefret söylemini içinde barındırabilir.
 
Dolayısıyla nefret suçu işlenmemiş olmasına rağmen haber içindeki nefret söylemi, nefret suçunun işlenmesine neden olabilir. Bu nedenle sorun sadece suç işlenmesinin önlenmesi olmadığı gibi, nefret suçunun işlenmesinin önlenmesi olarak algılanmalıdır.
 
Bu durumda, kavram ve tanımların önemine özellikle nefret suçu bakımından dikkat çekmek gereklidir. O halde nefret suçu nedir sorusuna verilecek yanıt, günümüzde giderek artan sorunların tespitinde de önem kazanmaktadır.
 
Milliyet, ırk, etnik kimlik, din, dil, renk, cinsiyet, cinsel yönelim, yaş, fiziksel veya zihinsel engellilik gibi kişinin kendisine sıkı sıkıya bağlı bazı özellikleri nefret suçlarının tanımında önem kazanır. Kişinin sahip olduğu değiştirilemez ve temel nitelikteki ve ayrıca belirli sayılabilecek özellikleri, nefret suçunun sebebi olabilir. Eğer işlenen suçun sebebi kişinin bu anlamdaki özellikleri ise; bu tür suçlar "nefret suçu" olarak tanımlanabilir.
 
Önemli zorluklardan birisi de "yasa yapmak" çabası ve sonuçlarıdır. Çünkü yasa yapmanın yanında nasıl bir yasa yapılacağı, suç tanımının ne olduğu çok önemlidir.
 
Platform, sorunu meclise taşımak istiyor.
 
Kamuoyunun gündeminde sorunun fark edilmesi amacıyla Nefret Suçları Yasa Kampanyası’nı başlatırken şöyle bir slogan bulmuşlar:
 
"Sen de başkasın, nefretme." 
 
(bianet)

Etiketler: insan hakları, nefret suçları
Nefret