28/04/2009 | Yazar: Kemal Ördek

Tomasz Szypula, Polonya’nın en büyük LGBT örgütü Kampania Przeciw Homofobii (KPH)’nin başkan yardımcısı ve ILGA-Avrupa Yönetim Kurulu üyesi.

Kemal Ördek | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Kemal Ördek

Tomasz Szypula, Polonya’nın en büyük LGBT örgütü Kampania Przeciw Homofobii (KPH)’nin başkan yardımcısı ve ILGA-Avrupa Yönetim Kurulu üyesi. Kaos GL olarak, 13-23 Mart 2009 tarihleri arasında Polonya’da gerçekleştirilen ‘Baskılara Karşı Stratejiler’ adlı projeye katıldık ve bu vesileyle Tomasz’a, Polonya’da LGBT bireylerin yaşadıkları sıkıntılar ve yürütülen mücadele ile Türkiye’de son dönemde LGBT toplumu ve insan hakları gruplarının gündemlerini meşgul eden konularda sorular sorduk. 

KPH’yi temsilen Tomasz ile gerçekleştirdiğimiz röportajı siz okuyucularımıza sunarken önce Tomasz’ı tanıtalım:

‘Homofobi Karşıtı Kampanya (KPH)’nın Krakov Birimi’ne 2001 yılında üye oldum. Bir sonraki yıl da, Krakov Birimi’nin başkan yardımcısı ve sözcüsü seçildim. 2004 yılında Varşova’ya yerleştim ve KPH’nin sonraki 4 sene için genel sekreterliği görevini üstlendim. Şubat 2009’dan beri de, KPH’nin başkan yardımcısıyım. Ayrıca, 2006 Kasım’ından başlayarak, ILGA-Avrupa’nın yönetim kurulu üyesiyim.’
 
Homofobi Karşıtı Kampanya 2001’de kuruldu ve Polonya’da LGBT hakları alanında çalışan en geniş tabana sahip sivil toplum kuruluşu. Bize KPH’nin ana amaçlarından bahsedebilir misin?
 
KPH’nin ülke geneline yayılmış 7 ayrı birimi ve New York’ta Amerikalı-Leh LGBT’ler ile çalışan bir birimi bulunuyor. Temel amacımız, LGBT hakları ile ilgili tartışmaları kamuoyunun gözleri önüne sermek ve yaymak. Medya ile ortak çalışıyoruz, ayrımcılık karşıtı yasalar konusunda eğitimlerimiz var ve öğretmenler ile diğer meslek gruplarını bu eğitimlere katmaya çalışıyoruz. Genel olarak amacımız, Polonya’daki LGBT toplumunu daha görünür kılıp temel insan hakları noktasında mücadele etmek.
 
Polonya, din ve milliyetçiliğin etkili olduğu muhafazakâr bir ülke olarak biliniyor. Bununla bağlantılı olarak, bugüne kadar olan faaliyetlerinizde ne gibi zorluklar yaşadınız?
 
Öncelikle, Polonyalıların sanıldığı kadar milliyetçi olduklarını düşünmüyorum. Ama kesinlikle muhafazakâr ve dindarlar. Tabii ki bunun tarihsel birtakım sebepleri var. 19. yüzyıldan bu yana yaşanan iki dünya savaşı ve komünizm, Katolik Kilisesi’nin yereldeki gücünü pekiştirmesine yarayan iki farklı etken oldu. Vatikan’ın eşcinsellik hakkındaki görüşlerini belirtmeme bile gerek yok. Bu durumun bir diğer sebebi ise, Batı Avrupa’da ‘cinsel devrim’ yaşanırken, bizlerin ‘Demir Perde’ gerisinde bütün bu gelişmelere erişmemizin engellenmesidir. Polonya demokrasisi gerçekten çok genç; önümüzdeki Haziran ayında Polonya’daki liberal demokrasinin kuruluşunun 20. yılını kutlayacağız.
 
Bu gerçeklik, Polonya toplumunun eşcinsel birliktelikler ve hatta evlilik gibi konuları hiç açmamasına sebep oluyor. Polonya’daki eşcinseller hâlâ kendilerini gizliyorlar, açık eşcinsel kimlikleriyle toplum içinde hayatlarını sürdüren çok az ünlü var mesela. Ayrıca, Polonya kanunları nefret söylemi ve nefret suçları konusunda LGBT bireyleri hiç korumuyor.
 
2004 ve 2005 yıllarında, Eşcinsel Onur Haftası etkinliklerimiz yerel kurumlarca engellendi. Neyse ki, Strazburg’daki İnsan Hakları Mahkemesi’nde davayı kazandık ve o zamandan beri bu gibi problemlerimiz olmadı. 
LGBT haklarının KPH öncesi dönemdeki durumu hakkında ne söyleyebilirsin? Sence, KPH’nin öncülüğündeki LGBT hareketi, Polonya’da ne gibi başarılar elde etti?
 
KPH öncesi dönem hakikaten kötüydü. Eşcinsellik, Polonya’da 1932’de suç olmaktan çıktı; ancak 1989 öncesi dönem hakikaten LGBT haklarının hiç tartışılmadığı bir dönem olarak hafızalarda yerini aldı. 90’larla beraber bazı küçük LGBT oluşumları ortaya çıkmaya başladı; fakat bu dönemde hareketi yönlendirecek ve güçlendirebilecek bir lider oluşum var olamadı. Bence, bir şeylerin değişmeye başlaması 20. yüzyıl sonu, 21. yüzyıl başına denk geldi. 1997’de Lambda Varşova kuruldu ve ilk Varşova Eşcinsel Onur Haftası 2001 Mayıs’ında gerçekleşti. KPH de yine 2001 yılında kuruldu. Bence, en önemli gelişme, Polonya’nın 2004’te Avrupa Birliği’ne dâhil olmasıydı. Avrupa Birliği mevzuatına uyum çalışmaları sonrasında, 2004’ten itibaren ilgili yasalarda cinsel yönelim sebebiyle gerçekleşen ayrımcılık suç kapsamına alındı.
 
2005’te eşcinsel sivil birliktelikler için parlamentoda girişimde bulunduk; ancak tasarı iki kanatlı parlamentonun üst kanadı olan senatoda onaylanmasına rağmen, temsilciler meclisinde reddedildi.
 
Önemli adımlarımızdan bir tanesi de ‘Bırakalım Görsünler’ başlıklı kampanyamız oldu. KPH, Polonya’nın farklı şehirlerindeki önemli meydanlarda, eşcinsel çiftlerin beraber çekilmiş fotoğraflarını sergilemeye başladı. Haliyle, kampanyamız medya tarafından ciddi şekilde konu edildi ve çoğu siyasi parti – karşı olsalar da – eşcinselliği tartışmaya başladılar. En önemlisi, bu konunun kamuoyu gündemine oturtulabilmiş ve kamusal alanda ciddi şekilde tartışmaya açılmış olmasıdır. Amacımız, ulusal düzeyde eşcinsel hakları tartışmasını başlatmaktı ve rahatlıkla söyleyebilirim ki, bu konuda başarılı olduk.
 
Peki, toplumun farklı kesimlerinin KPH’ye olan bakışı nasıl? Hangi kesimler eşcinsel hakları mücadelesine açıktan katkı sunup destekliyor sizi?
 
Toplumun genelindeki tutum en başından beri gayet olumsuz; fakat feminist kadın örgütlerini bunun dışında tutabiliriz. Varşova’da açtığımız ilk ofisimizi de zaten, feminist bir kadın örgütüyle paylaştık. Zaman içerisinde destekçi yelpazesi genişledi; ırkçılık karşıtı, feminist ve genelde insan hakları örgütleri, eşcinsel hakları mücadelesine ciddi destek sunmaya devam etmektedir.
 
KPH geçtiğimiz ay içerisinde, ‘Baskılara Karşı Stratejiler’ başlıklı, toplam yedi ülkeden katılımın olduğu bir gençlik değişim programı gerçekleştirdi. Projenin temel amacı neydi?
 
Temel amaç, tabii ki değişik ülkelerden farklı kültürel birikim içinden gelmiş genç bireylerle beraber çalışıp her türlü baskı ve ayrımcılığa karşı nasıl çalışabileceğimizi belirlemeye çalışmak idi. Program, Avrupa Birliği ‘Youth in Action’ programı tarafından finanse edildi.
 
Peki, program amacına ulaştı mı sizce? Katılımcılardan gelen tepkiler nasıldı?
 
Bunu siz bana aktarmalısınız; ne de olsa siz de katılımcılardan biriydiniz.
 
Kanımca, program oldukça başarılı geçti; katılımcılardan doldurmalarını istediğimiz değerlendirme formları ve yaptığımız yüz yüze görüşmelerden anladığımız kadarıyla, her ülkeden katılımcılar bu ve benzeri projelerin daha yoğun şekilde organize edilmesine yönelik beklenti içindeler. Bu da bizi sevindiriyor.
 
Avrupa Birliği dışındaki bir ülkeden katılan tek örgüt Kaos GL idi. Türkiye’deki LGBT hareketi ve özelde Kaos GL’nin faaliyetleri konusunda ne düşünüyorsunuz?
 
Türkiye Avrupa Birliği üyesi değil; fakat aday ülke statüsü dolayısıyla birlik tarafından yakından takip edilmektedir. Bence Kaos GL ve Lambdaistanbul gibi dernekler uluslararası alanda görünür durumdalar. Açık konuşmak gerekirse, yaşanan sorunlar karşısındaki tavrınız ve cesaretiniz etkileyici. Son dönemde yaşadığınız sorunlar karşısında uluslararası camiayı harekete geçirebilme kapasiteniz de takdir edilmeli bence. Faaliyetlerinizin bir boyutu bence çok önemli. Birlik ülkelerindeki bazı gruplar, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne dâhil olma ihtimalinden korkuyorlar çünkü İslamiyet ile ilgili ciddi sorunları var. Tabii ki sebep, bu gibi grupların kendi önyargı ve yanlış bilgileridir. Sizin çabalarınız, bu gibi insanlara Türkiye’nin çağdaş yüzünü gösterebilir.
 
KPH, geçenlerde Polonya’daki Türkiye Büyükelçiliği’ne, son dönemde yaşanan olaylarla ilgili bir protesto mektubu gönderdi. Nefret cinayetleri ve Lambdaistanbul’un 30 Nisan’da yerel mahkemede görülecek davası konusunda ne düşünüyorsunuz? Bu gibi ihlalleri daha güçlü protesto etmek gibi bir planınız var mı?
 
Bu sene, Uluslararası Homofobi Karşıtı Gün olan 17 Mayıs’ı KPH olarak, Türkiye’ye ithaf ediyoruz. Neler yapabileceğimizin detayları konusunda görüşmeler yapıyoruz yerel örgütlerimizle; fakat kesinlikle Türkiye büyükelçisine Türkiye’de yaşanan son dönem ihlalleri konusunda bilgi talep eden mektubumuzu göndereceğiz. Çok büyük olasılıkla, Varşova’da 29 Nisan’da büyükelçilik önünde bir eylem organize edeceğiz. Ayrıca, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi nezdinde de girişimlere başladık. Türkiye, insan haklarına saygı duymak zorunda. Umarım, yaşanan son üzücü olaylara karşı ciddi bir tepki gelişir uluslararası camiada. Diğer yapılacak protesto gösterilerinin haberlerini de alıyoruz. KPH her zaman Türkiyeli dostlarının yanındadır. 



Etiketler: yaşam, dünyadan
Nefret