20/04/2009 | Yazar: Murad Esin

Özgür bir dünyanın bir gün gerçekleşeceğini ümit ediyorum.

Murad Esin | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Murad Esin

Özgür bir dünyanın bir gün gerçekleşeceğini ümit ediyorum. Özgürlük, Türkiye’de hep fikir ve düşünce özgürlüğü bağlamında politik olarak algılanır ancak özgürlük aynı zamanda toplumu oluşturan bireylerin yaşam biçimlerini dışa özgürce vurabilmeleri ve yaşam şekilleri nedeniyle baskı altında olmadan ya da öldürülmeden yaşayabilmek başarısını göstermektir. Özgürlük kabul edilmektir, kabul edilerek yaşamaktır ve bir gece vakti her ne nedenle olursa olsun şiddete maruz kalıp hayata çirkin bir katilin elinde ya da kendi elleriyle veda etmemektir.

Bu hafta ‘Prayers for Bobby’ adlı bir filmden söz edeceğim. Bobby Griffith’in yaşamını anlatan bir film. Türkçeye ‘Dualar Bobby İçin’ olarak çevirebileceğimiz bugüne kadar izlediğim LGBT konulu filmler içinde belki de en gerçekçi olanı, en çok etkilendiğim bir film. Russell Mulcahy’in yönettiği ve Leroy Aarons’un yazdığı kitaptan filme uyarlanan 24 Ocak 2009 tarihinde gösterime giren ve dün 19 Nisan’da televizyonda izlediğim bir sinema. Bobby Griffith 20 yaşında intihar eden bir genç. Ailesi aşırı dindar bir Hıristiyan, özellikle annesi Mary’in baskıları sonucu evi terk edip, beraber yaşamaya başladığı kuzeninin yanında yaşamdan beklentilerini bulamayan ve kendini yalnız, ayrımcılığa maruz kalmış biri olarak gören genç bir insanı ölüme götüren nedenleri beyaz perdeye aktaran bir film. Mary bir gün tanıştığı aydın bir papazın Lut kavmine gelen cezanın onların ‘homoseksüel’ oldukları için değil aşırıya giden yaşamlarından dolayı olduğunu söylemesi ile Mary’nin geylere bakışı değişmişti. Anne Mary’in nasıl oğlunun ölümünden sonra pişmanlık duyduğunu ve günahkar biri olarak gördüğü oğlunun aslında masum olduğunu ve asıl günahkar ve Tanrıdan af dilemesi gerekenin, oğlunu yalnız bırakarak ölümüne neden olan, kendisi olduğunu anlaması üzerine kurulu bir film. Mary Griffith oğlunun ölümünden sonra önemli bir gey aktivitist oluyor. Parents, Families and Friends of Lesbians and Gays (Lezbiyenler ve Geylerin Ebeveynleri, Aileleri ve Arkadaşları) adlı sivil gey hakları grubuna katılıyor. Filmin sonunda San Francisco’da yapılan dünyanın en büyük gey onur yürüyüşlerinden biri olan yürüyüşte iken kalabalık arasında oğlunun hayalini görüyor ve ona sarılıyor.
 
Mary oğlunu hiç anlamamıştı, evin her tarafına İncil’den bölümler yazılı küçük kağıtlar bırakarak oğlunun bir gün Tanrının yoluna dönmesini sağlamaya çalışmıştı. Lut Peygamberin hikâyesinin oğlunun başına da geleceğini sanıyordu. Bobby, Mary için bir günahkârdı ve Bobby yaşadığı hayatı derhal terk edip Kiliseye katılmalıydı. Mary, Bobby’i pisikyatra, kilisede özel terapilere göndererek ve papazları eve davet ederek oğlunu değiştirmeleri için onlardan yardım aldı. Ancak hiçbir şey oğlunu değiştirmeye yetmedi. Bobby çevresi tarafından alay konusu olmuştu. Erkek kardeşi ve lise arkadaşları gey olduğu için onunla alay ediyorlardı. Sonunda kuzeninin yanına taşındı. Artık özgürce kendi hayatını yaşayabilirdi ancak erkek arkadaşı David’in O’nu aldattığını görünce gey yaşamdan beklentileri de yıkılmıştı ve içinde olduğu yalnızlık ve yaşamının ağırlığı ile intihar etti.
 
Bobby’nin hikâyesi dünyanın birçok yerinde yaşanıyor. Yaşamlar intiharlarla, aile içi şiddet ile reddedişle ve namus cinayetleri ile son buluyor. Geçen ay Bağdat’ta aileleri tarafından gey oldukları için reddedilen gençler aile meclisi kararları ile öldürülmüşlerdi. Gittikleri cafe yakılmıştı. İstanbul’da bir genç evinin önünde öldürülmüştü ve geçen hafta Ankara’da bir cinayet yaşandı. Nefret cinayetlerine dur denmeli. Şiddetin önüne biran önce geçilmeli. Çözüm yolu olarak nefret cinayetleri için bir proje geliştirilmeli ve sivil örgütlerin bir araya gelip tüm Türkiye’de toplumu bilinçlendirmeleri gerekmektedir.  Prayers for Bobby filminin Türkçeye çevrilip TV kanallarında yayınlanması da ayrı bir çözüm yolu olabilir. Eğer bir canı koruyabilirsek, en azında bir gencin ölümüne engel olabilirsek ya da kaybolup gitmesine, belki de dünyadaki yapılabilecek en büyük iyiliği yapmış oluruz.


Etiketler: insan hakları, aile
Nefret