06/07/2009 | Yazar: Murat Akdağ

‘Yazılarıyla, konuşmalarıyla milyonlara ulaşan bir yazarın bilimden, objektiflikten yoksun, önyargıdan mı, dini duygularından mı yoksa başka sebeplerden mi tam anlayamadığımız bir şekilde evlere şe

Murat Akdağ | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Murat Akdağ

‘Yazılarıyla, konuşmalarıyla milyonlara ulaşan bir yazarın bilimden, objektiflikten yoksun, önyargıdan mı, dini duygularından mı yoksa başka sebeplerden mi tam anlayamadığımız bir şekilde evlere şenlik değerlendirmeleri ve örnekleri.’

 
 ‘Ahlak zabıtalığı sözünü genellikle parkta öpüşen gençlere belediye zabıtalarını müdahalesi haber olduğu zaman duyarız. Suudi yönetiminde ve İran’da devletin öngördüğü ahlaka uymayanlara karşı geliştirilmiş resmi örgütlenmelere de ahlak zabıtalığı denilir’

Tarhan’ın ‘ahlaka uymayanlara karşı geliştirilmiş resmi örgütlenme’ dediği ahlak zabıtalığı yüzünden Uluslararası Af Örgütüne göre dünyada 70 ülkede eşcinsellere zulmedilmekte, 8 ülkede ise eşcinsel ilişkiler idam cezasına çarptırılmaktadır. Hem de bazen büyük işkencelerden sonra yapılmakta bu idamlar. İnsanlara işkence edilmesini, vahşi şekillerde öldürülmesini ‘ahlak zabıtalığı’ şeklinde özetlemesi ve bu konuda başka her hangi bir yorumda bulunmaması insanın içini acıtıyor.
 
‘Toplumsal ahlak konusu ile ilgili Zaman Gazetesi yazarı sosyolog Sayın Ali Bulaç  CNN Türk’te ‘Reha Muhtarla Çok Farklı’ programında Sayın Bülent Ersoy’la ciddi bir polemiğe girdiler. O programı ben de izledim.
Eşcinselliğin tartışıldığı bir program, Ali Bulaç’ın tartışma getiren sözleri ertesi gün iki büyük gazetede eşcinselliğin manşet olması ve 17 Mayıs gününün bazı derneklerce ‘Uluslararası Homofobi Karşıtı’ gün olarak kutlanması anlamlı bir rastlantı oldu.’

Tarhan’ın dikkatinden kaçmış, gazetelerin ilgisini çeken şey eşcinselliğin kendisi ya da eşcinsel hakları değil, Ali Bulaç gibi entelektüel birinin Afganistan ve Iraktaki katliamlardan bazı homofobiklere bile el insaf dedirtecek biçimde eşcinselleri sorumlu tutması ve Bülent hanımla girmiş olduğu ‘erkeklik’ polemiği idi. Türk basını çoğunlukla eşcinsellik konusunda eşcinsellerin haklarından çok işin magazinsel ve reyting getirici, sansasyon yaratıcı yönleriyle ilgilenmektedir. Zaten büyük medya organlarında genelde homofobik söylemler varlığını hâlâ devam ettirmektedir.
 
‘Homofobikler eşcinsellere karşı ayrımcılık yapan, aşağılayan fiziksel ve psikolojik şiddet uygulayan kişiler olarak bilinir. Eşcinselliğe karşı korku, nefret ve düşmanlık duyguları taşıyan kişilerdir. Homoseksüeller cinsel yönelimini ve cinsel tercihini doğal yani genlerin öngördüğü heteroseksüel yönelime değil bir sapma olan kendi cinsine yöneltmişlerdir. Homoseksüel Pedofili olarak bilinen çocuk yaştaki eşcinsteki kişilere cinsel ilgi duyma en sık rastlanılan homoseksüalite biçimidir.’

Tarhan’a göre eşcinsellik doğal bir yönelim değil bir sapmadır. Bir yönelimin, bir davranışın sapma, sapkınlık ya da sapıklık olduğuna kim karar verir. Tabi ki bu konu tıbbın alanına girer. Tarhan’a sormak gerekiyor; ‘neye dayanarak bu tespiti yapıyorsunuz’. Dünya Sağlık Örgütü eşcinselliği hastalıklar sınıfında çıkaralı 15 yıldan fazla oldu. Nevzat Bey başka konularda bazı yazılarında ABD’deki sağlık kuruluşlarının kararlarını dayanak gösteriyor. Peki, Sayın Tarhan’ın Amerikan Psikiyatri Kurumu’nun 1973 yılında eşcinselliği, "Akıl Hastalıkları Teşhis ve İstatistikleri Kılavuzu’ndan çıkarttığından haberi yok mudur? Bir bilim adamı temelsiz, dayanaksız tıbbi bir tespit yapar mı? Modern tıpta cinsel sapmalar arasında eşcinsellik kesinlikle bulunmamaktadır.
Eşcinsellerin çoğu kendi cinsindeki çocuklara ilgi duymaktaymış! Nerden çıkarıyorsunuz bunları, deliliniz, temeliniz nedir? Eşcinsellerin yüzde kaçı pedofildir? Bu sorunun yanıtını verecek bir çalışma var mı elinizde? Bu tamamen yanlış bilgiler homofobiyi körüklemez de ne yapar? Dedikodularla, rivayetlerle, münferit olaylarla genel bir kanaate varmak yakışır mı bir insana, bir bilim adamına?
 
‘Homoseksüellik ile ilgili bir gen tanımlanamamıştır. Ancak eşcinsel tercihi olan kişilerin yetiştirilme tarzı araştırıldığında sosyal öğrenmenin rolü göze çarpar. Aşırı koruyucu ve erkeklere düşman bir anne modeli ile zayıf, evle az ilgilenen veya sevgi vermeyen bir baba rollerini sık görürüz. Eşcinsellik sapmış bir cinsel tercihtir, çocuklara pedofili yani cinsel ilginin nasıl geni yoksa eşcinselliğin de geni yoktur. Ben böyle yaratılmışım demek yerine ben böyle yetiştirilmişim diyen eşcinseller daha doğruyu söylerler.’

Eşcinselliğin sosyal öğrenme sonucu olarak ortaya çıktığı ya da eşcinsellerin çoğunun bu şekilde eşcinsel olduğu sadece bir iddiadır. Fakat bu iddia doğru olsa bile Tarhan ve Tarhan gibi düşünenler şunu anlamıyor, ya da anlamak istemiyor;  ister doğuştan ister sonradan öğrenmeyle olsun eşcinsellik bir sapma, hastalık değildir. Ayrıca Tarhan’ın pedofili ile eşcinselliği sık sık yan yana zikrederek ne yapmaya çalıştığı ise düşündürücüdür. Pedofili birçok çağdaş ülkede en ağır cinsel suçtur. Ama eşcinsellik aynı ülkelerde kanunen heteroseksüel ilişki kadar doğaldır. Birbirinden farklı iki kavramı sürekli birlikte zikrederek zaten cahil olan insanlar kışkırtılmakta nefret duyguları körüklenmektedir? Eşcinsellerin çoğunun pedofil olduğunu düşünen, buna inanan bir insanın bir eşcinselle komşu olmak ya da aynı apartmanda hatta aynı mahallede yaşamak ister mi hiç? Bu düşünceye sahip kaç kişi bir eşcinsele iş verir. Bu iddialar eşcinsellere karşı yapılan baskı ve nefreti artırıp, yeni şiddet olaylarına zemin hazırlamaktadır.. Sayın Tarhan’ın bu mesnetsiz ithamları, saptamaları büyük bir yanılgı ve safsatadan öte, bir suçtur.
 
‘Eşcinselliğin oluşumunda sosyal öğrenmenin anlamlı rolü olduğuna göre eşcinselliği özendirme ve yüceltme eşcinsel nüfusunu artırmaktadır. Eşcinselliğin doğal bir tercih olmadığını ve toplum da nüfusun çoğunluğunun  eşcinsel olması durumunda çıkacak sosyal problemlerin neler olduğunu tartışmak homofobi değildir. Hemcinsi çocuklara cinsel ilgi gösterenlerle mücadele homofobi değildir. Ama eşcinselleri küçük düşürme homofobidir ve yanlıştır. Eşcinseli aşağılayıcı yaklaşımlar nefreti artırarak doğal tartışmayı bozar.’

Tarhan eşcinselliği içki, kumar, uyuşturucu gibi zararlı görüp, eşcinselliğin özendirilmemesini, yüceltilmemesini istiyor. Özendirmemeden neyi kastettiğini açıklamamış. Eğer eşcinsel kişilerin ya da tiplemelerin medyada, sosyal çevrede barındırılmamasından bahsediyorsa kendisi en azılı homofobiklerden birisi olmuş da haberi yok demektir. Eşcinselliğin doğal ve normal bir eğilim olduğunu bilmeyip, bir sapma olduğuna inandığı için bu garip cümleleri kuruyor. Zaten inandığı, inanmak istediği düşünceleri bırakıp modern tıbba göre konuşsa, normal bir eğilimin özendirilmesinin de bir sakıncası olmayacağını anlayacak. Yüceltmemek ne demek? Eşcinsellik konuşulacaksa, tartışılacaksa eşcinsellikten hep dini yönden yasaklanmış, tiksindirici, iğrenç bir durum gibi bahsedilmeli mi demek istiyor? Tarhan pedofili ile eşcinselliği yine yan yana kullanmış. Pedofili ve eşcinselliğin başka şeyler olduğunu bilmemesi mümkün mü? Pedofili sadece eşcinsellerde değil heteroseksüellerde de görülebilen bir davranıştır. ‘Pedofili eşcinsellerde daha fazla görülür’ ya da ‘Eşcinsellerin çoğu pedofilidir’ iddiaları vahim bir uydurmadır. Tarhan bunları söyledikten sonra da homofobiye karşı çıktığını söyleyip büyük bir samimiyet ve tutarlılık gösterisi sergilemektedir.
 
‘Irak ve Afganistan’da sivilleri öldürenlerin eşcinsel askerler olduğuna dair bilimsel bilgiyi bilmiyorum. Bence Sayın Ali Bulaç’ın kendi sözü olmayan aktardığı bilgi çok sağlıklı değildir. …
Gerçi tarihte kazıklı Voyvoda olarak bilinen Sırp komutan aynı zamanda eşcinseldi. Tarihin en büyük işkencesini Osmanlı askerlerine karşı yapmıştı. Makatında kazığa geçirdiği askerleri orgazmik bir zevkle seyredermiş. Benzer eylemlerin Irak ve Afganistan’da modern voyvodalar tarafından yapılmış olma ihtimali mümkündür. Ancak eşcinsellikle şiddet arasındaki ilişki ancak çocuklara cinsel taciz alanında çok yaygındır. Eğer bilginin kaynağını Sayın Bulaç verebilirse daha net konuşabiliriz. Bir Kazıklı Voyvoda hikâyesi de 28 Şubatdöneminde duyulmuştu. O dönemin cesur çıkışları ile bilinen bayan İçişleri bakanına bir orgeneral ‘Söyleyin ona bizi dinlemezse onu kazığa geçiririz’ tehdidi gönderdiği o bakanın da ‘Tarihte muhaliflerini kazığa geçiren bir komutan var kazıklı Voyvoda, o da eşcinsel’ mesajını ünlü komutana geri gönderdiği söylenir eğer doğru ise.’

Tarhan şiddet ve eşcinsellik bağlantısı kuran Ali Bulaç’a katılmayıp kazıklı Voyvoda örneğini verip Ali Bulaç’ın bile yapamadığını yapıyor. Bu nasıl bir değerlendirme? Bu nasıl bir anlayış, bu nasıl bir feraset? Kazıklı Voyvoda da eşcinselmiş! E yani, o zaman… Yazılarıyla, konuşmalarıyla milyonlara ulaşan bir yazarın akıldan, mantıktan, bilimden, objektiflikten yoksun, önyargıdan mı, dini duygularından mı yoksa başka sebeplerden mi tam anlayamadığımız bir şekilde evlere şenlik değerlendirmeleri ve örnekleri. Eşcinseller mi yoksa heteroseksüeller mi şiddete daha yatkın gibi bir tartışmayı doğru bulmuyorum. Ama ille de böyle iddialar yapılacaksa bu iddiaları dile getirenler bilimsel bir araştırma ya da çalışma yapsınlar. Sonuçlar bakalım kimin yüzünü kızartacak. Kadınlar ve erkekler arasında suç oranları, şiddete yatkınlık arasındaki fark nasıl ki bilimsel çalışmaya gerek bırakmayacak kadar nettir, eşcinsellerin de heterolara göre genelde daha hassas, insancıl, şiddet yanlısı olmadığı, diyaloga açık olduğu akıl ve vicdan sahibi, kör olmayan kişilerce bilinmektedir.
 
Tarhan, Ali Bulaç’tan vermiş olduğu bilginin de kaynağını almak istiyor. O zaman daha net konuşacakmış. Daha neler neler yazabileceğini artık tahmin edebiliyoruz. Ayrıca Tarhan’ın 28 Şubat sürecinden de neredeyse eşcinselleri sorumlu tutacağı aklımıza gelmedi değil.
 
‘Konunun diğer tarafı da Eşcinsellere yaşam tarzları nedeniyle ayrımcılık yapılmasına karşı kampanya yürütenlerin çifte standartlarına dikkat çekmek istiyorum.
Bilindiği gibi son on 13 yıldır tolumda yaşam tarzı tartışmaları yoğun yaşanıyor. Başörtüsü ve çarşaf gibi kıyafetlere karşı ciddi ayrımcılık, nefret, korku ve psikolojik şiddet uygulanıyor.
Başörtülü ve İmam hatip kökenli gençler işe alınmıyorlar sadece devlet işine değil İş bankası, Akbank gibi bankalarda büyük işyerlerinde liyakatleri olduğu halde kıyafetleri nedeniyle ‘Laik ahlak yaşam tarzı’nı koruma adına ayrımcılık, nefret, korku ve taciz uygulanıyor. İşte ikna odaları ve okulda gizli namaz kılan gençlerin suçlu gibi teşhir edilmesi gibi… Aslında bu uygulama İslamofobi demektir.
Eşcinsellerin hakları için mücadele verenlerin ve ahlak zabıtalığının karanlık bir kafa olduğunu savunanların objektif olmalarını ne kadar bekleyeceğiz?
Bu çağda ahlak zabıtalığı olmaz diyenlerin başörtülü kızlara yaptıkları ‘Laik Yaşam Ahlak Zabıtalığı’ değil mi?
Homofobi gibi bir sosyal olguya karşı yapılan haklı mücadele gereklidir. Eşcinselliğe karşı çıkanlar da gerekçeleri ile fikir mücadelelerini yapmalıdırlar. Gelecek kuşaklarımızı toplumsal ahlakını kendi doğrularını savunma haklarına sahiptirler.
Aynı özgürlüğü dinini yaşamak isteyen kişilere göstermemek çifte standart değil mi? Eşcinsel müdafilerine duyurulur.’

Yazar yazısının sonunda eşcinsel haklarını savunanların başörtüsü meselesinde aynı duyarlılığı göstermemelerinden dert yanıyor. Kendi adıma ve tanıdığım eşcinsel birçok kimse için İslami bir yaşam tarzı benimsemememize rağmen başörtülü kızların üniversitelere girebilmelerinin bir insani hak olduğunun farkındayız ve bunusavunmaktayız diyebilirim. Nevzat Bey’in bahsettiği gibi çifte standartlı düşünen hetero ya da eşcinsel kimseler varsa bu eşcinsellerin tamamını bağlamaz.
 
Şunu da eklemek gerekiyor şu anda Türkiye’de en büyük haksızlığa ve ayrımcılığa uğrayan kitle eşcinsel kitledir. Dini hiçbir inanca sahip olmamama rağmen ben ve birçok eşcinsel başörtüsü yasağına karşı çıkmaktayız. Peki, Sayın Tarhan siz kaç tane başörtülü kızın, dindar insanın ya da muhafazakâr basın organının eşcinsellere yönelik yapılan insanlık dışı muamelelere karşı çıktığını duydunuz ya da eşcinsellerin haklarından bahsettiğini gördünüz.
Sayın Tarhan eşcinselleri sevmeme, eleştirme hakkınız tabii ki var. Ama lütfen eşcinsellerle ve eşcinsellikle ilgili değerlendirme yaparken doğru belge ve bilgi olmadan inançlarınızı bilimsel gerçekmiş gibi insanlara sunmayın. Eşcinsellere insanlığa, mesleğinize ve kendinize bu kötülüğü yapmayın. 
 


Etiketler: medya
Nefret