02/07/2015 | Yazar: Sinan Birdal

Onur Yürüyüşü’ne yönelik saldırı sokakta fiili bir HDP-CHP yakınlaşmasına neden olurken, CHP’nin Onur Yürüyüşü’ne ve kendi milletvekillerine sokakta saldıran bir AKP’yle koalisyona girmesi zorlaşıyor ve AKP-CHP koalisyonu ihtimali zayıflıyor.

Sinan Birdal | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Sinan Birdal
Onur Yürüyüşü’ne yönelik saldırı sokakta fiili bir HDP-CHP yakınlaşmasına neden olurken, CHP’nin Onur Yürüyüşü’ne ve kendi milletvekillerine sokakta saldıran bir AKP’yle koalisyona girmesi zorlaşıyor ve AKP-CHP koalisyonu ihtimali zayıflıyor.
 
Geçen hafta TÜSİAD, MÜSİAD, TOBB, “uluslararası piyasalar” ve cümle sermaye aleminin sesi birleşti: ekonomik kırılganlığın ve bölgesel krizin sürdüğü bir dönemde bir AKP-CHP koalisyonuna ihtiyaç vardı. AKP-MHP koalisyonu çözüm sürecini askıya alarak, kısa ömürlü ancak derin bir siyasi krize neden olacak bir seçenek olarak değerlendiriliyordu. HDP Suriye’de askeri bir operasyona eğilimi olan bu seçeneği “savaş hükümeti” olarak tanımladı. Bu koşullarda AKP-CHP koalisyonunun AKP-MHP koalisyonuna tercih edilmesi HDP için de olağandı. HDP böylece kendine biçtiği ana muhalefet rolünü de layıkıyla yerine getirebilecekti.
 
Ancak TBMM açılışı kimi çevreleri endişelendirecek bir tablo ortaya koyuyordu. Erdoğan’ın Baykal aracılığıyla koalisyon çalışmalarına müdahalesine karşı CHP’den gelen tepki objektif olarak Davutoğlu’nun elini güçlendiriyordu. Aynı anda AKP’ye yakın medya yorumcularının birbirine girdiğine şahit olduk. Hilal Kaplan Bahçeli’yle selamlaşıp, onu yemininin ardından alkışlayan Davutoğlu’nu uyardı: “‘Erdoğan kırmızı çizgimizdir’ duruşu bu değil” (Sabah, 26.06.2015). Kürt seçmenden umudu kesen Erdoğan’ın MHP’ye yönelmesi ve başkanlık rejimi için gereken desteği MHP’den almaya çalışması mantıklı görünüyordu. Koalisyon ortağı olarak başkanlık ve yolsuzluk eleştirilerinin sesini kısmış bir MHP’nin oylarının AKP’ye kayması mümkün olabilirdi. Ancak Erdoğan huzurunda ayağa kalkmayan, Efkan Ala’nın vekillik yemininin inandırıcılığını sorgulayan bir MHP nasıl ikna edilebilirdi? IŞİD’in Tel Abyad’dan kovulması hükümetin izlediği stratejiye darbe vururken koalisyon siyaseti açısından da bir fırsat sundu. “Kürt koridoruna izin vermeme” adına TSK’nin Cerablus’a girmesiyle başta MHP olmak üzere bütün ülke bu “milli davayı” desteklemeye çağrılabilirdi. Nitekim bundan sonra Suriye’ye müdahalenin Davutoğlu’nun koalisyon görüşmelerinin merkezinde olacağı kuşku götürmez.
 
Medyaya yansıyan haberler TSK’nin bir oldu-bittiye razı olmadığını, müdahalenin sorumluluğunun yeni kurulacak hükümet ve Ağustos’taki Yüksek Askeri Şura’da atanacak yeni komuta kademesi tarafından üslenilmesi gerektiğini vurguladığını gösteriyor. TSK ve Dışişlerinin ABD, Rusya, İran ve hatta Esad’la görüşülmesini önerdikleri söyleniyor. MHP’ye yakın Yeniçağ yazarı Ahmet Takan devlet bürokrasisinin operasyonun bir erken seçim ve başkanlık kampanyasına alet edilmesinden çekindiğini belirtiyor (26.06.2015). MHP’nin bu kaygıları taşıdığına şüphe yok. Takan Suriye’ye operasyonun nasıl yapılabileceğini bir haftadır köşesinde açıklıyor. Bu yazılardan MHP’nin operasyona karşı olmadığı, ancak koşulları konusunda Erdoğan’la anlaşmadığı ortaya çıkıyor. Dolayısıyla tıpkı CHP seçeneğinde olduğu gibi, MHP seçeneğinde de Erdoğan Bahçeli ve Davutoğlu’nun koalisyon çalışmalarının önünde bir engel oluşturuyor. Taviz vermeden bir oldu-bitti siyaseti izlenilmesinin nedeni bu.
 
Bu konjonktürde savaş koalisyonunun yolunu yapan bazı garip müdahalelere tanık oluyoruz. Kaynağı belirsiz dedikodularla Ezidiler kimin kiraladığı belli olmayan otobüslerle Edirne’de Bulgaristan sınırına taşınıyor. Birileri Suriye’de tampon bölgeyi meşrulaştırmak için Avrupa’ya mesaj mı vermek istedi? Ezidiler Edirne’den apar topar geri dönerken, İstanbul’da yıllardır - Gezi sonrasında bile - olaysız geçen LGBTİ Onur Yürüyüşü yasaklandı. Üstelik geçen sene de Ramazan’da kutlanmış olmasına, geçen Pazar Trans Onur Yürüyüşü yapılmış olmasına, AKP seçim bildirisinde Ramazan’da Onur Yürüyüşü yapılması memleketin özgürlük göstergesi olarak sunulmuş olmasına rağmen. Önce polis toplanmakta olan kitleye saldırdı, sonra HDP ve CHP milletvekillerinin öncülüğünde yürüyüş ve basın açıklamasına izin verildi, sonra yürüyüş sonrasında LGBTİ’lerin toplanmış olduğu mekanlar basıldı ve gazlandı. Gezi’deki gibi, sanki birinin verdiği emrin üzerine başkası yeni bir emir veriyor, sonra tekrar ilk emir sahibi üstün geliyor. Onur Yürüyüş’üne yönelik saldırı sokakta fiili bir HDP-CHP yakınlaşmasına neden olurken, CHP’nin Onur Yürüyüşü’ne ve kendi milletvekillerine sokakta saldıran bir AKP’yle koalisyona girmesi zorlaşıyor ve AKP-CHP koalisyonu ihtimali zayıflıyor. Önümüzdeki günleri dikkatle izlemek ve türlü gelişmeleri bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. (Evrensel, 30.06.2015) 

Etiketler:
Nefret