20/05/2011 | Yazar: Lale Alatlı

Yunanistan'da ekonomik krizden başka bir şeyin konuşulmadığı bir zamanda, ikinci büyük kent olan Selanik'te lezbiyen grup Lesviaki Omada (LOTH) ile içten bir söyleşi yaptık.

Lale Alatlı | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Lale Alatlı

Yunanistan'da ekonomik krizden başka bir şeyin konuşulmadığı bir zamanda, ikinci büyük kent olan Selanik'te lezbiyen grup Lesviaki Omada (LOTH) ile içten bir söyleşi yaptık. Ülkeyi saran fakirlik korkusundan ziyade, lezbiyenlerin en çok toplum ve aileden çekindiklerini öğrendik. Güneşli bir Selanik'te ve etrafı saran frape kokularının arasında Selanikli lezbiyenlerin samimiyetle anlattıklarını dinledik.

Lale Alatlı Selanikli lezbiyenlerle görüştü 

Yunanistan'da lezbiyenlerin karşı karşıya kaldığı başlıca sorunlar neler?

Maria K.:
Her şeyden önce taşımak zorunda olduğumuz çift kimlikli yaşam… Çünkü lezbiyenlik Yunan toplumunda henüz gerektiği kadar kabul edilebilir bir durum değil. Çoğumuz, ailelerimizle ve özellikle de işyerlerimizde gerçek kimliğimizi saklayarak yaşıyoruz. İkinci bir problem ise lezbiyenler arasındaki iletişim. Bu iletişim maalesef barlarda buluşmaların ötesine geçemiyor. Neyse ki Atina’da iki, Selanik’te de bir lezbiyen grubu var ancak henüz bu gruplardaki lezbiyenler arasında da kolektif çalışma doğal bir şekilde işliyor değil.

Steysi: Bence aileye açılmak işyerinde açılmaktan daha zor. Bugüne kadar çalıştığım tüm işyerlerinde lezbiyenliğimi saklamadan çalıştım. Beni yaptığım iş için alıyorlar; istemezlerse başka iş bulurum. Ancak ailem tutucu; yapabileceğim bir şey yok ve onlar yaşadığı sürece açılmayı düşünmüyorum. Onları kaybedersem başka aile bulamam. Zaten straight* de olsam annemle bu konuyu tartışmazdım. Söylemek istediğim, iş yerinde gerçekten iyi olduğunu gösterdiğin zaman onlara söyleyecek bir şey kalmıyor olması… İşyerinde açılmaktan bu kadar korkulmaması gerektiğinin altını çizmek istiyorum.
Maria F.: Hatta bazı işyerlerinde, aileleri ve çocukları olmadığı için eşcinseller tercih ediliyor bence. Benim söylemek istediğim başka bir şey daha var: Yunanistan’da büyük şehir ve taşra arasındaki fark. Büyük şehirlerde her şeyi daha özgürce yaşıyoruz. Küçük yerlerde ise toplum korkusu ön planda ve her şey gizli… Nereye ait olduğumuzu bilmeden yaşıyoruz. Sanıyorum bu Türkiye’yle ortak noktalarımızdan biri. İstanbul veya Ankara’da yaşanan lezbiyen hayatın, Türkiye’nin küçük şehirlerinden veya kasabalarından çok farklı olduğunu düşünüyorum.
İrini: Ben küçük bir adadan Selanik’e geldiğimde, cennete gelmiş gibi hissettim. Büyük şehirler çok farklı…
Maria M.: Ben de başka bir problem olan medyaya dikkat çekmek istiyorum. Medya, eşcinselliğe karşı eskisi gibi tamamen duyarsız değil ancak eşcinsellere dair gösterilenlerin çoğu olumsuz. Yunanistan’da kilisenin olumsuz rolü de çok büyük tabii ki. Eşcinsellik görünür olsa da, toplum tarafından pedofiliye eşdeğer bir sapkınlık olarak görülüyor hâlâ. Ancak yine de yıllar içinde büyük değişimler olduğunu göz ardı edemeyiz. İlk lezbiyen içerikli filmi aldığımda kalbimin atışını hâlâ hatırlarım.
Maria E.: Bir de toplum tarafından lezbiyenliğin bir ciddiye alınmama durumu var. İki kadın arasında, onların düşündüğü şekilde bir birleşme olmadığı için tam seksten sayılmıyor. Bir filmde iki adam gösterildiğinde herkes tepki gösteriyor ama iki kadın olduğu zaman her şey daha hafif kalıyor. Sanki daha çok sevgi ve şefkat… Sanki biz seks yapamazmışız gibi… Zaten bir sürü erkeğin fantezisini de süslemiyor değiliz. Çoğu, iki kadını öpüşürken veya sevişirken görmekten zevk alıyor. Sorarsan kabul etmezler ama!
Selanik Lezbiyen Grubu nasıl ve ne zaman örgütlendi? Bugünlere nasıl geldi?
Maria K.:
Uzun zamandır düşündüğümüz bir şeydi; nihayet 2009 Ağustos’unda yaklaşık 20 kişi bir araya gelerek Selanik Lezbiyen Grubu’nu kurduk. Tabii ki resmi olmadan örgütlenmemiz yıllar öncesine dayanıyor. 1983-84 yıllarında feministlerle beraber bir bar açmıştık. Bir süre çok iyi gitmişti işler. Yurtdışından kadın üyelerimiz de vardı. Ayrıca biz lezbiyenleri bir arada tutan yayınlar ve dergiler oldu bu yıllar boyunca. Selanik’te bugüne kadar feminist grubun çatısı altında beraberken; ayrı, daha derin ve daha çok bizim problemlerimize yönelik bir lezbiyen grubuna dönüştük. Bu kadar gecikmemizin sebebi Selanik’in küçük ve Atina’ya oranla daha tutucu bir şehir olmasıydı.
Maria E.: Grubun kuruluşunda karşı karşıya kaldığımız problemlerden biri de, hangi ismi koyacağımız oldu. “Lezbiyen” sözcüğünü kullanmak istemeyenler oldu. Şu anda yaklaşık 30 kadar üye ve destekçimiz var. Her Pazar günü toplanıyoruz.
Maria F.: Bu grup, daha önce her birimizin tek tek yaptıklarını, bir araya gelerek daha güçlü bir şekilde yapmamızı sağladı ve hiçbirimizin beklemediği ölçüde bir güç kazandık. Bu arada grubumuzun üyelerinin ve destekçilerinin her yaştan, meslekten, ekonomik seviyeden evli, bekâr, çocuk sahibi, eşcinsel, biseksüel ve heteroseksüel kadınlardan oluştuğunu belirtmek isterim. Ayrıca Selanik’te yaşayan, Ukrayna ve Türkiye’den arkadaşlarımız da var.
 
LOTH genel çerçevede ne tür bir politika izliyor? Amaçları ve yapısı ne?
Maria E.:
Hiçbir politik partiyle işbirliği yapmıyoruz. Mümkün olduğunca tarafsız bir politika izlemeye ve kapımızı herkese açık tutmaya çalışıyoruz.
Maria M.: Ama tabi ki yaptığımız eylemler ve duruşumuz ister istemez bizi biraz daha sola kaydırıyor. Ama gerçek anlamıyla sola! (Gülüşmeler)
Maria E.: Amaçlarımız arasında kendimizi tanıma, kendimizi eğitme, lezbiyenlikle barışık yaşama, dayanışma ve yalnızlıkla başa çıkma -ki bu konularda uzman psikologlarımız bize yardımcı oluyorlar- yer alıyor. Ayrıca kitap tanıtım günleri, film gösterimleri, parti ve geziler, diğer STK’lar ile ortak eylemler, Yunanistan ve yurtdışından -özellikle Türkiye’den!- benzer örgütlerle ortak çalışmalar ve fikir alışverişi gerçekleştiriyoruz.
Örgüt içinde belirli bir yapı kurmadık. Her türlü karar, çoğunluğun oyuyla alınıyor. Onun dışında, kim isterse önerisini getiriyor ve getirdiği öneriden sorumlu oluyor. Ayrıca grubumuz henüz dernek statüsünde olmadığı için genel kurul toplantılarımız yok. Bunu isterdik ancak toplumda isimlerimizle böyle bir dernekte yer almaktan hâlâ çekiniyoruz.
Steysi: Türkiye’den bizi anlayacak insanlar ve örgütlerle mutlaka iletişimde olmak istiyoruz.
 
Grubun şu anda yürüttüğü kampanyalar veya faaliyetler neler? Yasal değişiklikler gibi amaçlarınız/ihtiyaçlarınız var mı?
İrini:
Selanik Irkçılık Karşıtı Festival’e, Atina Gay Pride’a** ve her Mayıs ayında Selanik’te gerçekleştirilen Eşcinsel Film Festivali’ne katılıyoruz. Ayda iki kere Göçmenler Lokali’nin barını işletiyoruz. Bu aralar Eşcinsel Film Festivali’nde gösterilmek üzere lezbiyen içerikli bir film hazırlanması için bir yönetmenle görüşmelerimiz sürüyor. Ayrıca Göçmenler Derneği’nde de film gösterimleri sürüyor.
Selanik Homofobiye Karşı Dayanışma Derneği’yle beraber aynı cinsten insanların evlenmesinin yasal olarak tanınması ve heteroseksüeller için geçerli olan “Beraber Yaşam Sözleşmesi”nin eşcinseller için de geçerli olması için çalışmalar yürütüyoruz. Ayrıca belki duymuşsunuzdur, Tilos Adası’nda iki eşcinsel çift, belediye başkanı tarafından evlendirildi. Buna yapılan itirazlar hâlâ mahkemede. Bunu da yakından takip ediyoruz. Tabii ki hukuksal alandaki hedefimiz, heteroseksüeller için geçerli olan tüm yasaların eşcinseller için de geçerli olması.
 
LOTH'un bugüne kadar karşılaştığı akılda kalan bir anısı var mı?
Steysi:
İlk yaptığımız etkinliklerden biri olan kitap tanıtım gününden sonra, Atina’dan da gelen kadınlarla hep beraber bir lokantaya gitmiştik ve çok iyi vakit geçirmiştik. Grup olarak yaptığımız ilk etkinlik olduğu için hepimiz çok etkilenmiştik o günden. Ve ilk kez bar dışında ve ortak bir amaç çerçevesinde biz bize olmanın tadını çıkardık.
Maria M.: Benim için tuhaf bir olay da bir gün toplantılarımızdan birine, çok lezbiyenin bulunduğunu belirten çok dindar bir kadının gelmesiydi. Yani eşcinselliği lanetleyen kiliseye bu kadar inanabilmesi beni çok şaşırttı.
LOTH gelecek için neler planlıyor? İhtiyaçları neler?
Maria E.: LOTH’un gelecek için planları arasında gruba maddi destek sağlama, biraz önce de bahsettiğimiz video çalışmasını gerçekleştirme, bir psikolog destek ekibi kurma, görünürlüğümüzü arttırma, film festivallerine katılma ve hatta kendi etkinliklerimizi düzenleme yer alıyor. Bu arada herhangi bir ofisimiz yok. Toplantılarımız için kiraladığımız bir yerimiz vardı ancak şimdi sokaktayız. Bu arada Selanik Belediye Başkanı değişti ve kendisiyle iletişime geçmeyi düşünüyoruz. Olumlu yönde çok büyük bir değişiklik bizim için.
Maria F.: Tabii ki bu röportajdan sonra Türkiye’den kadınlarla tanışmayı da planlarımız arasına aldık.
 
Hem homofobinin, hem cinsiyetçiliğin hem de milliyetçiliğin gerek günlük hayata gerek ise politikaya hâkim olabildiği bir bölgede yaşıyoruz. Tüm bunlarla başa çıkmanın yolları sizin için neler?
İrini: Bildiğimiz kadarıyla Türkiye’de İslam’ın yükselmesi eşcinsellik hareketine büyük bir darbe vuruyor. Bunu dikkatle izliyoruz. Yunanistan’da da benzer problemler var ancak sanıyorum ki Türkiye’deki kadar yoğun ve ağır değil. Nefret cinayetleri bizi çok üzüyor.
Maria F: Logomuzda Selanik’in simgesi Beyaz Kule var ancak gökkuşağı renkleriyle… Beyaz Kule, Osmanlılar tarafından yapılmış. Yani biz logomuzda bile sizden kalan bir şeyi kullanıyoruz.
Maria K: Burada hepimiz biraz da Anadolulu hissediyoruz kendimizi ama “Anadoluluk”un iyi yönüyle. Ezilmiş kadınlar olarak değil. İtalyanların kullandığı bir deyim vardır: “Ne Meryem Ana, ne fahişe!”
Maria E.: Irkçılık ve milliyetçilikle başa çıkmanın tek yolu önce kendimizi insan hissetmek. Aramızda milliyet ve ırkın ötesinde konularda dayanışma içinde olmalıyız. Ne olursa olsun politik gidişattan etkilenmeyerek, mücadele ettiğimiz hedefler için birlikte olmalıyız. Bu röportajın bu yönde ilk adım olmasını umut ediyoruz.
 
* Heteroseksüel.
** Onur Haftası. 
Grup ile iletişim: www.lothess.weebly.com


Etiketler: yaşam, dünyadan
Nefret