04/09/2006 | Yazar: Ali Erol

‘Herhangi bir iş yerinde çalışmanın kadın-erkek olmak ya da sosyalleşmekle bir ilgisi varsa bile kitapçılıktaki yeri çok şâibelidir. Bizleri bu konu(lar)da harekete geçmeye çağırıyorum.

Ali Erol | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Ali Erol

“Herhangi bir iş yerinde çalışmanın kadın-erkek olmak ya da sosyalleşmekle bir ilgisi varsa bile kitapçılıktaki yeri çok şâibelidir. Bizleri bu konu(lar)da harekete geçmeye çağırıyorum. BU BİR AYRIMCILIKTIR.”

Soru:

“Bir Ayrımcılık Duyurusu!”

İmge Kitabevi Kadıköy şubesi çalışan arıyor. Bunu haber aldığım arkadaşımdan (aynı zamanda genç bir kadın) koşulları öğrenmesini istediğimde şu yanıtı aldık: "Biz kadın çalışan arıyoruz". Arkadaşımın "Bu çok tuhaf" demesi üzerine "Bu şirket politikası" demişler. Çalışanların kadın-erkek oranını dengede tutmaya çalışıyorlarmış. Herhangi bir iş yerinde çalışmanın kadın-erkek olmak ya da sosyalleşmekle bir ilgisi varsa bile kitapçılıktaki yeri çok şâibelidir. Bizleri bu konu(lar)da harekete geçmeye çağırıyorum. BU BİR AYRIMCILIKTIR.

Deniz Y., 27 Ağustos 2006

Cevap:

Sevgili Deniz Y.,

Öncelikle ilgin için teşekkür ederim.

Aktardığın tanıklıktan hareketle düşüncelerimi paylaşmak isterim. Umarım yanlış sonuca varmam...

Bilindiği gibi çalışma hayatında eşitlik, kadın-erkek çalışanların eşitliği üzerinden tanımlanıyor. Söz konusu tanım ve kapsamın, kadın ya da erkek ama heteroseksüel olmayan çalışanlar için eşitlik sağlamadığı bir gerçek. Bu gerçekten hareketle, cinsiyet eşitliğine ek olarak çalışma hayatında cinsel yönelim ayrımcılığına karşı düzenlemeler bir ihtiyaç olarak ortaya çıkıyor.

Cinsiyet eşitliğine dönecek olursak, Türkiye’de yasaya rağmen işte eşitlik politikalarına ve uygulamalarına uyulmadığını, hatta "bu kadarı da fazla" denilebilecek örneklerin olduğunu biliyoruz. Türkiye’de eşitlik düzenlemesini öyle olması beklenir türünden bir tanımlama olarak adlandırmak mümkün. Bir başka deyişle işteki eşitsizliğin takibini çalışanın kendisi veya çalışanın haklarını savunan ilgili kurumlar yaptığında ancak resmi kurumlar devreye giriyor.

Batıda ise işte eşitliğe yasal olarak beklenilen bir durum olmanın ötesinde uyulması ve artik kadın-erkek oranının dengesinin eşitlik lehinde gözetilmesinin zorunluluğu üzerinden yaklaşılıyor.

Adı geçen kitabevinin, yasal bir takip olmadığı halde eşitliği sayısal olarak da tanımlamayı ve bunun dengesini gözetmeyi politikası haline getirdiği anlaşılıyor. Bunda, "çok tuhaf" bir yön bulmak zor olsa gerek...

Yukarda andığım sayısal eşitlik yaklaşımı, yasal eşitliğin sosyal eşitlik ve katılımı garanti etmediği durum ve koşullarda, kadınların sosyal, ekonomik ve politik katılımını sağlamak ve garantiye almak için şirketlere, partilere ve benzeri kurumlara şart koşuyor.

Elbette her şey sorgulanabilir. Ancak mevcut işleyişi tersinden üretmek durumunda kalmamak için şablonlara ve önkabullerimize dikkat etmemiz gerekebilir. "Kitapçılık" işinde de söz konusu dengeyi gözetmek neden "şaibeli" olsun ki? Kitapçılık işi ile kitap sevgisi veya kitap bilgisinin birbirini öngerektirmesini beklemek tam da kadın çalışanların pek çok çalışma alanında uğradıkları ayrımcılığa karşı bizleri savunmasız bırakacaktır.

Sonuç olarak, aktarılan tanıklıkta "AYRIMCILIK" olarak adlandırılan uygulamanın ne olduğunun net olmadığını söylemek mümkün. Bu durumda, bizlerin, neye karsı ve hangi araçlarla harekete geçmesi bekleniyor?

Ali Erol / Kaos GL

NOT: sevgili deniz, aklımın erdiğince yukarıda verdiğim "teknik" cevabın haricinde, "senin yerinde ben olsaydım" türünden bir not düşmek istiyorum...

İmge kitabevinin farklı şubelerini farklı kişi ve şirketler işletiyor olabilir. Bunu bilmiyorum ama Ankara merkez ve şube üzerinden bildiğim, bu kitabevini özel olarak ayrımcı ve/veya homofobik olarak adlandıracağımız bir tecrübeye sahip değiliz. (örneğin yıllar önce İstiklal Mephisto ile Kadıköy Mephisto arasında dağlar kadar fark vardı) tam tersine Kaos GL'ye fotokopi döneminde de sonraki dönemde de bir zorluk (dergi bırakma, afiş asma vs) çıkarmadılar diye hatırlıyorum. Belki bir "başvuru" bırakılabilir ve ilgili olunduğu anlatılabilir/di...


Etiketler: insan hakları, çalışma hayatı
Nefret