20/07/2015 | Yazar: Kemal Ördek

Kaçırılan ve tecavüze uğrayan her seks işçisinin, her transın hikayesi yalnızlıkla bitti bu ülkede. Hala da öyle. Bakmayın, benim maruz kaldığım şiddet sonrası çıkan birkaç sesin gürlüğüne.

Kemal Ördek | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Kemal Ördek

Kaçırılan ve tecavüze uğrayan her seks işçisinin, her transın hikayesi yalnızlıkla bitti bu ülkede. Hala da öyle. Bakmayın, benim maruz kaldığım şiddet sonrası çıkan birkaç sesin gürlüğüne.

Bir tecavüz mağduru olarak yazıyorum.
 
Bir hırsızlık, tehdit ve hakaret mağduru olarak yazıyorum.
 
Bir trans ve seks işçisi olarak yazıyorum.
 
Bir hak savunucusu olarak yazıyorum.
 
Sokağa ürkerek çıkan biri olarak yazıyorum.
 
Ter basıyor, geriliyorum. Yanımda biri olmadan hareket edemiyorum. 12 gündür ev hapsinde gibiyim. Daha dün faillerden birini, arkadaşlarımla dışarı çıktığımda gördüm, koşarak eve geldim. Her yerde gibiler. Ben gözlerden uzak olmaya çalışırken, onlar ellerini kollarını sallayarak dolaşıyor. Buna adalet diyorlar.
 
Özgecan aklıma geliyor. Herkesin üzerine dil döktüğü, ağladığı, ağıtlar yaktığı… Özgecan’ı aldılar bizden. Tıpkı bizden aldıkları tüm diğer kadınlar gibi. Daha önce sus pus olan Türkiye, ayağa kalktı, sokağa döküldü. Acı duydu, titredi. Titredik.
Bize yabancı olmayan bir başka hikâyeyi yaşadık Özgecan ile… Yıllardır tecavüze uğrayan ve öldürülen tüm seks işçilerini ve transları hatırladık.
 
Daha dün Münevver Karabulut, başı gövdesinden koparılarak öldürüldüğünde tüm Türkiye irkilmişti. Hâlbuki bir hafta sonra bir trans kadın, bir seks işçisinin vücudu başından ayrılmış şekilde bir çöp konteynırında bulunmuş ve Münevver için ayağa kalkan herkes, hiç kimse olmuştu birdenbire. Kesik baş cinayetlerinin ülkesinde trans kadınlar, seks işçileri yine yalnız bırakılmıştı.
 
Kaçırılan ve tecavüze uğrayan her seks işçisinin, her transın hikâyesi yalnızlıkla bitti bu ülkede. Hala da öyle. Bakmayın, benim maruz kaldığım şiddet sonrası çıkan birkaç sesin gürlüğüne. Bilinen bir hak savunucusu olmasam, bu ses de çıkmayacaktı büyük ihtimalle.
 
Şiddetle, tecavüzle, cinayetle sınanan hayatları yaşayan translar, seks işçileri, öteki kadınlar, adsız kadınlar yine bir sessizliğin tecavüzüne uğruyor. Arka sokaklarda, o görmediğimiz sokaklarda, o “hak edilen” yaşamlarda her gün, her gece tecavüzler oluyor. Hiçbiri bir Özgecan değerinde “değil” çünkü. “Hak ettikleri” hayatları yaşıyorlar çünkü. “Su testisi su yolunda kırılıyor” çünkü. Tecavüzü hak ediyorlar, ölüm kaderlerinde var çünkü.
 
Ülkenin ayağa kalktığı her tecavüz veya cinayet vakasında sesi cılız da olsa duyulan bir Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız var bizim. Mesele trans kadınlar ve seks işçileri olduğunda bir anda ortadan kaybolan, susan, umursamayan. Bize tecavüz eden sessizliğe ortak olan…
 
Sayın Bakan İslam’a bir sorum var:
 
Sayın Bakan, ben bir trans ve bir seks işçisiyim ve tecavüze uğradım. Gasp edildim, tehdit edildim ve hakarete maruz kaldım. Yaşadığım şiddetten korunmak için polise başvurduğumda kötü muamele ile karşılaştım. Bir polisiniz bana “sen tecavüze uğramadın ki” diyebildi. Bir başkası “Lut Kavmi’nin bitmemiş olmasına” hayıflandı.
 
Şükür ki, yaşıyorum. Gerçi pek yaşamak denmez buna, ama olsun. Arkadaşlarım, iyi yönünden bakmamı salık veriyor, yaşadığıma şükretmemi söylüyorlar.
 
Sayın Bakan, siz herkesin bakanısınız, değil mi? Bu “herkes” içerisinde translar ve seks işçileri de var, değil mi? Eğer cevabınız evet ise, soruyorum, neden sessizsiniz başıma gelenlere? Başıma gelenlerle ilgili olarak soruşturma devam ediyor hala, siz hala sessiz. Dava açılırsa yanımda duracak mısınız? Davaya müdahil olacak mısınız? Bir trans, bir seks işçisi, bir hak savunucusu tecavüze ve şiddete uğrarken yanında olacak mısınız?
 
Yoksa ben yine yalnız, biz yine yalnız, yaşadıklarını “hak edenler” mi olacağız? Yarın birimiz öldürüldüğümüzde, daha önce öldürülen arkadaşlarımızda olduğu gibi, iki - üç omuzda tek başımıza mı uğurlanacağız? Biz, yani size yakın birilerinin dediği gibi, “Lut Kavmi’nin mensupları”, şiddet, tecavüz ve cinayetlerle “terbiye edilmeye” devam mı edeceğiz?
Sayın Bakan, reva mı bu sessizlik? Tamam, sizin gözünüzde kadın olmayabiliriz, “ahlaka mugayir” kişiler de olabiliriz. Peki, insan da mı değiliz? O çok bahsettiğiniz “muhafazakârlık”, “dini ve insani değerler” de mi sessiz maruz kaldığımız bu şiddete?
 
Ben, sizin vatandaşınız, bir trans, bir seks işçisi, bir hak savunucusu, bir mağdur…  Ne zaman, ben ve tüm diğer mağdurlar bu kadar yalnızlaştırıldık?
 
Sayın Bakan, sizi ve bakanlığınızı, hükümeti, yanımda durmaya davet ediyorum. Bir umut benimki, belki olur diye. Belki bir adım atarsınız, tecavüzcülere cevap olur.
 
Bizler daha çok ölmeden önce…
 

Etiketler:
Nefret