26/12/2013 | Yazar: Hatice Kapusuz

İktidara yakınlığı ile bilinen sendika yönetiminin, işverenin maliyet düşürme eğilimi karşısında uçuş güvenliğini ve çalışan haklarını korumayı tercih edeceği şüpheli.

Hatice Kapusuz | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Hatice Kapusuz
Son yılların en büyük işçi grevlerinden THY grevi sessiz sedasız sona erdi.  Türk Hava Yolları yeni sendika yönetimi seçilir seçilmez 29 Mayıs grevinde işten çıkarılan 305 çalışanın işe alınmasını ve grevin sebebi olan revizyonların geri çekilmesini onayladı. Yeni toplu sözleşme hak kaybı olmaksızın imzalandı.
 
7 aydır süren grevin yeni sendika yönetimi seçimiyle sona erişine dikkatli bakmak gerekiyor. Zira 7 aydır grev kırıcılığı yapan işverenin grev sebebi olan talepleri birden kabul eder olması oldukça manidar. Yeni sendika yönetimi hükümete yakınlığı ile biliniyor. İktidara yakın sendika yönetimi ve işveren arasındaki bu uzlaşma elbette bir sendikal başarının ya da işveren iyi niyetinin çok ötesinde bir içeriğe sahip.
 
7 Ay Süren Grev…
Çalışma saatlerini arttıran ve izin süresini pratikte düşüren uygulamaları öngören revizyon ve mahkeme kararına rağmen işten çıkarılan 305 çalışanın işe geri alınmaması üzerine Hava-iş 15 Mayıs’ta grev çağrısı yapmıştı. İlk günlerde 2000’den fazla çalışanın katıldığı grev, “Gezi süreci ve sosyal medya videolarıyla geniş kitlelere ulaşma şansı bulmuştu. Ancak grev işverenin grev kırıcılığı sebebiyle son günlerde 300 çalışana kadar düşmüştü. İşveren grevin hukuksuz olduğunu ilan etmiş ve bu konuda mahkemeye başvurmuştu. Mahkeme ise şirketin bu iddiasını haklı bulmamıştı. Ayrıca THY çeşitli spekülasyonlar, çalışanlara çekilen mesajlarla grev kırıcılığını 7 ay boyunca sürdürmüştü. Bu süreçte THY uzun süre eksik personel ile uçarak uçuş güvenliğini tehlikeye atmayı göze almış, part-time personel, personel kiralama gibi hukuksuz yöntemlere de başvurmaya çekinmemişti. İşverenin personel kiralamasının hukuksuzluğu ise yine mahkeme kararı ile tescillenmişti.
 
7 ay boyunca mahkeme kararlarına geri adım atmayı tercih etmeyen THY yönetiminin yeni sendika yönetimi ile tavır değişikliğine gitmesini nasıl okumak gerekir bu durumda?
 
Yeni sendika yönetiminin gelir gelmez grev taleplerinin hepsinin kabul edilmesinin oluşturduğu algı elbette yeni yönetimin başarısı şeklinde. Oysa burada çok kritik bir çarpıtma söz konusu. Zira oldukça etkili olan ve THY’nin güvensiz uçuş yapabilecek kadar gözü kara olduğunu kamuoyuna gösteren grev başarısız ve etkisiz gösterilmeye çalışılıyor. Ya da tam tersi. Çalışanların direnişinin kazanımları yeni sendika yönetimine kalmış oluyor böylece.
 
Karşı çıkılan revizyon…
Karşı çıkılan revizyon 36 saatlik dinlenme sürelerini 24 saate düşürülmesini, THY’nin eski yönetmeliğine göre aylık 180 olan uçuş saati 210 saate, haftalık 30 olan uçuş saati 36 saate çıkarılmasını içeriyordu. Maliyetin düşürülmesi revizyon çerçevesinde uçuş güvenliğine tercih ediliyordu.
 
Biliyoruz ki uçuş limitinin dünya standardının üstüne çekilmesi ve izin sürelerinin yönetimin keyfine bırakılması gibi maddeleri içeren revizyondan rahatsız bir sendika yok karşımızda. Direniş olmasaydı bu düzenleme olduğu gibi uygulamaya geçirilecekti. Burada belirtmek gerekir ki limit üstü uçuşlarda çalışanların sigortaları olası sorunları sigorta dışı bırakıyor. Yani çalışanlar hem limit üstü çalışmaya yönetimce zorlanırken, hem de olası tehlikelere karşı savunmasız ve sigortasız bırakılıyorlar. Bu Sebeple THY çalışanlarının grevi oldukça önemli hakların korunması konusunda kilit bir öneme sahip.
 
Elbette bu kazanım yeni sendika yönetiminin toplu iş sözleşmesi masasına oturacağı 2015 yılına kadar geçerli. İktidara yakınlığı ile bilinen sendika yönetiminin, işverenin maliyet düşürme eğilimi karşısında uçuş güvenliğini ve çalışan haklarını korumayı tercih edeceği şüpheli.
 
Bu Yüzdendir ki…
Bu yüzden son dönemlerin en önemli grevlerinden olan THY çalışanlarının grevi Türkiye’deki sendikal birçok sıkıntı ve köhneleşmenin dışında tüm emekçilerin mücadelesi için önemlidir. 7 ay süren grevin ve eski sendika yönetiminin tüm talepleri kabul edilmiş, işe dönüşler sağlanmıştır. Bu elbette direnen tüm çalışanların bizatihi başarısıdır. Bu sebeple 7 ay direnen tüm THY çalışanlarını ve başarılarını saygıyla selamlamamız ve mücadeleyi büyütmemiz gerekiyor. En önemlisi ise bu sürecin hafızasını canlı tutmamız gerekiyor.    

Etiketler: insan hakları, çalışma hayatı
Nefret