12/01/2011 | Yazar: Selçuk Candansayar

Bir ortaokul müsameresi için hazırlanan amatörün amatörü bir piyesten ya da B sınıfına bile sokulamayacak denli ucuz bir filmden bile daha kötü gör&uum

Selçuk Candansayar | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Selçuk Candansayar
Bir ortaokul müsameresi için hazırlanan amatörün amatörü bir piyesten ya da B sınıfına bile sokulamayacak denli ucuz bir filmden bile daha kötü görüntülere boğuluyor Türkiye. Türkiye ucuzun ucuzu, kötünün kötüsü bir hayatın içinde debelenip, savrulup gidiyor.

Aylardır polisin tekme tokadı altında, biber gazıyla yanarak, tazyikli su altında yerlerde sürüklenerek özgür bir üniversite için mücadele veren öğrencilerin sorunlarını dinlemek için ‘Köşk’e çağrılan temsilci, ‘jaguar’ otomobiliyle teşrif ediyor. Kimse de utanıp sıkılmıyor; ne çağıran, ne de giden!

Üstelik, gösterilen tepkiyi ‘Ferrari’ si, Lamborghini’ si olanları görmeyip, benim kaç yıllık arabamı sorun ettiler, bende bir ay binmeyeceğim, garajda tutacağım’ diye,  şaşkınlıkla karşılayacak denli çiğ. Vahşi kapitalizmin kitsch biçimi bile değil Türkiye.

Adil düzen diye haykıranların arasından çıkıp, adalet vaadini ismine alarak iktidara gelen bir partinin döneminde, yüzlerce insanı vahşice öldürmekten sorumlu olmakla yargılananlar serbest kalıyorlar ama daha önemlisi onları cezaevi kapısında yüzlerce insan tekbir sesleriyle karşılıyor. Kimse de utanıp sıkılmıyor; ne çıkan, ne çıkaran, ne de karşılayan!

Aylardır toplumsal bellek platformu altında ya da yıllardır Galatasaray önünde her cumartesi onlarca kayıp yakını, birbirlerinden başka kimseleri kalmamışcasına yapayalnız direnmeye çabalıyorlar.

Karşıtlıkları bu denli keskin çizilmiş karakterlerin olduğu bir kurgu, yaratıcılık ve sanatsal estetik açısından ‘ucuz, kötü’ bulunur, dahası inandırıcı olmamakla eleştirilir, değil mi? Oysa hayat daha kötü ve daha ucuz bir şekilde akıyor, Türkiye’de.  

Aslında meselenin özü olup bitenin sorumlularının utanıp, sıkılmalarını beklemenin saflık olduğunu kavrayamamakla ilgili. Nasıl mı?

Köşke üniversitenin sorunlarını tartışmak üzere davet edilen ve üniversite gençliğini temsil ettiği kabul edilen jaguarlı öğrenci, üniversitesinin konsey başkanlığını kazandığında, memleketinin internet sitesinde haber olmuş. Bu haberin altına hemşerileri, akrabaları, arkadaşları ve ailesi kutlama yorumları yazmışlar. Jaguarlı, bu yorumlara aşağıdaki teşekkürü eklemiş.

“Damarlarımızda dolaşan ……lı kanının, İslam ahlakının ve Türklük kudretinin verdiği coşku ile ideallerimiz karşısında engel tanımayız biz. ……'a bayramlar dışında gelemesek de kalbimiz memleketimizle birlikte atıyor. Bir …….lı olarak sizleri utandırmayacağım. Daha iyi yerlere geleceğim.”

Memleketinin adını ben sildim. Çünkü neresi olduğunun önemi yok. Siz boşlukları Türkiye diye de doldurabilirsiniz.

Medyadaki eleştirilere babası, ‘kazandım aldım ne var bunda’ diye teki verecek denli aymaz, utanmasa servet düşmanlığıyla suçlayacak. Oğlu ise isyan ediyor, ‘Burjuva değilim Anadolu çocuğuyum’ !

Çağıran, 1968 yılında 6. Filo’nun askerlerini Dolmabahçe’ den denize atan devrimcilere “vurun komünistlere” saldırılarını düzenleyen, Milli Türk Talebe Birliği’nde yetişmişti; çağırılan İslam ahlakı ve Türklük kudretiyle jaguarını kullanan, paralı bir vakıf üniversitesinde 7. yılında hala 1. sınıf derslerinden bile, olasılıkla konsey faaliyetleri nedeniyle, başarılı olamayan ardılı.

Tabi kambersiz düğün olmaz misali onlara eşlik eden ve  “bütün bir insanlık tarihi sınıf savaşlarının tarihidir” önermesinin modasının geçtiğini ilan eden tuzu kurular.

Kim kiminle ne için savaştı ve savaşıyor bu ülkede ve kim kimi ne adına ve ne amaçla vurdu? Kim yıkılıp, kim yenildi; kim vurup kim kazandı?

Anadolu çocukları elli yıldır bu ülkenin iktidarına sahipler ama şimdi alay edercesine gözlerimizin içine baka baka ileri demokrasiye geçildiğini ilan ederken, kim için demokrasi istiyorlar?

İnsanlık denilen soyutlama bütün bir tarih boyunca yoksulların, ezilenlerin, hor görülenlerin, dövülüp, öldürülenlerin  ahlakıyla var olmuş, var kalabilmiştir. O ahlak da olmasa B sınıfı bir ucuz filmden öte bir hayat olmayacak yaşadığımız.

Etiketler: yaşam, siyaset
Nefret