03/04/2020 | Yazar: Yıldız Tar

Uluslararası Af Örgütü, Türkiye/Yunanistan sınırındaki mültecilere ilişkin raporunu yayınladı, “Mülteciler Avrupa’nın başarısızlıklarının bedelini ödüyor” dedi.

"Sığınma hakkı en temel haklardandır ve hiçbir şekilde askıya alınamaz" Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: Meydan Gazetesi

Uluslararası Af Örgütü (UAÖ), bugün yayınlanan “Siyasi Bir Oyunun Ortasında Kalanlar: Türkiye/Yunanistan sınırındaki mülteciler, Avrupa’nın başarısızlıklarının bedelini ödüyor” başlıklı raporunda geçtiğimiz haftalarda Türkiye-Yunanistan sınırında yaşananlarla ilgili araştırmanın sonuçlarını ortaya koydu. 

Koronavirüs pandemisi nedeniyle Af Örgütü rapora ilişkin basın toplantısını online ortamda düzenledi. Basın toplantısına Uluslararası Af Örgütü Türkiye Strateji ve Araştırma Yöneticisi Andrew Gardner ve Kampanya Sorumlusu Damla Uğantaş konuşmacı olarak katıldı.

“AB’nin mültecileri kabul etmeme politikasının son bölümü”

Andrew Gardner, Af Örgütü heyeti olarak 4-5 Mart’ta Edirne’ye gittiklerini hatırlattı ve sahada hem mültecilerle hem de sivil toplumla konuştuklarını, Türkiye makamlarından randevu taleplerinin ise karşılanmadığını söyledi.

Gardner, “Geçtiğimiz ay gördüğümüz olaylar yeni bir olay değil. AB’nin mültecileri kabul etmeme politikasının son bölümü. Mevcut politikaların daha şiddetli bir şekilde uygulandığını görüyoruz. Raporda yer alan ihlaller, ölümler, geri itmeler, keyfi alıkoymalar ve şiddeti geçtiğimiz yıllarda da görmüştük” dedi.

Türkiye Hükümeti’nin AB’nin böyle bir politikası varken, tek taraflı “sınırlar açıldı, gidin” açıklaması yapmasının sorumsuzca olduğunu söyleyen Gardner sınırdan gözlemlerini şöyle aktardı:

“Planlanmış ve kolaylaştırılmış mülteci akışışından söz ediyoruz ancak gittikleri yerde, Edirne’de insanlar açık tarlalarda yatıyor. Battaniye ya da plastikler var sadece altlarında. Gidişi planlamışken temel ihtiyaçlarını, temiz su, gıda, barınma gibi imkanların planlanmadığını gördük.”

“Sığınma hakkı en temel haklardandır ve hiçbir şekilde askıya alınamaz”

Damla Uğantaş ise Yunanistan adalarındaki durumu aktardı. Uğantaş Midilli limanında bulunan Rodos adlı bir savunma gemisinde 510 kişinin alıkonulduğunu söyledi ve aralarında refakatsiz çocuklar olduğunu da ekledi.

Uğantaş, sığınma hakkının askıya alınmasının ciddi bir kriz yarattığını belirterek, “AB İçişleri Komiseri’nin yaptığı kısa bir açıklama dışında AB Yunanistan’ın hak ihlallerini görmezden geliyor. Hem ada halkından gelen bir şiddet hem de devletin desteklediği ve göz yumduğu şiddet vakaları var. Bu sebeple pek çok sivil toplum kuruluşu sahadan geri çekilmek zorunda kaldılar” dedi.

Uğantaş Yunanistan yetkililerine seslenerek, “Sığınma hakkı en temel haklardandır ve hiçbir şekilde askıya alınamaz. COVID-19 sebebiyle merkezlerin kapatılması kabul edilebilir ancak salgın nedeniyle alınan önlemler insan haklarıyla uyumlu olmak zorunda” ifadelerini kullandı. Yunanistan’ın acil önlem paketiyle sığınma hakkı kaldırıldığı için sınır geçişleri yüzünden insanların yargılandığını söyledi ve bu uygulamalara son verilmesi gerektiğini vurguladı.

Uğantaş Türkiye yetkililerine ise insanları tehlike altında bırakacak plansız tutumlarından vazgeçmelerini söyledi, “Gidin ve ne yaparsanız yapın denemez. Mültecilerin sahadaki koz olmaktan çıkarılmaları gerekiyor” dedi.

“Barınma hakkının olmadığı her koşul LGBTİ+’ların daha fazla hak ihlaline uğramasına kapı aralıyor”

Af Örgütü yetkilileri, raporlarında yer almasa da sınırda ve adalardaki mülteci LGBTİ+’ların yaşadığı sorunlarla ilgili bir gözlemlerinin olup olmadığına ilişkin sorumuzu da yanıtladı.

Gardner, bizzat yaptıkları görüşmelerde mülteci LGBTİ+’lara ulaşamadıklarını ancak Mülteci Hakları Komisyonu’nun yakın zamanda bu konuda bir açıklama yayınlayacağını söyledi.

Uğantaş ise, “Edirne sınırında bizim gördüklerimiz üzerinden şunu söyleyebilirim: Barınma ve özel alan koşullarının olmadığı her durum LGBTİ+’lar ve kadınların daha fazla hak ihlaline uğramasına kapı açıyor. Mülteci Hakları Komisyonu çok daha net bilgi verecek ancak oradaki insanların çok ciddi bir şekilde şiddete ve tacize açık bırakıldığını söyleyebiliriz” dedi.

Rapordan: Yunanistan’ın Türkiye ile kara sınırında en az iki kişi öldürüldü

Türkiye yetkililerinin yanlış yönlendirmelerle insanları Yunanistan’a gitmeleri konusunda teşvik etmesinin ardından, UAÖ’ye aktarıldığına göre Yunanistan sınır güçleri sığınmacılara ve göçmenlere karşı atış mühimmatı ve göz yaşartıcı gaz kullandı; yaşanan şiddet içeren olaylar sırasında en az iki erkek öldürüldü ve bir kadın hala kayıp.

27 Şubat'tan itibaren, Türkiye yetkililerinin Yunanistan sınırına gidilmesini teşvik etmesi ve kolaylaştırmasının ardından binlerce insan sınıra doğru yola çıktı. Türkiye'de yaşayan bazı sığınmacılar ve aileleri, evlerini kapattı ve tüm paralarını sınıra gelebilmek için harcadı. Ancak Yunanistan yetkilileri, polis ve askerleri sınıra yönlendirerek sınır kontrolünü güçlendirdi.

Yunanistan polisi ve askeri, göz yaşartıcı gaz, tazyikli su, plastik mermi ve atış mühimmatı kullanarak insanların sınırı geçmesini engelledi.

Uluslararası Af Örgütü, Yunanistan-Türkiye kara sınırında 2 ve 4 Mart'ta iki kişinin öldürüldüğünü doğruladı.

Rapora ulaşmak için tıklayın.


Etiketler: insan hakları, mülteci
Nefret