28/01/2017 | Yazar: Kaos GL

Pembe Hayat KuirFest’in altıncısı, Ankara yolculuğunun ardından İstanbul macerasının da sonuna geldi.

6. Pembe Hayat KuirFest sona eriyor Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Pembe Hayat KuirFest’in altıncısı, Ankara yolculuğunun ardından İstanbul macerasının da sonuna geldi.

Pembe Hayat KuirFest, 12-19 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirdiği Ankara yolculuğunun ardından İstanbul macerasının da sonuna geldi. Festival altıncı yılında da, dünyanın dört bir yanından kurmaca filmler, belgeseller, sinema tarihinden kült yapımlar ve konuk programcılarla hazırladığı seçkileriyle hem kuir direnişin geçmişine göz attı, hem de takipçileriyle birlikte mücadelenin bugününe ve geleceğine dair cümleler kurdu.

KuirFest, İstanbul’daki son gününü Jonas Poher Rasmussen’in DokFilm, Hot Docs ve Queer Lisboa gibi festivallerde gösterilen, Selânik Belgesel Film Festivali’nde FIPRESCI ödülüne ve Oslo/Fusion Film Festivali’nde Belgesel Jüri Ödülü’ne lâyık görülen belgeseli Ne Yaptı? (What He Did, 2015) ile açıyor. ‘Kuir Belgeseller’in en çok ilgi gören filmlerinden Ne Yaptı?, ünlü bir yazar olan 13 yıllık hayat arkadaşını bir kıskançlık krizi sırasında öldüren ve cezasını tamamladığı akıl hastanesinden 7 yıl sonra çıktığında kendini yalnızlığa mahkûm eden Jens Michael Shau’nun hikâyesini anlatıyor.

Bugün ‘Kuir Belgeseller’ bölümünden alan Delikanlının Hası (Real Boy, 2016) da bugün İstanbullu KuirFest izleyicisiyle bir araya gelecek. Cinsiyet geçiş sürecindeki Bennett Wallace’ın, hem endişeli annesiyle ilişkisinde hem de kendi sesini bulmaya çalıştığı müzik hayatında bir çıkış ararken idolü olan Joe Stevens’la bir araya gelmesini konu ediniyor. Kimlik ve geçiş temalarını merkezine Delikanlının Hası, anne-evlat ilişkisi etrafında örülen güçlü bir trans dayanışması hikâyesi.

Gökkuşağının Altında’ bölümünün demir leblebisi, 66. Berlin Film Festivali’nden Teddy Ödülü’yle dönen Asla Yalnız Olmayacaksın (Nunca vas a estar solo, 2016) bugün Pera Müzesi’nde gösterilecek. Álex Anwandter’in 2012’de Şili’de işlenen bir homofobik nefret cinayetinden etkilenerek çektiği film, ergen yaştaki eşcinsel oğlu saldırıya uğrayan Juan’ın mücadelesini anlatıyor. Asla Yalnız Olmayacaksın, insanları yalnızlaştıran ve cezasızlıkla sırtı sıvazlanan faillerin hedefi haline getiren bir toplumsal düzen içinde mücadelenin ancak bir arada durarak sürdürülebileceğinin güçlü bir ifadesi.

KuirFest kapanışını Cheryl Dunye imzalı Karpuz Kadın (Watermelon Woman, 1996) ile yapıyor. Festivalin geçen yıl Tom Kalin imzalı Swoon (1992) ile mercek altına aldığı Yeni Kuir Sinema’nın önemli örneklerinden biri olan film, bugün ‘qÜLT’ bölümünde yenilenmiş kopyasıyla gösterilecek. Film, bir video dükkânında çalışan, genç siyah lezbiyen bir kadın olan Cheryl’in; 1930’larda siyah kadınlarla özdeşleştirilmiş hizmetçi karakterleri oynamasıyla bilinen bir kadın oyuncu hakkında film yapmaya çabalamasını anlatıyor. Siyah kadınların tarihini ve hikâyelerini görünür kılması bakımından öncü olan film, siyah lezbiyen bir kadın tarafından çekilen ilk film olarak da sinema tarihinde özel bir yere sahip. Arşiv ve bellek arasındaki oyunbaz ve çelişkili ilişkiyi gözler önüne seren Karpuz Kadın, 1996 yılında Berlin Film Festivali’nde Teddy Ödülü’nün sahibi olmuştu.

Bugün ayrıca, ünlü Fransız yönetmen ve küratör Marie Losier’nin filmlerinden oluşan bir seçki saat 16.45’te Fransız Kültür Merkezi’nde gösterilecek. Losier’nin video ve film çalışmalarından oluşan ‘Marie’nin Düşler Ülkesi’ adlı seçkide yönetmenin birçok formatı ve sinemasal anlatıyı bir araya getirdiği çalışmaları yer alıyor. Henüz Losier ile tanışmayanlar için, hayallerin sınırlarını esnettiği yaramaz, mizahi ve havai işlerinden oluşan bu seçki iyi bir fırsat gibi görünüyor. ‘Marie’nin Düşler Ülkesi’ seçkisini izlemek isteyen festival takipçilerinin gösterim öncesinde Fransız Kültür Merkezi’nin internet sitesindeki formu doldurarak kayıt yaptırmaları gerekmektedir.

KuirFest'in son gün etkinliklerinin ayrıntılı programı için burayı ziyaret edebilirsiniz.


Etiketler: kültür sanat
Nefret