09/04/2020 | Yazar: Defne Güzel

“HIV’e dair fobinin, ayrımcılığın ve ötekileştirmenin iyileştirilmesi adına henüz büyük bir yol kat edemedik. HIV ile yaşayan bir birey, kime, ne zaman ve nasıl açılacağının kararını kendisi vermeli.”

AIDS’li İğne: HIV’in insan hakları hali / Yasin Erkaymaz Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

“AIDS’li İğne” yazı dizimizde bugünkü konuğumuz Yasin Erkaymaz. On beş yıldır HIV alanında aktivizm yürüten Erkaymaz, Pozitif-İz Derneği’nin de kurucularından. Erkaymaz ile HIV alanındaki değişim dönüşümü, bir insan hakları meselesi olarak HIV’i, Pozitif-İz’in çalışmalarını ve dayanışmanın önemini konuştuk.

“HIV’e dair ayrımcılığın iyileştirilmesi adına henüz büyük bir yol kat edemedik”

Uzun zamandır HIV meselesinin içerisindesin ve bu konuya dair çalışmalar yürütüyorsun. Geçmişten günümüze HIV meselesinde ne gibi değişimler gözlemliyorsun?

15 yıldır HIV alanında elimden geldiğince gerek bireysel gerek örgütlü olarak birçok çalışmada yer aldım. Kötümser bir tablo çizmek istemiyorum fakat gerçekçi bir bakışla da değerlendirmek istiyorum, bunu yapabilmek gerçekten zor… Mesela daha çok dernek var bu alanda çalışan, ya da bu alanı önemseyen. Geçmişe nazaran daha çok, rahat ulaşılabilir test merkezleri ve proje çalışmaları var. Yerel yönetimlerin muazzam katkıları olmaya başladı. Fakat gelin görün ki HIV’e dair fobinin, ayrımcılığın ve ötekileştirmenin iyileştirilmesi adına henüz büyük bir yol kat edemedik. Birçok kurum ve dernek yıllar içerisinde HIV ile ilgili değerli çalışmalar gerçekleştirdi. Fakat bu tek başına yeterli olmuyor. Kat edemediğimiz yolun tek sorumlusu sivil toplum kuruluşları değil bence. Sivil toplumun hatalı, eksiz ve yetersiz çalışmaları ya da çalışmalarını iyi kurgulayamadıkları argümanları yanıltıcı olur.

Durumun özü şudur; HIV alanında çalışan kurumların eğitim ve farkındalık yaratma çalışmaları devlet ve hükümetler tarafından, karar vericilerce desteklenmedikçe, bunun için hususi bir bütçe ayrılmadıkça yapılmış, yapılan ve yapılacak olan tüm çalışmalar, hep toplumun kitlesel bir kısmına ulaşacak ve toplumunun merkezine ulaşmayacak diye düşünüyorum. Yani devletin sağlık politikaları çerçevesinde ücretsiz test ve tedavi sağlaması elbette ki önemli ama kesinlikle yeterli değil.

Şu an HIV ile yaşayanların sayısında büyük bir artış olduğu aşikar. Ülkemizde yılda neredeyse yaklaşık 5000 kişi tanı alıyor, bununla ilgili herhangi bir devlet otoritesi tarafından somut bir, eğitim ya da farkındalık çalışması göremiyoruz ne yazık ki.

HIV ile yaşayanların desteklendiği ve bu konu üzerine çalışmalar yürütüldüğü bir derneğiniz var, Pozitif-iz. Bize Pozitif-iz'in hikayesinden bahsedebilir misin?

Alanda uzun yıllardır, aynı benim gibi kişisel ya da örgütlü aktivizm deneyimleri olan arkadaşlarımız ile kurduğumuz bir dernek. Bazen aynı amaç için yola çıktığınız kişilerle fikirleriniz, bakış açılarınız ve değerleriniz çatışmaya başlar. Sanırım sivil toplum alanında sıklıkla yaşanıyor bu. Böylesi bir süreç yaşayıp Pozitif Yaşam Derneği ile yollarımızı ayırdık. Arkadaşlarımızla sohbetlerimiz sırasında yeni bir girişimde bulunabilir miyiz diye konuşmaya başladık. Önce insiyatif olarak kurulalım dedik. Pozitif İz Sivil Toplum Girişimi olarak 2016 Ekim ayı gibi faaliyetlerimize başladık.

2018 Nisan ayında da resmi dernek statüsünü alarak çalımlarımızı sürdürdük ve sürdürmeye devam ediyoruz. Üyelerimiz arasında doktorlar ve akademisyenler dahil birçok meslek grubuna mensup kişiler bulunuyor.

Pozitif-iz 2016’dan beri tüm faaliyetlerini gönüllülük esası ile sürdürüyor. Amacımız büyümek koskocaman bir yapı olmak değil. Yani büyüyelim ve birçok kişiyi istihdam edelim, çok paramız olsun, onu da yapalım, bunu da yapalım, gibi bir misyonumuz yok. Az, öz ama gerçekten birilerinin hayatını değiştirecek dokunuşlarımız olsun istiyoruz. Hayatına dokunduğumuz insanların güçlenmeleri, yok sandıkları öz saygılarını tekrar hatırlamalarını sağlayabildiğimizde, evet doğru bir şey yapıyoruz diyoruz. Bunu hissetmek sanırım en değerli hazinemiz.

Pozitif-İz ve akran danışmanlığı

Pozitif-iz olarak alanda ne gibi çalışmalar ve faaliyetler yürütüyorsunuz?

HIV tanısı alan kişilerin ilk tanı travma ve şok anında yanında olabilmeyi çok önemsiyoruz. Çünkü kişinin o ilk durumu göğüslemede ne hissedeceği, ne yaşayacağı ve gelecek kaygısı ile nasıl baş edeceği ile ilgili desteğe ulaşması çok önemli.

Bu desteği alanda uzmanlaşmış, uzun yıllardır akran danışmanı olarak çalışmış arkadaşlarımızdan alıyorlar. Bu anlamda bir destek hattı üzerinden ve sosyal medya hesaplarımızdan bize ulaşarak iletişime geçiyorlar. Yani akran danışmanlığı aslında temel yaptığımız işlerin başında geliyor.

Bununla birlikte HIV ile ilgili bilgi ve birikimlerinin artması için HIV ile yaşayanlar için kapasite geliştirme eğitimleri gerçekleştiriyoruz. Bu eğitimler, HIV’in tıbbi boyutu, tedavisi, sağlıklı yaşam ve beslenme, sosyal durumu, hukuki ve bürokrasi olarak haklarının neler olduğu ile ilgili bilgiler içeriyor. Bu bilgiler konunun uzmanları tarafından anlatılıyor. Yani kişi HIV ile ilgili geçmişte edindiği yanlış bilgileri tamamen sıfırlayarak, doğru bilgilerle HIV ile ilgili düşüncelerini yeniden inşa ediyor. Bu eğitimler HIV ile yaşamanın; hayatını, hayatının akışını ne kadar az etkilediğini fark edip hayatında gerçekleştirmek istediği hedeflerine aynı inançla yürümesini sağlıyor. Yani bir yerde bu eğitimler “normal” olduğunun ve kimseden farklı olmadığının kabule geçişini kolaylaştırıyor. Toparlayacak olursam aslında Pozitif-iz’in varlık nedenleri; HIV pozitif bireylere ve yakınlarına ihtiyaç duyabilecekleri danışmanlık hizmetlerini vererek konu ile ilgili güncel ve doğru şekilde bilgilendirmek, hakları konusundan güçlendirmek, HIV ile yaşam becerilerini geliştirmek, HIV pozitif kişiler ve yakınları arasında dayanışmayı arttırmak, toplumda HIV konusunda farkındalık yaratarak ayrımcılık ve damgalanmayı ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar yapmak.

Pozitif-iz'in gelecekte yapmayı umduğu çalışmalar neler?

HIV ile yaşayan kişilerin ve yakınlarının ihtiyaç duyacağı danışmanlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğini sağlama amacımız her zaman ilk sırada olacak.

Bunun yanında tüm sivil toplumun HIV alanındaki farkındalığını arttırmak için sivil toplum çalışanlarına kurumsal eğitimler verme fikrimiz var. Yani aslında tüm çalışmalarımız danışmanlık ve eğitim odaklı. Eğitimi farkındalığı arttırmak, artan farkındalığı da ön yargıları yok etmesine hizmet etmek için kullanmak istiyoruz.

HIV ile ilgili gerek HIV ile yaşayan kişilerin ve yakınlarının, gerekse HIV ile ilgili doğru bilgi sahibi olması gereken tüm kurumların, çalışma bakanlığı, aile ve sosyal politikalar bakanlığı, sağlık bakanlığı, milli eğitim… Kısacası insana hizmet veren tüm resmi kurumların, üniversitelerin, gençlerin ve toplumun her kesiminin bilgilenmesini sağlamak istiyoruz.  

“HIV’in bir insan hakları meselesi olduğunu düşünüyoruz”

Pozitif-iz'in HIV meselesine dair politik duruşu nasıl şekilleniyor?

HIV’in bir insan hakları meselesi olduğunu düşünüyoruz. HIV ile ilgili, yapılan tüm ayrımcılığın temelinde etiketleme ve damgalama olduğunu biliyoruz. HIV bir grubun ya da bir durumun sorunu değildir. HIV bu toplumun herhangi bir ferdinin bir gün karşılaşabileceği bir sağlık durumudur. Evet bazı kesimler HIV’den etkilenmek anlamında daha hassas ve korunmasız olabilirler. Fakat bu HIV’i sadece onların sorunu yapmaz.

HIV konusunda konuşurken politik doğruculuğun da önemli olduğunu savunuyoruz. Yani HIV’i anlatırken kullanılan dil, seçilen argümanlar, verilen örnekler kaş yaparken göz çıkartmak hadisesini yaratabiliyor. İyi bir şey anlatmak isterken bunu nasıl anlatacağınız, ne anlatmak istediğinizden daha önemli olabiliyor. HIV ile yaşayan bir bireyin temel haklar bakımından diğer insanların sahip olduğu herhangi bir haktan yoksun bırakılmaması gerek. Yani kişinin tedavi hakkı, eğitim hakkı, çalışma hakkı, yaşama hakkı gibi hakları HIV nedeniyle kayba uğruyorsa buna ses çıkartması gereken tüm toplum olmalı. Senin için savunulması gereken bir mesele olduğunda yalnız kalmamak için yapmalı bunu.      

HIV meselesine yoğunlaşırken ve bu alanda çalışma yürütürken temel motivasyonunu nereden alıyorsun?

“HIV pozitifim. HIV pozitif bir karım var. Annemin HIV ile yaşadığını öğrendim. Sevgilim HIV pozitif. Kardeşim HIV tanısı aldı. HIV pozitif partnerlerim oldu. En sevdiğim arkadaşım bir kaza geçirdi, ameliyata alınması gerekirken HIV testi pozitif sonuç verdiği için ameliyata alınmadı ve hayatını kaybetti. HIV ile ilgili bir seminere katıldım ve yaşanılan ayrımcılıklara şaşırdığım için savunucusu olmak istedim.”

Bu cümlelerden herhangi birisi olsun cevabım. Çok “politik” bir cevap oldu sanırım. Aslında motivasyonu nerden alıyorsun sorusuna vereceğim cevabın bir önemi yok. Önemli olan içinde bulunduğunuz şartlarda yapabileceklerinizi siz belirlersiniz. Köşenize çekilip yaşadıklarınızı saklamak, duyduklarınızı unutmak ve gerçeklerinizin üstünü örtmek istersiniz. Ya da tam tersi yaşadığınız duyguyu paylaşmak istersiniz. Katıldığınız seminerdeki bilgileri daha çok insan bilsin istersiniz. Annesinin pozitif olduğunu öğrenen birisinin, annesine sıkı sıkı sarılabilmesi için onu yüreklendirmek istersiniz mesela… Yani samimi olarak bu alanda bulunan ve çalışmalar yapan her insanın bir motivasyonu oluyor elbet. Durup dururken bir sabah uyanıp hadi, HIV alanında çalışalım dememiştir hiçbirimiz diye düşünüyorum.

HIV ile ilgili bu ülkede yapılması gereken ve değişmesi gereken milyonlarca şey var, önleme, destek, farkındalık, eğitim gibi alanlarda çokça çalışma yürütmek gerekiyor. Bunları yapmak içinse sıfır devlet desteği ve çok az insan var. Çok az insan da bu alanda çalışmak için adım atabiliyor. Daha çok insanın değişimi görmeye ve bu değişimin parçası olmasına ihtiyaç var. Bunun için başkalarına adım atmaları gerektiğini hatırlatmak, yüreklendirmek ve sonrasında yeni yol arkadaşları kazandığımı görmek, beni iyi bir şey yaptığım konusunda doyuruyor diyebilirim.

“HIV ile yaşayan bir birey, kime, ne zaman ve nasıl açılacağının kararını kendisi vermeli”

Son zamanlarda HIV'e yönelik söylemler artmış durumda. Sen bu son HIV tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsun?

HIV durumunu paylaşıp paylaşmamak konusundaki hararetli tartışmaları kastediyorsun sanırım. Açıkçası şunu düşünüyorum, HIV ile yaşayan bir birey, kime, ne zaman ve nasıl açılacağının kararını kendisi vermeli. Mesela cinsellik yaşayacağı insanlara söylemeli görüşü üzerinden düşüncemi anlatayım daha net anlaşılır sanırım. İki kişi uygun şartlar sağlandı ve bir cinsellik yaşayacaklar. Cinselliğin güvenli yaşanıp yaşanmaması kendi iradeleri ile verebilecekleri bir karar. İki tarafta korunmayı arzu ediyorsa korunurlar. Eğer iki tarafta kendi iradesi ile korunmuyorsa birisinden birisine HIV dahil herhangi bir enfeksiyon geçişi olduğunda, bunda tek sorumlu enfeksiyona sahip olan kişi değildir. Korunma hakkını iki tarafta kullanmadıysa değişebilecek sağlık durumu ile ilgili iki tarafta sorumludur. Ama pozitif olan durumunu biliyor argümanı geliyor hemen… Peki ya diğer taraf? Düzenli olarak test yaptırmış mı? En son ne zaman test yaptırmış? En son test sonrasında başka bir kişi ile korunmasız bir teması olmuş mu? O an o dakika negatif olduğunu yüzde yüz neye güvenerek beyan edebiliyor ya da edecek?

Kaldı ki gününüzde ‘Belirlenemeyen = Bulaşmayan’ durumu gibi bilimsel bir geçekliğimiz var. Yani kişinin kendini koruması için karşı taraftan “buyur ben buyum diye” kendisini ortaya koymasını beklemek adil mi sence? Kendini korumak istiyorsan, düzenli test yaptıracaksın, korunmasız cinsel ilişki yaşamayacaksın, cinsel yolla bulaşan tüm hastalıklar hakkında genel bir bilgiye sahip olacaksın, çünkü seni koruyacak olan kendinsin.

HIV’in bulgusuz dönemi uzun yıllar sürebiliyor yani kişi HIV ile yaşıyor olabilir ama bunu bilmiyor olabilir. Bu sebeple de kendini korumak kişinin sorumluluğundadır. Yani HIV tedavisini alan ve durumunu sana açıklayarak birlikte olduğun birisi, HIV konusunda hiç konuşmayan ve konuşmadığın birisinden yüzde yüz daha güvenlidir. Tabi burada güven kelimesinin kişi için ne ifade ettiği de önemli. Bu konuda saatlerce konuşabiliriz ama kısaca böyle özetleyebiliyorum.

Son olarak ne söylemek istersin?

Bu röportajı okuyanlardan bir ricam olsun. HIV'i fark etmelerini dilerim. Çünkü HIV tüm insanların meselesi ve hiçbirimize bir başkasından daha uzak da değil.

*Yasin Erkaymaz ile Kaos GL’nin 1 Aralık için yaptığı videoyu da aşağıdan izleyebilirsiniz.


Video Haber İkon  İlgili Video:


Etiketler: insan hakları, sağlık, sağlık hakkı
Nefret