10/03/2015 | Yazar: Ömer Akpınar

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), cinsiyet geçiş ameliyatı olmak için mahkeme izni alamayan trans erkeğe ilişkin kararında Türkiye’yi 7.500 Euro para cezasına mahkûm etti.

AİHM’den Türkiye’ye trans geçiş süreci davasında para cezası Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’de cinsiyet geçiş ameliyatı olmak için mahkeme izni alamayan trans erkeğe ilişkin kararını bugün açıkladı. Özel yaşama saygı hakkının ihlal edildiğini hükmeden mahkeme, Türkiye’yi 7.500 Euro para cezasına mahkûm etti.
 
AİHM, Türk Medenî Kanunu’nun cinsiyet geçişiyle ilgili 40. Maddesine dair Y.Y. - Türkiye davasında kararını bugün açıkladı. Mahkeme, oybirliğiyle aldığı kararda Türkiye’nin başvurucu Y.Y.’ye 7.500 Euro manevî tazminat cezası ödemesi gerektiğine hükmetti.
 
Herkes cinsiyet kimliğini tanımlamakta özgürdür
 
40. Maddede yer alan üreme yeteneğinden yoksun olma şartından ötürü cinsiyet geçiş ameliyatı izni alamayan başvurucunun hak ihlaline uğradığı belirtiliyor. Türkiye’nin 7.500 TL’lik para cezasını üç ay içerisinde başvurucuya ödemesi gerekiyor.
 
Kararda zorunlu kısırlaştırma şartının, çok ciddi ve geri döndürülemez bir durum yarattığına dikkat çekilirken kişinin cinsiyet kimliğini tanımlama özgürlüğünün kendi kaderini kendi belirleme hakkının en temel unsurlarından biri olduğu ifade ediliyor.
 
40. Madde ne diyor?
 
Türk Medenî Kanunu’nun 40. Maddesi, cinsiyet geçiş ameliyatı için mahkeme tarafından izin alınmasını şart koşuyor. Buna göre, cinsiyet geçiş ameliyatı yaptırmak isteyen kişinin on sekiz yaşını doldurmuş olması ve evli olmaması, ayrıca ameliyatın ruh sağlığı açısından zorunlu olduğunu ve kişinin üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunduğunu resmî sağlık kurulu raporuyla belgelemesi gerekiyor.  
 
Ne olmuştu?
 
Nüfusta cinsiyetini erkek olarak kaydettirmek ve cinsiyet geçiş ameliyatı için izin almak isteyen davacı, 2005 yılında gerekli izin için Asliye Mahkemesi’ne başvurdu. Ertesi yıl Şubat ve Nisan aylarında, hayatını erkek kimliğiyle sürdürmesi gerektiğini belirten iki ayrı psikiyatrik bilirkişi raporu aldı. Ancak Mayıs ayında kişinin üreme yeteneğinden yoksun olmadığına dair rapor üzerine Mahkeme, Haziran 2006’da kişinin 40. Maddenin şartlarını sağlamadığına hükmetti.
 
Davanın 2008 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınmasına rağmen başvuru 2010 yılında hükümete bildirildi. Başvurucunun 2013 yılında aldığı iki farklı raporda kişinin üreme yeteneğinin devam ettiği ancak hormon tedavisine başladığı, memelerini aldırdığı ve cinsiyet geçiş ameliyatının kendisi için zorunlu olduğu belirtildi. Aynı yıl yerel mahkeme, başvurucunun tıbbî operasyon talebini olumlu karşıladı.
 
Hukukî engeller gözetimden uzak hormon kullanımını artırıyor
 
Y.Y. – Türkiye davası avukatı, Mersin Barosu’ndan Ali Nezhet Bozlu, müvekkilinin cinsiyet geçiş ameliyatı için gerekli izni alamaması üzerine, tüm trans kişiler gibi, hukukî ve tıbbî gözetimden uzak bir şekilde hormon kullanmaya zorladığını savundu.
 
Mahkeme, ameliyat izninin reddedildiği 2006’dan iznin verildiği 2013 yılına kadar geçen sürede kişinin özel yaşama saygı hakkının ihlal edildiğini belirtti.
 
Başvurucunun özel yaşama saygı hakkı ihlal edildi
 
AİHM, kararında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin CM / Rec (2010)5 sayılı tavsiye kararına atıfta bulunuyor. Karar, cinsel yönelim ya da cinsiyet kimliği temelli ayrımcılıkla mücadeleye ilişkin önlemler alınmasını öneriyor.
 
Davayı AİHM’e taşıyan başvurucu, yasanın içeriğinden ve yorumlanmasından şikâyet ederek yasadaki şartın yalnızca ameliyat yoluyla yerine getirilebileceğinden, cinsiyet geçişine yönelik ihtiyacı karşılamadığını belirtti. Türkiye Hükümeti, başvurucunun özel yaşama saygı hakkının ihlal edildiği iddialarını reddetti.
 
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. Maddesi özel ve aile hayatına saygı hakkını düzenliyor:
 
1. Herkes özel hayatına, aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
 
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak ulusal güvenlik, kamu emniyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda zorunlu olan ölçüde ve yasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir.
 
İlgili haberler:
 

Etiketler: insan hakları
Nefret