17/06/2019 | Yazar: Kaos GL

“Ruh Sağlığı Çalışanlarına Yönelik Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği” atölyelerinde Nisan ayında toplumsal cinsiyet rollerine uymayan çocuklarla çalışma, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve korunma süreçleri, sosyal hizmet uygulamaları ve LGBTİ+’larla psikoterapi ilkeleri konuşuldu.

”Ailenin yapması gereken çocuğu desteklemek” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

“Ruh Sağlığı Çalışanlarına Yönelik Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği” atölyelerinde Nisan ayında toplumsal cinsiyet rollerine uymayan çocuklarla çalışma, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve korunma süreçleri, sosyal hizmet uygulamaları ve LGBTİ+’larla psikoterapi ilkeleri konuşuldu.

Türk Psikologlar Derneği ve Türkiye Psikiyatri Derneği’nin birlikte düzenlediği “Ruh Sağlığı Çalışanlarına Yönelik Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği” atölyelerinin dördüncüsü 28 Nisan Pazar günü, Ankara’da Türk Psikiyatri Derneği’nde gerçekleşti.

Atölyede LGBTİ+’larla uygulama, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, LGBTİ+’larla psikoterapi ilkeleri, sosyal hizmet uygulamaları konuşuldu; kişisel deneyim paylaşımı ve case çalışmaları üzerinden tartışmalar yapıldı.

Atölyenin ilk oturumunda Doç. Dr. Zeynep Tüzün, toplumsal cinsiyet rollerine uymayan çocuklardan ve bu çocuklarla çalışırken nasıl bir yol izlenmesi gerektiğinden bahsetti.

“Ailenin yapması gereken çocuğu desteklemek”

Oturumuna toplumsal cinsiyete uymayan her çocuğun cinsiyetinden hoşnut olmadığı algısının yanlışlığına değinerek başlayan Tüzün, bu dönemde yapılması gerekenin çocuğu desteklemek olduğuna, ailelerle konuya ilişkin çalışmanın büyük önemine değindi.

Çocukla çalışmadan sonra ergenle çalışmaya değinen Tüzün, ergenlerle çalışmanın daha zor olduğunu çünkü takiplerinin yapılamadığından bahsetti. Başvuruların hangi kanallarla geldiğinden söz eden Tüzün, ergenlerle çalışmanın kuramsal boyutunu anlatarak oturumunu tamamladı.

“Caminin mikrofonunu alıp bağırmak istiyorum, anlatmak istiyorum”

Atölyenin ikinci oturumunda Gökkuşağı Aile Grubu’ndan gelen ebeveynler deneyim paylaşımında bulundular. Yaşadıkları zorluklardan, öğrenme süreçlerinden ve örgütlenmelerinden bahseden ebeveynler şimdi herkese anlatmak istediklerini, doğru bilinen yanlışları düzeltmek istediklerini aktardı.

Caminin mikrofonunu alıp bağırmak istiyorum, anlatmak istiyorum diyen bir ebeveyn; ruh sağlığı çalışanlarına “Size gelen ailelere öncelikle hiçbir suçları olmadığını, çünkü bunun bir suç olmadığını söyleyin” çağrısında bulundu.

“Sen kendini anlatmazsan başkaları seni anlatır” 

Atölyenin üçüncü oturumunda  Pozitif-iz Derneği'nden Çiğdem Şimşek HIV, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, korunma ve baş etme konulu bir atölye gerçekleştirdi.

Şimşek, oturumuna katılımcıların HIV ve HIV ile yaşayan bireylere yönelik bilgi ve tutumu ölçen “sticker uygulaması” ile başladı. Dağıttığı kartları panoda yazılı olan doğru - yanlış ve bilmiyorum bölümlerine yapıştırmalarını istedi. “Sen kendini anlatmazsan başkaları seni anlatır ama nasıl anlatır?” diyerek anlatmanın, bilgilendirmenin önemine değinen Şimşek HIV’e ilişkin yaygın çok fazla mit olduğundan söz etti.

Ardından tanı alan bireylerin geçtikleri  psikolojik aşamaları örneklerle aktardı. Tanı alma anında hekimin (ve/ya açıklayan kişinin) seçtiği ve kullandığı kelimelerin, ses tonu ile vurgulayış şeklinin bile, HIV ile barışma/hayatı normalleştirmelerinde büyük önem taşıdığının altını çizdi.

“Kendinizi HIV’den, bununla yaşayan insanları da önyargıdan koruyun” (Birleşmiş Milletler’in sözü) sloganıyla çabalanması gereken konuyu vurguladı.

HIV'in temel tıbbi boyutunu anlattıktan sonra, stickerler ile bilgileri pekiştirerek oturumunu tamamladı.

Askerlikten muafiyet süreci nasıl işliyor?

Atölyenin dördüncü oturumunda sosyal hizmet uzmanı Tarık Şimşek ve sosyal hizmet uzmanı Koray Arkadaş çalıştıkları alandaki sosyal hizmet uygulamalarını anlattılar.

Tarık Şimşek, askerlik alanında verdiği danışmanlığı anlattı. Askerliğin TCK’da nerede ve nasıl yer aldığını anlatan Şimşek, muafiyet sürecinin nasıl işlediğine değindi.

Askeri hastanelerin kapanmasından sonraki süreçten söz eden Şimşek, yaşanan bu gelişmeden sonra uygulamadaki yeknesaklığın kaybedildiğinin ve buna binaen danışmanlık taleplerinin de arttığının altını çizdi. Bu süreçten sonra askerlikten muaf olmanın farklı dinamiklerle bağdaştırıldığına değinen Şimşek, muaf olmanın danışanlarda eskiye nazaran daha çok baskı oluşturduğunu vurguladı.

LGBTİ+ mültecilerin Türkiye’de yaşadığı zorluklar neler? 

LGBTİ+ mültecilerle çalışan sosyal hizmet uzmanı Koray Arkadaş, kendi alanına dair paylaşımlarda bulundu.

Sığınma hakkından, uluslararası koruma ve geçici koruma prosedürlerinden bahseden Arkadaş, Türkiye’ye gelen LGBTİ+ mültecilerin geldikleri ülkelerdeki sorunlardan ve Türkiye’de karşılaştıkları zorluklardan söz etti.

Dil farkından doğan sıkıntılara ve tercümanla çalışırken dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Arkadaş,mülteci LGBTİ+’lara sağlanan danışmanlıkların içeriğinden ve sosyal hizmet uzmanı olarak danışmanlık sürecini nasıl inşa ettiğinden bahsetti.

Açılma yaşam boyu devam edebilir”

Atölyenin son oturumunda Uzm. Psk. Fatma Mahperi Hekimoğlu, LGBTİ+’larla çalışma ilkelerini anlattı. Her bireyin gelişiminin kendine özgü olduğunu ve bu sebeple standart bir tanı/tanımlama olamayacağını belirtti.

Açılma konusundan bahseden Hekimoğlu, açılmanın katmanlı bir süreç olduğunu ve yaşam boyu devam edebileceğine değindi. Açılma sürecinde verilen danışmanlıklarda sosyal ve kültürel çeşitliliğin farkında olunması gerektiğine ayrıca vurgu yaptı.

LGBTİ+’larla yürütülen danışmanlık sürecinde ne gibi farklılıklar olduğuna değinen Hekimoğlu vaka çalışması yürüttü ve katılımcıların çalışma sonrası gerçekleştirdiği tartışma ile eğitim sona erdi.


Etiketler: insan hakları, sağlık
Nefret