26/03/2009 | Yazar: Can K.

 

 

"Ayrımcılığa, ırkçılığa, homofobiye, militarizme, transfobiye, faşizme karşı bir arada karşı durma ve mücadele etme temennileriyle Varşova'dan ayrıldık." Kaos Genç üyesi Can Koçanalı, daha iyi bir dünya için Polonya'da yapılan kampanyayı değerlendirdi.

Homofobi Karşıtı Kampanya: 13-23 Mart 2009 Polonya: Varşova-Krakov-Auschvitz-Krynica

 

Baskılara Karşı Stratejiler
 
13 Mart sabahı, her türlü ayrımcılığa karşı Avrupa’nın farklı ülkelerinden 30 genç, Polonya’nın başkenti Varşova'da bir araya geldi. Dillerimiz, ırklarımız, ülkelerimiz, renklerimiz ve yaşadığımız sorunlar farklıydı; ama insan olma bilinciyle insan hakları ihlallerine karşı birbirimizi yan yana bulmuştuk. Homofobi Karşıtı Kampanya'nın Polonya'daki LGBTT organizasyon ayağı ve düzenleyici olan KPH (Kampania Przeciw Homofobii) Polonya'daki gençlik değişiminin ev sahibi kuruluşuydu. Organizasyona Litvanya, Kıbrıs, İspanya, Bulgaristan, Türkiye, Yunanistan ve ev sahibi Polonya ile birlikte 7 farklı ülke katıldı. Katılımcıların çeşitliği ve Avrupa'nın değişik bölgelerinden gelen bireylerin aynı ortak paydada buluşması organizasyonun dikkat çeken özelliklerindendi.


 
Organizasyonun ilk iki günü Varşova ve Krakov'da geçti. Bu iki şehirde Polonya'nın köklü tarihini ve yaşadığı süreçleri gözlemledik. Kampanya'nın üçüncü gününde Auschvitz-Birkenau Nazi Toplama kampına bir ziyaret düzenledik. 1.1 milyon kişinin öldüğü bu mekân dünyanın en büyük insanlık suçlarının işlendiği bir ölüm kampı görünümündeydi. Bu kamplarda, sadece Yahudi, Roman, Eşcinsel oldukları için ölen ve Nazilerin düşman ilan ettikleri gruplardan yüz binlerce insanın dramını biraz olsa anlamaya çalıştık. Kampın kapısının girişinde yazan ''Arbeit Macht Frei'' (Çalışmak Özgürleştirir) yazısının insanları kandırışının ve sadece öldürüşünün verdiği acı duygusu bütün grubu etkiledi. Ölümlerin bugün bile kesilmediği yaşadığımız dünyada en azından bu denli büyük bir katliamın bir daha yaşanmaması temennileriyle kamptan ayrıldık.
KPH (Kampania Przeciw Homofobii) yetkilileriyle birlikte üçüncü günün gecesinde organizasyonun diğer günlerini geçireceğimiz Slovakya sınırındaki kış turizmiyle ünlü turistik Polonya şehri Kyrnica'ya geçtik. Kynica’da bizi atölyelerin, fikir paylaşımlarının, oturumların ve forum tiyatrosunun olacağı bir haftalık yoğun bir program bekliyordu. Başlayacak programlar öncesi son hazırlıklarımızı ve konuşmalarımızı gözden geçirdik. Kyrica'daki ilk günümüz her grubun kendi ülkesinde faaliyet içinde bulunan ve bizlere bu kampanyaya katılma imkânı sağlayan sivil toplum örgütlerinin tanıtımıyla başladı.

Biz de Kaos GL hakkında katılımcılara bilgi aktardık. Kaos GL'nin Türkiye'deki misyonundan, Türkiye'de yaşanılan hak ihlallerinden bahsettik ve Kaos GL'nin Türkiye'deki LGBTT mücadelesine katkıları hakkında bilgi verdik. Ayrıca bir Kaos Genç üyesi olarak Kaos Genç'in projelerinden, Kaos Genç'in Avrupa'daki gençlik değişim aktivitelerine katılımından ve LGBTT gençliğinin nasıl daha üretken olabileceği konusunda Kaos Genç'in yapmaya çalıştığı çalışmalar hakkında bilgi aktardım. Nevin Öztop ise Kaos GL LGBTT Kültür Yaşam Dergisini tanıttı, derginin muhabir ve haber girişini sağlayan gönüllülerinden bahsetti. Gönüllülüğün katkılarından ve kadın çalışmalarından söz etti. Türkiye'deki LGBBT mücadeledeki kadın görünürlüğünün önemini vurguladı. Kemal Ördek de Kaos GL'nin her yıl duzenlediği Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma'nın tanıtımını yaparak, katılımcılara bilgi verdi.

İspanya'dan Colega, Yunanistan'dan USB (United Societies of Balkans), Polonya'dan KPH ( Kampania Przeciw Homofobii) ve Türkiye'den Kaos GL grupları oturum içerisinde en çok soru sorulan ve tartışılan gruplar oldu.

Oturumun ikinci safhasındaise her ülke kendi içerisinde ayrımcılığa uğrayan ve hak ihlallerine sürekli maruz kalan bir etnik azınlığı tanıttı. Biz de Türkiye'de hak ihlallerine maruz kalan Kürt halkı hakkında bilgi aktardık. Kemal Ördek, Kürtlerin yaşadığı sosyo-kültürel sorunları, sosyal haklardan yararlanma konusunda yaşadıkları ayrımcılıklardan ve Kürt halkının isteklerinden bahsetti.
 
Oturumun diğer gününde Polonya ekibinden Tomasz Szypula'nın ve Bulgaristan'dan katılan arkadaşımız Elizabet Dimitrova'nın aktarımlarıyla Bulgaristan Parlamentosundan bir parlamenterin LGBTT bireylerin haklarının daraltılması yönelik Bulgaristan Parlamentosuna verdiği yasa teklifine karşı bir dilekçe ve mektup metni yazmaya karar verdik. Türkiye grubundan Müge Atala ve Bulgaristan'dan Elizabet Dimitrova dilekçe ve mektubun yazıya geçirilmesi görevine gönüllü oldular. Tüm katılımcı ülkelerin gençleriyle birlikte yazı metninin nasıl olacağı konusunda bir oturum gerçekleştirdik. Avrupa Birliği üyesi olan Bulgaristan'ın böyle bir teklifi yasallaştırmasının insan haklarına aykırı olduğunu ve bu girişimin ayrımcılığı körükleyeceği konusunda uzlaştık. Oluşturacağımız metnin son halini 7 ülke katılımcılarının imzasıyla birlikte Bulgaristan Parlamentosuna, Bulgaristan Büyükelçiliğine ve Avrupa Parlamentosuna yollama kararı aldık. Böylece birlikte geçirdiğimiz bir dönemde gerçekleşen bir ihlale karşı ortak duruş alabilme duyarlılığını göstermiş olduk.



Kynica'daki kampın üçüncü günü her ülke hazırladığı atölye çalışmalarının sunumuyla başladı. Moderatörlüğünü Türkiye'den Müge Atala'nın üstlendiği ve Türkiye'de yapmayı kararlaştırdığımız bir atölyeyi biz de tüm ülkelerin gençlerinin katılımıyla gerçekleştirdik. Sahip olduğumuz ön yargıları kırma ve farklıkları kabul etmenin zor bir durum olmadığını göstermeye çalışan bu atölye herkes tarafından takdir edildi. Ayrıca günün sonunda kampa KPH sorumlu Marta Abramowicz ve Forum Tiyatrosunda çalıştırıcımız olacak Michal Pozdal katıldı.
 
Forum Tiyatrosu

Kynica'da dinleyerek ve konuşarak gerçekleşen oturumlardan dolayı bazı programların çok rutinleştiğini düşündüğümüz bir anda çalışmaların içine Forum Tiyatrosu çalıştırıcımız Michal Pozdal'ın girmesiyle her şey değişti. Gelişiyle birlikte başlayan süreçte grupların birbirleriyle olan iletişimleri arttı. Oynattığı oyunlar ve grup aktiviteleriyle birlikte ülke grupları dağıldı. Herkes farklı insanlarla gruplar oluşturdu ve böylelikle birbirimizi tanımamız hızlandı. Farklı fikirlere sahip olduğumuzun farkına vardık. Birbirimize saygı duymanın aslında karşındakini anlamanın ilk adımı olduğunu gördük. Oluşturulan karma gruplarda kurallarımızı hazırlamak için tartıştık ve diğer gruplarının kurallarını da sürece ekleyerek ortak kararlar alık. Ortaklaşa aldığımız kuralları duvarlara astık. Forum Tiyatrosunun ilerleyişinde bu kuralların çok önemli olacağının anladık.
 
''Forum Tiyatrosu'' nedir? Forum Tiyatrosu farklı bireylerin bir araya gelerek aldığı kararlar doğrultusunda ilerleyen bir oluşumdur. Katılımcılar yansıtacakları duruma yönelik bir plan çıkartırlar ve o temayı şekilleştirerek uygularlar. Biz de oluşturduğumuz 7 farklı grupta 7 farklı hikâye meydana getirdik. Sonra ise bu hikâyeleri tartıştık. Bazı hikâyelerde hayat bulan kişiler ön yargılarımızı ve alışkanlıklarımızı yıkabilecek derecede değişik olurken bazı hikâyelerdeki kişiler sıradan ve alışılmış insan yaşamlarından örnekler sunuyordu bizlere. Kısaca insana dair her şey hikâyelerin içinde bulunuyordu. Yoğun tartışmaların sonunda iki gruba ayrıldık ve her grup bir hikâye seçti. Seçilen hikâyelerden biri İsrailli bir Musevi erkek ile Kudüslü bir Arap erkeğin aşkını betimliyordu. Hikâye; ailesine açılma noktasında yaşanılan sorunları, çalışma hayatında eşcinsel olmanın bireye vermiş olduğu negatif etkileri ve tüm bu yaşanılanların çifti nasıl da birbirinden uzaklaştırdığı gerçeğini gösteriyordu. Diğer hikâye de ise zorunlu seks işçisi olan trans bir kadının yaşadıklarını anlatıyordu. Toplumun trans-bireylere bakışı ve değer yargılarımız eleştiriliyordu. Toplumun ve heteroseksist düzenin yarattığı baskının ne denli büyük olduğu vurgulanıyordu. Gruplar hikâyelerini yazıya dökerek herkesin katılımlarıyla çeşitli rollerin kişiler tarafından canlandırılmasıyla iki hikâyeden oluşan iki farklı küçük tiyatro oyunu ortaya çıktı. Ve böylece ''Forum Tiyatrosu'' tam olarak oluşturulmuş oldu. Hazırlanan oyunların sunumu ve izlerken hepimizi kaplayan gurur ve birliktelik hissi ''Forum Tiyatrosu''nun bize kattığı bir ayrıcalıktı. Meydana gelen olayın yapım aşamasın, içeriğinin ve ilerleyişinin tamamen bize ait olması çok önemli bir noktadır. Bu çalışmayla olayın öznesi olma durumunun olayı anlatma ve aktarmada bize tanıdığı büyük katkıyı görmüş olduk.
 
Sonuç olarak ne kadar farklı olsak da aynı ortak paydada buluşabileceğimizi anladık. Gerçekleştirdiğimiz tüm bu oturumlar, tüm bu oyunlar ve tiyatro çalışmaları bize birlikte bir şeyler yapabileceğimiz bilincini aşıladı. Konuştuk, tartıştık yanıldık da bazen ama saygı duyduk birbirimize, en azından karşımızdakini dinleyebildik. İnsanlara dayatılan homofobik ve transfobik baskılara karşı nasıl stratejiler geliştirebileceğimizi öğrendik. Unutulmayacak arkadaşlıklar ve çok değerli anlar yaşadık. Başka bir zamanda başka bir durum karşısında ayrımcılığa, ırkçılığa, homofobiye, militarizme, transfobiye, faşizme karşı bir arada karşı durma ve mücadele etme temennileriyle kampanyaya başladığımız yer olan Varşova'dan ayrıldık. Farklı ülkelere, farklı hayallere ve farklı umutlara yol aldık.
 
Daha iyi bir dünya için...


Etiketler: yaşam, dünyadan
Nefret