06/07/2020 | Yazar: Yıldız Tar

AKP Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal canlı yayında kendisine yöneltilen sorular üzerine “LGBT kimliği sorun görmüyorum. LGBT’yi siyasi dil üzerinden konuşan yapıya dönüştürmek sorun. Eşcinselliğin dayatılmasına karşıyız” dedi.

AKP Başkan Yardımcısı Ünal hem “kimliği sorun görmüyorum” dedi hem de “dayatılmasın” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

AKP Genel Başkan Yardımcısı, Tanıtım ve Medya Başkanı ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Gazeteci Cüneyt Özdemir’in Youtube’taki canlı yayınına katıldı.

AKP’nin getirmeyi planladığı sosyal medya düzenlemesinin konuşulduğu canlı yayında Ünal, Özdemir’in sorusu üzerine LGBTİ+’lar hakkında da konuştu.

Sosyal medya düzenlemesi tartışılırken Özdemir önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sosyal medyaya ilişkin “ahlaksızlıkların artması” açıklamasını hatırlatarak, “Diğerlerini anladım ama şunu anlamadım. Netflix niye araya sıkıştı? Bir ara gündeme gelen eşcinsellik meselesi midir neden? Bazı dizilerde eşcinsel şeysi var. Bu nedenle mi araya sıkıştı bu da” sorusunu yöneltti.

Ünal bu soruya gülerek şöyle yanıt verdi:

“Şimdi burada Netflix araya sıkışmadı. Aslında bağlamda baktığınızda Cumhurbaşkanımızın konuşmasının bağlamına baktığınızda şöyle bir durum söz konusu: Sayın Cumhurbaşkanımız Youtube’un ya da Twitter’ın ya da Netflix’in, diğer platformların ya sosyal ağ ya da dijital platform… Netflix bir dijital platform, Twitter bir sosyal ağ. Bunların varoluşuna ya da varlığına bir karşı olma ifade etmiyor sayın Cumhurbaşkanı. Orada diyor ki buraların bir düzen altına alınması ve buradaki ahlaksızlığa… Geçen Youtube’ta bir şey oldu mesela. Milli Eğitim Bakanlığı da müdahale etti. Bir kanal açıldı ve bir anda 500 bin takipçiye ulaştı. 14-15 yaşındaki çocukların cinsel deneyimlerinin konuşulduğu bir kanal. Bu bizim toplum olarak onaylayabileceğimiz bir şey olabilir mi? Hayır olamaz. Cumhurbaşkanımız Youtube’un kendisine karşı olduğunu ifade etmedi. Orada düzenlenmemesi durumunda, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yasa ve hassasiyetlerinin dikkate alınmaması durumunda ortaya çıkacak sonuçlara karşı olduğunu ifade etti.”

Ünal: “LGBT üzerinden meselenin tartışılmasını doğru bulmuyorum”

Ardından Özdemir bu sefer de “Türkiye’de eşcinsellik yasaklandı mı acaba? Böyle bir anlam ortaya çıkıyor. Son günlerde AK Parti’nin de çok gündemine girmeye başladı. Böyle bir problem mi var” diye sordu.

Ünal tekrar gülerek şöyle yanıtladı:

“Şimdi tabi Twitter’dan başlayıp, Youtube, dijital platformlar ve Netflix dediğimizde… Netflix’ten LGBT’ye geldik. LGBT ile ilgili yani burada birçok şey söylenebilir. Ama hiçbir şekilde biz hukuki olarak her bir bireyin vatandaş olmasından kaynaklanan hakları vardır. Ama burada eşcinsellik üzerinden ya da LGBT üzerinden meselenin tartışılmasını açıkçası ben doğru bulmuyorum.”

Özdemir bunun üzerine, “Mesele bu değil mi? Bir yanlış anlama mı var? Netflix’le ilgili hep bu gündeme getiriliyor da” dedi.

Ünal: “LGBT’yi siyasal bir dil üzerinden konuşan bir yapıya dönüştürürseniz…”

Ünal ise bu yorum ve sorunun ardından şöyle devam etti:

“Şimdi şöyle bir şey oldu geçenlerde. Netflix bir dizi istedi. Dizinin senaryosu hazırlandı ve dizi bir eşcinsel hikayesiydi ve orada Osman isminde bir eşcinsel üzerinden yerli yapım firmasına bir dizi yapım teklifi verdi Netflix. Bu normal bir şey diyebilirsiniz ama Almanya’da, Fransa’da, Hollanda’da ya da Amerika’da bir eşcinsel kendi özel hayatını yaşar ama gazete almaya gittiğinde eğer yanında çocuk edindiği ya da kendi çocuğu da olabilir… Gazete almaya gittiğinde bir porno dergisinin poşet içerisinde satılmadığını gördüğünde tepki gösterir. Çünkü onun eşcinsel kimliği başka bir şeydir, kamudaki yani kamu ahlakına uyması başka bir şeydir. Bu ülkede pankart açılıp bu ülkenin bütün değerlerine, inançlarına karşı bir mücadele biçimine eğer eşcinsel ya da başka eğilimleri dönüştürürseniz ya da LGBT’yi bir siyasi parti gibi siyasal bir dil ve retorik üzerinden konuşan bir yapıya dönüştürürseniz kaçınılmaz olarak burada bir ahlak tartışmasını ya da bir kültürel tartışmayı gündeme getirirsiniz.”

Özdemir bunun üzerine, “Mahir bey ama böyle bir tartışma hiç yoktu AK Parti’nin gündeminde. Hatta biliyorsunuz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 10-15 yıl önde yayınlanan bir videoda tam tersi ‘Bu konuyu da güvence altına almak lazım. Onlar da Türkiye vatandaşı diye sözleri var. Ayrıca cinsel kimliğini saklamayan çok ünlü isimlerin Külliye’de misafir edildiğini de gördük. Orada bir şey olmuyor da Netflix’te olunca mı acaba bir sakınca yaratıyor bu durum” diye sordu.

Ünal, parti olarak komisyonda tartıştıklarını söyledi

Ünal, “Biz 2012 yılında oluşturduğumuz bir komisyonla AK Parti siyasi vizyon belgesini hazırlarken bu konuyu da ele alıp konuştuk. Ve bu konunun bir sorun olarak, ebeveyn çocuk ilişkisinden tutun da… Bu kişilerin kendilerini ifade etme biçimlerine ve hukuk karşısındaki konumlarına kadar biz AK Parti olarak bu konuyu ele aldık. Ve bu konuyu tartıştık. Burada sorun şu değil. Burada homofobik bir yaklaşımla sorunu görmezden gelerek, sorunu çözmek yerine sorunun üstünü örten bir yaklaşımı konuşmuyoruz. Tam tersine durum, bunun bir siyasal meydan okumaya dönüşmesi bir sorun. Burada konuştuğumuz şey LGBT değil, eşcinsellik değil, genel anlamda ya hermafrodit ya da trans bireylerin sorunları değil. Burada konuştuğumuz şey LGBT üzerinden ya da eşcinsellik tartışmaları üzerinden bir siyasal meydan okumaya ve bir tarafgirliğe meselenin dönüştürülmesi. Bir sorunu eğer çözmeyeceksiniz o sorunu alırsınız ve siyasetin bir meydan okuma aracına dönüştürürsünüz” dedi.

Özdemir, “Sizce Netflix bir meydan okumak için mi dizi siparişi veriyor” diye sorunca Ünal şöyle devam etti:

Ünal: “Ben kimliği sorun olarak nitelendirmiyorum ama…”

“Ben bunu Netflix üzerinden konuşmadım. Burada meselenin siyasallaştırılması mitinglerde açılan pankartlarda kullanılan dil. Sanırım o pankartlarda kullanılan dili siz gördünüz herhalde. Bu dil kabul edilebilir bir dil değil. Kamusal alanda kabul edebileceğimiz bir dil değil. Netflix ya da bir başka platform bir topluma dönük bir sorun alanını bir operasyon aparatına dönüştürme çabası içerisine girerse bunu iyi niyetli bulmayız. Yani bugün Amerika, bugün Avrupa Birliği ülkeleri bile bu sorunla ciddi anlamda baş etmeye çalışırken, bu sorunu tanımlamaya ve bu sorunu çözmeye çalışırken...”

Özdemir araya girerek, “Siz sorun olarak tanımlıyorsunuz ama pek çok ülke için bu bir sorun değil. Hayatın normal akışının bir parçası olarak görüyorlar. Böyle bir durum yok yani. Bizi izleyen bazı izleyicilerimiz yanılgıya düşer. Amerika’da AB’de böyle bir sorun yok” dedi.

Ünal ise şöyle yanıt verdi:

“Şimdi sorun kelimesini doğru bağlamına yerleştirelim. Kadın erkek ilişkilerini de biz toplumsal alanda bir sorun olarak şey yapmıyor muyuz? Bugün eğer siyaset kadın erkek ilişkilerinde şiddeti konuşuyorsa bu bir sorun değil midir? Bir ebeveynin çocuğunun cinsel tercihiyle ilgili yaşadığı sıkıntıları toplumsal alanda ne olarak isimlendireceğiz? Ben kimliği sorun olarak nitelendirmiyorum. Kimliğin diğer kimliklerle kurduğu ilişkilerin toplumsal alana yansımalarının sorun olarak, yani bugün İtalya'da, Vatikan'da ya da Almanya'da ya da hatta Amerika'da trans bireyler kendisini ifade edip gösteri yaparken bunu bir sorun olarak görüp bu sorunun çözümünü istemek anlamında gösteri yapmıyor mu? Yani burası bir sorun alanı. Kimliği sorun olarak konuşmuyoruz. Yani toplumsal alanda ortaya çıkan çatışmaların ve ilişki biçimlerinin ve burada işte cinsiyet, cinsiyet üzerinden konuşulan sorunlar, cinsiyet dediğimiz şey kadın-erkek midir, yoksa kadın-erkek dışında diğerlerini de cinsiyet olarak kabul edecek miyiz, bunlar şu anda dünyada tartışılan ve sorun alanı olarak görülen ve çözülmesi beklenen alanlar değil mi bunlar?”

Özdemir’in her ülkede durumun böyle olmadığı, bazı ülkelerde çözümler olduğunu hatırlatması üzerine Ünal, “Bir tarafta insanlar bunu sorun olarak görüyorsa. Bir tarafta insanlar bunu sorun olarak görmüyorsa bunu sorun olarak gören insanlarla sorun olarak görmeyen insanların ilişkileri toplum için, devlet için, siyaset için bir sorun alanı değil midir” diye sordu.

Özdemir bunun üzerine, “Tam orada diyelim Netflix bunu sorun alanı olarak görmüyoruz, hayatın olağan bir parçası olarak görüyoruz. Bununla ilgili film ve diziler yapıyoruz. Burası da paralı bir platform. İsteyen gelir izler. Sorun olarak gören de izlemez. Bu iyi bir çözüm değil mi sizce” diye sordu.

Ünal, “Tam da sorun bu. Ben sizin sorun ettiğiniz bir konuya ‘Bunu neden sorun ediyorsunuz’ desem bu sizinle ilişki kurma biçimimde bir yanlışlık oluşturma mı sizce? Eğer bir şeyi siz sorun olarak görüyor ve kabul ediyorsanız benim size ‘Bunu sorun olarak görmeyin deme hakkım var mı” diye sordu.

Özdemir ise buna karşılık, “Mahir bey isterseniz sorun olup olmadığı konusunda yasalara bakmamız lazım. Anayasa bunu sorun olarak görüyor mu görmüyor mu? Görmüyorsa o zaman sizin şahsi düşünceniz” dedi.

Ünal’dan tuhaf kıyas: “Erkek kimliğinin dayatılmasına karşıysak, eşcinsel kimliğin de dayatılmasına…”

Ünal şöyle devam etti:

“Siyaset kişiselleştirilen bir şey değildir. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaptığı en temel sorun siyaseti kişiselleştirmektir. Siyaset toplumsal sorun alanlarını görmek ve o alanlarla ilgili çözüm üretme kurumudur. ‘Eşcinsellerle ilgili bu konuyu niye sorun olarak görüyorsunuz?’ E bunu sorun olarak gören bir kesim var. Ben dönüp bunu sorun olarak gören kesime ben bunu neden sorun olarak görüyorsunuz diyemem ki…”

Özdemir, “Ama sorun olarak görmeyen bir kesim de var” deyince Ünal bu sefer, “Tam da bu işte. Siyaset sorun olarak gören kesimle sorun olarak görmeyen kesimin çatışmasına çözüm üretme işidir. Yani siyaset bir sorunu alıp büyütme işi değildir. Bir sorunu görüp onu çözmek için inisiyatif alma işidir. Türk toplumunda bunu sorun olarak gören de var, görmeyen de var. Netflix’i sorun olarak gören de var, görmeyen de var” dedi.

Özdemir tekrar Netflix’in paralı üye olunan bir platform olduğunu hatırlatınca Ünal sözlerini şöyle sürdürdü:

“AK Parti olarak biz yüzde 52 oy alıyoruz. Bizim Cumhurbaşkanımızın oy aldığı yüzde 52 kesimde her kesimden insan var. Bu insanların bir tanesinin bile hassasiyeti bizim için kıymetlidir. Bu insanlardan bir tanesinin bile sorun olarak gördüğü mesele bizim için kıymetlidir. Dolayısıyla biz ‘Sen bunu neden sorun olarak görüyorsun’ diyemeyiz. Benim oy aldığım insanlardan bir kesim Netflix’le ilgili bir sorun ifade ediyorsa ben dönüp Netflix’in avukatlığını yapmak yerine o insanlara şunu sormam gerekiyor: Netflix’le ilgili sizi rahatsız eden nedir? Dolayısıyla siyaset tüm bu toplumsal ilişkiler, sorunlar ve çatışmalar arasında bir denge ve çözüm oluşturma işidir. Burada asıl sorun dayatma. Bir insanın eşcinsel kimliği başka bir şeydir, bir kişinin eşcinsel kimliğini size dayatması başka bir şeydir. Erkek egemen toplum dediğimizde, biz niye buna karşı çıkıyoruz? Erkek kimliğini topluma dayatmaya nasıl karşıysak, kaçınılmaz olarak eşcinsel bir kimliğin kendini var kılmak adına… Ben o pankartları gördüğümde, o dili, ifade biçimini gördüğümde ben açıkçası irrite oluyorum.”

Özdemir son olarak, “Eşcinsellik üzerine bir tartışmaya gidiyoruz ama ben onu burda tartışmak istemiyorum. Onu da ayrı bir yayında tartışalım istiyorum” dedi.

Ünal ise, sosyoloji eğitimi aldığını ve fikri sabitleri olmadığını savunarak, “Doğru sorular sormak ve o soruların merakla yanıtlarını bulmak insanı geliştirir. Bu meselede bir tartışmanın tarafı olmak gibi bir niyetim yok. Son söz olarak şunu söyleyeyim: gençlerimiz bilsinler ki biz 18 yıldan beri bu toplumun sorunlarına çözüm bulmaya çalışıyoruz. Biz biliyoruz ki kesimler arasında doğru dengeler bulabildiğimiz oranda iktidarımızı sürdürebiliriz. Biz kimseye karşı değiliz, önyargılarımız yok” ifadelerini kullandı.

Yayını aşağıdan izleyebilirsiniz.


Video Haber İkon  İlgili Video:


Etiketler: insan hakları, medya, yaşam, siyaset
Nefret