28/11/2019 | Yazar: Ali Erol

Diyanet Dergisi, Kahramanmaraş, BursadaMeydan, Bölgede İlkhaber, İstiklal, Yozgat Çamlık ve Akit yazarlarından nefret “köşe”leri…

“Alın size LGBT!” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Homofobik nefret söylemiyle bendini aşıp “köşe”lerine sığmayan gazete yazılarını sizler için okumaya devam ediyoruz.

Kasım ayının üçüncü haftasından cinsiyetçi ve homofobik nefret “köşe”lerini Diyanet Dergisi, Kahramanmaraş, BursadaMeydan, Bölgede İlkhaber, İstiklal, Yozgat Çamlık ve Akit yazarlarından seçtik…

“Hedef, LGBT evliliklerinin önündeki kanuni engelleri bertaraf etmektir”

Diyanet İşleri Başkanlığı Başkanlık Müşaviri Prof. Dr. Adnan Bülent Baloğlu, Diyanet Dergisi’nin Kasım sayısında, Teknoloji Ve Kadavra Bedenler başlıklı yazısında, “ahlaksız teknik-bilime dur denmezse kadavra bedenlerden muhteşem makinelere giden mesafe giderek kısalıyor” diye yazarken, “Robotların dünyasında ailenin yerini merak eden var mı bilmiyorum” diye soruyor ve konuyu tabii ki “eşcinsel evlilikler”e getirip gene kendi cevaplıyor:

“Ancak endişeler yüksek, zira ailesiz topluma doğru gidiş çoktan start aldı. Fransa’da Ulusal Meclis, lezbiyen çiftlerin tüp bebekle çocuk sahibi olmalarına imkân tanıyan kanuna onay verdi. Eşcinsel evliliklerin yasal olduğu ülke sayısı ve taşıyıcı annelik talepleri giderek artıyor. Bu gelişmelerin aile kurumunun altını oyduğunu söylemek laf kalabalığı olur.”

Diyanet Müşaviri Prof. Dr. Baloğlu, “Kinsey Skalası”nı ve “cinsel yönelim tek yönlü ve katı bir sınıflamaya tabi tutulamaz” kaydını anıyor ve “Peki, hedef ne?” ne diye soruyor. Diyanet Dergisi yazarı, “Hedef, LGBT evliliklerinin önündeki kanuni engelleri bertaraf etmektir.” haberini veriyor.

“Lezbiyenliği tavukla işin içine sokuyor...”

Kahramanmaraş gazetesi yazarı Mehmet Doboğlu, “Gıdalar Vasıtasıyla Hormon Dengesi Bozuluyor” başlığı altında, Haber7 Gündem “gıda üzerinde oynanan oyunlar”ı olduğu gibi köşesine taşımış:

“Tavuk için de aynı şeyi yapıyorlar. 45 günde tavuğa yedirdiği şeylerle 1,5-2 kiloya getiriyor. Kısırlığı buradan sokuyor mesela... Lezbiyenliği tavukla işin içine sokuyor... Çünkü tavuğa östrojen yüklüyor ki yumurtadan dişi çıksın. Sen de sadece yumurtadan dişi civciv çıkacak. Ama sen o eti yediğin zaman erilliktense östrojen taşkınlığı geliyor. Dünyada dört bir tarafta lezbiyenlik ve LGBT çoğalıyor... Daha da çoğalacak. Çünkü bunu gıda eliyle yapıyorlar. Gıdalar, hormonların dengesini bozuyor. Salgı bezlerinin dengesi bozuluyor.”

Kahramanmaraş gazetesi yazarı, “İsterseniz önce Bulut’a kulak verelim, sonra yorumumuzu yapalım” diyor ama yorumu d şu: “Evet, Bulut kardeşimiz haklı, yediklerimiz tadı yok, lezzet mi hiç yok.”

“Tesettürlü ablam lgbt renkli şemsiyesiyle kasım kasım kasılarak yürür meydanlarda”

BursadaMeydan gazetesi yazarı Mehmet Gülyaparak, “Sevgi diline muhtacız…” başlıklı yazısında, “Toplumsal cinsel eşitliği, kadına pozitif ayrımcılık vs-vb. birçok cılkı çıkmış, kökü dışarda, huzur düşmanı yapılanmaların dilinden dökülen zehri hepimiz biliyoruz” diyor.

“Bana karışamazsın, ben özgürüm teraneleriyle uzaklaştırıldık milli kültürümüzden” diye devam eden BursadaMeydan yazarı, sebebi “gökkuşağı renkli lgbt renkleri”ne bağlıyor.

“Gökkuşağı renkli lgbt renklerini belediyeler kaldırımlara, merdivenlere, istinat duvarlarına doğal renk olarak kullanınca, peşinden şemsiyeler ile o sapkın grubun temsilcisi reklamcısı olduk. Hani pkk terör örgütünün sapkın renklerinin bir karşılığı gibi düşünün, döşediler o sapkın ruhu içimize. Başörtülü, hatta tesettürlü ablam lgbt renkli şemsiyesiyle kasım kasım kasılarak yürür meydanlarda; renkleri kullanma ve sevme özgürlüğü var ya! Onların renkleri ile onların reklamını yaparak yumuşattılar ve en doğal haliyle masumlaştırdılar önce renkleri, sonra sapkınlıkları.”

“İstanbul Sözleşmesi ipneye ipne demeyi yasaklayarak sosyal yapı yıkıyor”

Bölgede İlkhaber yazarı Fevzi Başoğlu, “Sosyal Yapı Çözülüyor” başlıklı yazısında, İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen, “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi”ni hedef alıyor.

“Nasıl ki gavura gavur demenin yasak olduğu süreç ile Osmanlı yıkıma geçti ise, bu sözleşmenin de ipneye ipne demeyi yasaklaması ile sosyal yapı yıkıma geçmiş oluyor” diye yazıyor ve devam ediyor:

“Sözleşme hane içi şiddetin tanımını yaparken “eş” kavramı ile birlikte “partner” kavramını da ele alarak eşcinsel bireylerin içerisinde olabileceği ilişkilerde yaşayabilecekleri hane içi şiddet vakalarını da kapsamakta, karı koca ilişkisinin yanında metres ilişkisini meşrulaştırmaktadır.”

“Alın size LGBT!”

İstiklal gazetesinden Ali Dutal, “İslam-bul Sözleşmesi” başlıklı iki günlük yazısında, “özgürlükler kılıfı altında her türlü cinsi sapıklık önlenemez düzeye ulaşmış meşru hale getirilmiştir” diyor.

“Alın size LGBT!” ifadesiyle hızını alamayan İstiklal köşe yazarı, “İnsanlar LGBT’nin açılımı ve açıklamasını bilmediği için işin vahametinin farkında değiller” diyerek okurlarını bilgilendiriyor:

“LGBT’nin açılımı Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transeksüel. Kısaca bireyin kendi cinsinden kişilere karşı cinsel istek duymasına ve onlarla cinsel ilişkiye girmesine eşcinsel yönelim denir. Kadının eşcinseline “lezbiyen”, erkeğinkine “gay”; ayrıca “homoseksüel” de denir.

Duygusal veya cinsel yönelimi hem kendi cinsine hem de karşı cinsine dönük olana “biseksüel”; karşı cinse benzeme isteği duyan veya kendisini karşı cinsten biriymiş gibi hissedenlere ise ”transeksüel” denir.”

Tanımların ardından İstiklal gazetesi yazarı Dutal, devletine çağrıda bulunuyor: “Hangi ad altında olursa olsun tamamının davranışı fıtrata aykırı olup düpedüz sapkınlıktır. Bu sapkınların faaliyetlerine izin vermek bir devletin nesillerine yapabileceği en büyük ihanetlerden birisidir.”

Köşe yazısının devamında, “aids” ve “homoseksüeller” bağlantısıyla okurlarını dezenforme eden yazar, “Homoseksüellik yaygınlaştıkça ve toplumda kabul gördükçe dünya daha korkunç bir dejenerasyona doğru sürüklenecek şiddet eylemleri daha da artacaktır” sonucuna vararak ilk günkü “köşe”sini kapıyor.

İstiklal gazetesinden Ali Dutal, aynı başlıkla ikinci günkü “köşe”sini “Lut Kavminin helâkına sebep sapkınlık”tan açıyor: “Neyin onuru bilemiyorum; ancak her yıl Haziran ayında “Onur Yürüyüşü” adı altında eylemde bulunuyorlar. Maalesef, ülkemizde bile bu yürüyüşe katılanların sayısı yüz binlere ulaşmıştır.”

“İstanbul” yerine “İslam-Bul Sözleşmesi” adını kullanmasının nedenlerinden birinin “İstanbul Sözleşmesine” olan tepkisini ortaya koyarak “dikkat çekme” olduğunu söylüyor ve kendi “sözleşme”sini sıralıyor.

“Eşcinsel hakları, eşcinsel dernekleri, eşcinsel evlilikler gibi bu sapkınlığın…”

Yozgat Çamlık gazetesinden Ahmet Sargın, “Fuhuş Açık olmadan Kıyamet Kopmaz” başlıklı yazısında “fuhuş”tan giriyor “homoseksüellik”ten çıkıyor ve bildiği bütün nakaratları sıralıyor:

“Belirli çevreler tarafında verilen telkinin etkisiyle eşcinsellik neredeyse makul ve olağan gösterilmeye çalışılmış, TV’lerde ve yazılı basında adeta teşvik edilir hale getirilmiştir. Eşcinsel hakları, eşcinsel dernekleri, eşcinsel evlilikler gibi bu sapkınlığın önünü açan pek çok konu rahatlıkla gündeme getirilmekte, hatta bu sapkınlıklar bazı ülkelerin resmi kanunlarıyla korunmaktadır. Bugün artık evlilik dışı ilişkilerin, fuhuşla geçimini sağlamanın, homoseksüelliğin, kumarbazlığın, yolsuzluğun, israfın son derece yaygın olduğunu göstermekte ve daha da önemlisi bu haber ve görüntülerle halkın bilinçli olmayan kesimleri de benzer bir yaşama özendirilmektedir.”

Maalesef Yeni Ceza Kanunlarında fuhuş yapmak suç olmaktan çıkarılmıştır”

Akit’ten Sefa Saygılı, “Ölümü Düşünmek Hayatı Anlamlandırır” başlıklı yazısının “Türkiye’de Fuhuş Serbest mi?” ara başlığı altında,6284 Sayılı Kanun ile ilgili yazımızı okuyan hâkim bir okurumuz”, diyor, “İstanbul Anadolu Adliyesinde ceza hâkimi olarak görev yapıyorum. Makalenizde fuhuş suç olarak tanımlı değil demişsiniz ancak ceza kanununda suç olarak tanımlı. Sanırım siz zinanın suç olmadığını ifade etmek istediniz.” Ve kendisine gönderilen notu paylaşıyor.

Akit köşe yazarı, “Maalesef Yeni Ceza Kanunlarında fuhuş yapmak suç olmaktan çıkarılmıştır” serzenişiyle, “Bu yüzden travesti C...’nin bireysel başvurusunu, Anayasa Mahkemesi 18.10.2017 tarihli kararıyla, yasal mevzuatımızda fuhuş yapmak suç olarak tanımlanmadığı gerekçesiyle kabul etmiştir” kaydını düşüyor.

“Türkiye’de 5237 Sayılı yeni Türk Ceza Kanunu ve 5326 sayılı kabahatler kanununda fuhuş yapmak suç olarak düzenlenmemiştir” bilgisini geçen Akit yazarı, “İstanbul Anadolu Adliyesinde ceza hâkimi olarak görev yapan” okurunu aydınlatmaya devam ediyor:

“Bir kimseyi fuhuş yapması için teşvik etmek, aracılık yapmak ve yer temini eylemleri suç olarak kabul edilmekte ve cezalandırılmaktadır. Fuhuş fiilini icra eden “hizmet sunan!” kişiler (kadın ve LGTBİ mensupları) mağdur, “hizmet alanlar!” müşteri ise suç faili olarak tanımlanmamaktadır.” 

“Fuhuş eylemini bizzat gerçekleştiren /sunan kişi yasada mağdur olarak kabul edilmektedir. Yasal mevzuatta kadın ve erkek olarak cinsiyet ayrımı da yapılmamıştır. Kişi ve kimse ifadeleriyle tüm bireyler (kadın, erkek ve LGTBİ bireyleri) yasal kapsama alınmıştır.”

Akit yazarı Sefa Saygılı, “Kısacası Türkiye’de fuhuş suç olmadığı gibi yasalarca koruma altına alınmış durumdadır” ifadesiyle “köşe”sini kapıyor.

“Lut kavmi kapımıza dayandı”

Akit’ten Abdurrahman Dilipak, “Suud geldi aşka!” ile “İnsanlık öldükten sonra” başlıklı yazılarında aynı nakaratları tekrar etmeye devam ediyor.

İlkinde, “Suudi topraklarında alenen bir dansöz oynatılmadığı kaldı.. Lezbiyenler, homoseksüeller, satanistler hepsi sahne alıyor artık ülkede. Şeytan bu kadarını yapmaktan utanırdı herhalde. Şeytanı kıskandıran bir akıl var bunlarda.” derken, ikincisinde, “Rezilliğe bakın. Bu olay Türkiye’de, Konya’da, bir ilçede yaşanıyor. Lut kavmi kapımıza dayandı.” diye devam ediyor.

“Bu cinsiyet eşitliği, İstanbul sözleşmesi ve aile ilgili diğer düzenlemelerin birçoğu başımızın belası.” diyor ve “Konya’nın Emirgazi ilçesinde, cinsiyet değiştirmek için tedavi olduğu öne sürülen Özlem K. (27), sevdiği İ.K. adlı kadını evinden kaçırmak istedi.” haberini paylaşıyor.

Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, İstanbul Sözleşmesi hedefiyle, “Ailenin felaketine yol açan düzenlemelerden vazgeçin” bir köşesini daha kapıyor.

Not: Bu haberde, internet ortamı ile sosyal medyadan yapılan alıntıların yazım hatalarına dokunulmuyor; olduğu gibi alıntılanıyor.


Etiketler: medya
Nefret