19/08/2014 | Yazar: Melahat D

Ankara Dayanışması IŞİD saldırılarına karşı 1 Eylül Dünya Barış Günü Mitingi’ne ve Şengal’le dayanışma kampanyasına katılım çağrısı yaptı.

Ankara Dayanışması 1 Eylül’e çağırıyor Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Ankara Dayanışması IŞİD saldırılarına karşı 1 Eylül Dünya Barış Günü Mitingi’ne ve Şengal’le dayanışma kampanyasına katılım çağrısı yaptı.
 
Ankara Dayanışması dün 18.30’da Güvenpark’ ta gerçekleştirilen basın açıklamasıyla Ortadoğu’daki katliamlara karşı herkesi 1 Eylül’de gerçekleştirilecek mitinge ve Şengal’e destek kampanyasına destek olmaya çağırdı.
 
Basın açıklamasında emperyalist güçler tarafından desteklenen İŞİD çeteleri tarafından, Musul, Mahmur, Rumus ve Şengal’ de özellikle Ezidi Kürtlerine karşı bir katliam hatta soykırım yaşandığı, kitleler halinde göç yaşandığı, açlık ve salgın hastalıkların baş gösterdiği, Ninova’da öldürülen Hristiyanların, Tel Efer ve Musul’da Arapların sayısına ulaşılamadığı belirtildi.
 
Ortadoğu’nun yeniden yapılandırılıp, sınırların yeniden çizilmek istendiği bir süreçte halklara karşı her türden suçun işlenmesine güçlerin suç işlediği belirtilerek, bu sürece destek veren AKP hükümeti de eleştirildi. Şengal’e destek adıyla başlatılacak kampanyaya desteğin önemi vurgulandı.
 
Ortadoğu’da yaşanan katliamlara karşı, savaşa karşı barış, ölüme karşı yaşam sesini yükseltmek, sessiz kalmamak gerektiği belirtilerek 1 Eylül Dünya Barış günü mitingine çağrı yapıldı.
 
LGBTİ’lerin de gökkuşağı bayrağıyla katılacağı mitingde barış zinciri oluşturulacak.
 
Basın açıklamasının tam metni ise şöyle:
“Hemen yanı başımızda haftalardır Ezidi, Türkmen, Hiristiyan, Alevi ve Arap kardeşlerimiz öldürülüyor IŞİD çeteleri tarafından. Musul, Mahmur, Rumus, Tel Efer ve 3 Ağustos’tan bu yana da Şengal’de tarihin gördüğü en vahşi ve en büyük katliamlardan biri daha yaşanıyor. Katliamdan da öte, özellikle Ezidi Kürtleri açısından bir soykırım yaşanıyor. Daha önce yaşatılan 72 soykırım ve katliam 73 üncüsüyle tekrarlanmak isteniyor. Musul ve Şengal öncesi Rojava’da, özellikle de Kobani’de tekrarlandı bu sahne. Filistin’de, Gazze de tekrarlandı. Daha öncesinde de Lazkiye’de Alevilere ve tüm Suriye halklarına yönelik katliamlar yapıldı. Kendilerini dünyanın efendileri sayan emperyalist güçlerin besleyip büyüttüğü çeteler aracılığıyla Ortadoğu kan gölüne döndü. İnsanların vahşice öldürüldüğü, başlarının kesildiği, çocukların bile kitlesel olarak canına kıyıldığı, kadınlara tecavüz edilip öldürüldüğü ya da esir pazarlarında satıldığı; en önemlisi de tehlikenin her geçen gün daha da büyüdüğü bir coğrafyada yaşıyoruz artık.
 
“Sözün bittiği yerdeyiz!”
İnsanlar, şu ana kadar öldürülmemişlerse şayet, ölümden kurtulmak için kitleler halinde göç ediyorlar. Sadece Kuzey Irak’ta bu sayı YÜZ binlere ulaştı. Okullar, Medreseler, hatta boş alanlar bile, kendi ülkesinde mülteci haline gelen insanlarla doldu. Yeterli gıda olmaksızın, sağlıksız koşullarda ve salgın hastalıkların pençesinde yaşama mücadelesi veren yüzbinlerce insan sadece Kürt ya da Kürt Ezidi, sadece Türkmen, sadece Hiristiyan, Sadece Alevi ve Arap oldukları için ve çıkar hesapları sonucunda yerlerinden yurtlarından oldular. Öldürüldüler, öldürülmeye de devam ediyorlar. Sadece Şengal dağında 10 bin Ezidi Kürt katledildi. Bin Ezidi susuzluktan öldü. Ninova’da öldürülen Hiristiyanların, Tel Efer ve Musul’daki Türkmen ve Arapların sayısı bile bilinmiyor. Tıpkı Ermeni techirindeki gibi resimler çıkıyor ortaya. Mülteci haline gelmiş yüzbinler ya da sınırı aşıp Türkiye’ye gelebilmiş 3000 Ezidi bu techir’den sağ kurtulmayı başarmış olanlar. Bir kısmı ölümden kaçış yollarında susuzluktan, açlıktan ya da kan kaybından öldü.
 
“İnsanlığın bittiği yerdeyiz !”
“Ortadoğu kanar, insanlar katledilirken dünya suskun. Dünya kör ve sağır, dünya dilsiz. İnsanlığın öldüğü yerde kim ya da kimlerin sağ kaldığının önemi yoktur oysa. Feryadımız IŞİD çetelerini besleyip büyüten, istihbari kaynak sağlayan, askeri mühimat veren, mali ve diplomatik destek sağlayan devletlere değil elbette, destek ve yardım için başvuru yapılmasına rağmen kılını kıpırdatmayan Birleşmiş Milletler Örgütüne de değil, dünya halklarınadır.
 
“Bu vahşeti, katliamı ve soykırıma sessiz kalmayın. Ortadoğu’nun mazlum halklarının mücadelesine destek olun, katliamlara karşı kalkan olun, savaşa karşı barış, ölüme karşı yaşam olun.
 
“Kesik insan başı fotoğrafları 90’lardan tanıdık”
“Kesik insan başlarıyla verilen pozları yeni görmüyoruz biz. 90’lı yıllarda Kürt gerillalarının kesilmiş başlarıyla çekilmiş fotoğrafları, kulak ve burunlarla koleksiyon yapanları  da gördük. O zaman feryat etmediğimiz için aynı resimlerle karşılaşıyoruz şimdi. Onlarca insanın parçalanmış cesediyle de yeni karşılaşmıyoruz. Roboski’deki çoğu çocuk 34 Kürd’ün parçalamış bedenlerini hatırlayın. IŞİD çeteleri de aynı fütursuzlukla toplu katliam yapmıyorlar mı şimdi. Çocukta olsa, kadın da olsa gereği yapılacaktır diyerek yüzlerce çocuk ve kadını öldürtenlerle yüzlerce çocuk ve kadını öldüren IŞİD çetesi arasında ne fark var. İnsani yardım adı altında El Nusra ve IŞİD e tırlar dolusu silah gönderenlerin bu katliamlarda hiç mi payı yoktur? Bu çeteler sınırlardan elini kolunu sallayarak geçmediler mi? İstanbul ve Antep’te katliam planlarının yapıldığı toplantılar düzenlenmedi mi? Baş kesen, çocuk ve kadın katleden, kitleler halinde öldüren bir çeteye hala terörist diyemeyen, dememek için bin bir dereden bin bir su getirenler; bunlara terörist diyemezken şehirlerin orta yerlerinde ya da dağlarda onlarca gerillayı, devrimci ve sosyalisti terörist diye katletmediler mi? Türkiye’ye sığınmış Ezidilere yardım etmeyi reddeden Urfa Belediye Başkanlığı kimindir?
 
“Ortadoğu’nun yeniden yapılandırılıp, sınırların yeniden çizilmek istendiği bir süreçte halklara karşı her türden suçun işlenmesine göz yuman emperyalist güçleri ve onların güdümündeki Suidi Arabistan, Katar, Ürdün, İsrail ve AKP yönetimindeki Türkiye gibi ülkeler ve siyasal aktörler en az katliam yapanlar kadar suçludur. Şöyle olursa müdahele ederiz gibi safsatalarla kimse kuzu postuna bürünmeye çalışmasın. Biz onları da tanıyoruz, direnen Ortadoğu halklarını da. Ve bizim yanımız direnen mazlum halkların yanıdır. Biz Kürt halkının, Ezidilerin, Arapların, Türkmenlerin, Alevilerin, Filistin’in ve tüm Ortadoğu halklarının yanındayız, olmaya da devam edeceğiz. Emperyalizme ve onun tetikçi örgütü IŞİD e karşı savaşanları buradan selamlıyoruz. Onlarla dayanışma duygularımızı paylaşıyoruz. Herkesi Ortadoğu halklarına destek kampanyamıza destek olmaya çağırıyoruz.” 

Etiketler: yaşam
Nefret