18/06/2016 | Yazar: Melahat D

Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği’nin LGBTİ Onur Haftası vesilesiyle düzenlediği "Türkiye’de Cinsiyet Kimliği Temelli Ayrımcılık ve Şiddet" konferansı dün (17 Haziran) Midas Otel’de gerçekleşti.

Ankara: "Türkiye’de Cinsiyet Temelli Ayrımcılık ve Şiddet" tartışıldı Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği, LGBTİ Onur Haftası vesilesiyle Türkiye’de cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık ve şiddet konu alan bir konferans düzenledi.

Transların genel insan hakları durumu, transfobik ayrımcılık ve şiddet, cinsiyet geçiş süreci, yasal sorunlar, adalete erişim, deneyim ve önerilerin konuşulduğu konferans süresince tüm katılmcılar Orlando’da yaşamını yitiren LGBTİ’leri andı.

“Kendi sorunlarımızı görünür kılmaya çalışırken savaşa da dur dememiz gerek!”

Konferansın ilk panelinde Cinsiyet Kimliği Temelli Ayrımcılık ve Şiddet yıllık rapor sunumu yapıldı ve Avrupa Trans Hakları Haritası incelendi.

Kırmızı Şemsiye Derneği’nden Bihter Karal  ‘Trans-izleme: Türkiye’ de Translara Yönelik Hak İhlallerinin Savunuculuk Perspektifi ile izlenmesi ve kimliğime ceza kesmeye son verin başlıklı projelerinin sonuçlarını paylaşırken, Kırmızı Şemsiye Genel Koordinatörü Kemal Ördek “Çalışmalarımız da trans erkek seks işçilerinin sorunlarını, görünürlüğünü artırmak için uğraşıyoruz. Devletin istediği şey şiddeti kanıksamamız bizim bu sistematikleşmiş şiddete karşı mücadele etmemiz, kendi sorunlarımızı görünür kılmaya çalışırken savaşa da dur dememiz gereklidir” diye konuştu.

Transgender Europe Yönetim Kurulu Üyesi Krizstina Kolos Orban ise “Transların hukuki hakları konusunda adım atmayan ülkelerden veri elde etmek daha zor oluyor çünkü makamlar tarafından kaydedilmeyince ulaşmak zorlaşıyor” diyerek Avrupa Trans Hakları Haritası’nı katılımcılara sundu.

“Translar sürekli yer değiştirmek zorunda kalıyor, güvensiz koşullarda çalışıyorlar”

İkinci panelde ise transfobik şiddet deneyimleri ve adalete erişim tartışıldı.

Adalete Erişim sorunlarına dair SPoD’dan Av. Rozerin Seda Kip hak ihlallerinin yasal bir dayanağı olmadığına değindi: “Ekonomik, psikolojik, cinsel şiddetin katmerlenmiş hallerini yaşayan seks işçileri; hak arama sürecinde de şiddet yaşamaya devam ediyor, mağdur dahi olsa sanık ya da şüpheliye çevriliyor. Para cezaları, nefret suçlarının yanı sıra fuhuş yapmanın suç olduğuna dair bir madde olmamasına rağmen fuhuşa yer temin etmek gerekçesiyle barınma hakkı ihlaleri yanşanabiliyor. Davaları takip etme süreci de ayrıca insanları yorabiliyor ve adalete güvensizlik oluşturduğundan hukuk sürece girmekten çekinebiliyorlar.”

Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği’nden Av. Emre Şahin “Kolluk kuvvetler keyfi cezalar keserek trans seks işçilerini yıldırmaya çalışıyor.  Baskıyla denetlemeye çalışırken deneyim dışı bir haline geliyor. Polis korkusuyla yaşayınca sokakta çaışanların yarısı, kaoalı mekanlarda çalışanların %20 si sürekli yer değiştirmek zorunda kalıyor, güvensiz, sağlıksız koşullarda çalışıyorlar” dedi.

Niler Albayrak, LGBTİ’lerin siyasi partilerin içerisinde daha fazla görünür olması gerektiğini ifade etti: “Trans kadınların bugün büyük problemlerinden bir tek meslek seçeneği olarak fuhuşu görmesidir. Daha fazla iş olanağı için siyasi partilerin içinde aktif rol oynamamız gerekiyor.”

Trans Evi ile konuşan Deniz Tunç “Biz 4 yıldır sadece dayanışmayla yürüyoruz. Temel ihtiyaçları belediyelerin desteğiyle sağlıyoruz. Evin bir katına Eylül Cansın, diğerine Çingene Gül adını verdik. Trans Evi’nde kalanlara psikolojik ve hukuki destek sağlıyoruz” diyerek deneyimleri paylaştı.

“Trans geçiş süreci şartlar insan haklarına aykırı”

Konferansın son oturumunda cinsiyet geçiş süreciyle ilgili yasal sorunlar ve öneriler konuşuldu.

Hacettepe Ünüversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Gülsüm Zuhal Kamış “Başvuranların ihtiyaçlarını karşılayacak sağlık kurumlarının olması, psikososyal destek kaynakları, uygun kanuni düzenleme,koruyucu salık hizmeti gibi ihtiyaçları oluyor. Bireyin ihtiyaçlarına bir sağlık uygulaması ve planı yapmaya çalışıyoruz. Sağlık personelinin transfobik tutumu ve bilgi eksikliği sorunu var. Translar, sağlık güvencesi olmadığından ya da ayrımcılığa uğrayacağı kaygısıyla doktora gitmeyebiliyorlar. Cerrahi müdahale yapabilecek hastane, etkin uzman sayısının az olması da başka bir sorun.  Mahkeme sürecinde savcılar hasta dosyasını isteyebiliyor. Hastanın özel yaşamını ifşa etmemek için vermiyoruz durum bildiren rapor gönderiyoruz. Geçiş sürecinden sonra hastaneye gelmediklerinden süreçlerini izleyemiyor, sağlık sorunlarını, ihtiyaç duyudukları yardımı bilemeyebiliyoruz” şeklinde konuştu.

Kırmızı Şemsiye avukatlarından Sinem Hun ise yasal düzlemle ilgili “Trans geçiş süreci Türk Medeni Kanunu’nun 40. maddesinde geçiyor. Maddenin trans değiştirme başlığını, kişinin keyfi bir seçimi gibi algılandığından reddetmek gerekiyor. Trans geçiş süreci şartlar insan haklarına aykırı. Ve birtek üremeden yoksun olma şartının gerekçesi yok. Translar avukatlarına vekalet vererek dava açamıyor” dedi.

Trans aktivist Deniz Eren Mutlu, trans tanınma ile ilgili “Transın ilk sorusu “Nereden ve nasıl başlayacığım?” oluyor. Kişi kimliğini alıyor ama diğer birçok belgede eski adı geçiyor. Devletin tüm bu belgeleri kişinin yeni bilgileriyle düzenlemesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

Etkinlik SPOD dan Hayat Çelik in translarla grup terapisi yapma deneyimlerini paylaşmasıyla sona erdi.


Etiketler: insan hakları
Nefret