25/04/2013 | Yazar: Melahat D

Kadınların katılmadığı bir barış sürecinde barışın toplumsallaşamayacağını belirten Barış İçin Ankara Kadın Girişimi 27 Nisan’da çalıştay yapacak

Ankaralı Kadınlar Barış İçin Mücadele Edecek Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Kadınların katılmadığı bir barış sürecinde barışın toplumsallaşamayacağını belirten Barış İçin Ankara Kadın Girişimi 27 Nisan’da çalıştay yapacak
Barış İçin Ankara Kadın Girişimi, bugün Mülkiyeliler Birliği’nde yaptığı basın toplantısında, Ankaralı kadınları barış sürecine müdahil olmak için 27 Nisan’da gerçekleştirecekleri çalıştaya davet etti.
 
Barış İçin Ankara Kadın Girişimi adına konuşan Satı Çalı, hangi sosyal ve politik çevreden, hangi inançtan veya hangi cinsel yönelimden olursa olsun tüm kadınları barış için mücadeleye çağırdı.
 
Barış İçin Ankara Kadın Girişimi’nin ‘Biz Kadınlar Seyretmiyoruz Barış İçin Mücadele Ediyoruz’ Çalıştayı 27 Nisan 2013 tarihinde, Tüm Bel-Sen Genel Merkezi’nde barış için söz söylemek isteyen tüm kadınların katılımına açık yapılacak.
 
BİZ KADINLAR SEYRETMİYORUZ BARIŞ İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ!
 
Barış İçin Ankara Kadın Girişimi adına “kadınların katılmadığı bir barış sürecinde barışın toplumsallaşamayacağını, yerelleşemeyeceğini” belirten Satı Çalı’nın okuduğu basın açıklaması şöyle:
 
Barış mücadelesini yıllardır sürdüren Ankaralı kadınlar olarak yine bir aradayız. Bu topraklarda barış ikliminin hüküm sürmesi ihtimalinin daha da arttığı bugünlerde, bizler; yıllardan bu yana mücadelesini sürdürdüğümüz “Barış”ın nasıl gerçekleşeceğini ve nasıl “gerçek” bir barış olabileceğini, bu yakın ihtimal dâhilinde konuşmak ve sürece müdahil olmak için bir araya geldik bu kez. Gerek Barış için Sürekli Kadın Platformu, gerek Ankara Kadın Platformu ve gerekse Barış İçin Kadın Girişimi olarak sürdürdüğümüz mücadelemize, hangi sosyal ve politik çevreden, hangi inançtan veya hangi cinsel yönelimden olursa olsun daha geniş bir kadın katılımıyla devam etme kararlığındayız.

Ülkemizde inşa edilecek kalıcı, sürekli bir barışın ve bu topraklarda yaşayan tüm halkların, bu bir araya gelişe ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Ancak böylelikle adına “çözüm” denilen bu sürecin ilerleyen aşamaları için dile getirmekte olduğumuz taleplerimizi ortaklaştırabilir ve bu ortaklıktan aldığımız gücü artırabiliriz.

30 yıldır devam eden çatışma döneminde çok büyük kayıplarımız oldu. Toplumun her kesimi ağır bir şekilde etkilendi ama başta Kürt kadınları olmak üzere biz kadınlar daha çok etkilendik. Zorunlu göç sonucu köylerimizden, kentlerimizden koparılarak büyük kentlerin gecekondu mahallelerinde yoksulluk içinde yaşamaya mahkûm edildik, şiddeti en doğrudan haliyle yaşadık, tacize ve tecavüze maruz kaldık. Hem bu savaşta katledildik, hapsedildik, yoksullaştırıldık; hem de en yakınlarımızı çatışmalarda, faili meçhullerde yitirdik. Bütün bunlara rağmen 30 yıldır barış mücadelesinde aktif bir şekilde yer aldık ve almaya devam edeceğiz.

Kadınlar savaştan en çok etkilenen kesim olmanın yanı sıra yaşamın tüm alanlarında olduğu gibi barış sürecinin de demokratik ve katılımcı inşası için temel öznelerden biridir. Bu nedenle ülkemizde ve dünyada gerçekleşen benzer süreçlerde kadınların yaşadığı deneyimleri paylaşacak, barışın yol haritasını kendi sözümüzle geliştirecek ve bütün gelişmelerin cinsiyet boyutunu ortaya koyacak söylemi ve müdahaleleri üretecek çalışmalarımıza düzenleyeceğimiz bir çalıştayla devam edeceğiz.

Türkiye’nin de imzaladığı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı kararı ile Avrupa Parlamentosunun desteklediği Avrupa Konseyi Üsküp Deklarasyonunda yer alan esaslar, kadınların barış süreçlerindeki yerine ve önemine işaret etmektedir. Bizler, tüm dünyada, kadınların yürüttüğü ısrarlı barış mücadelesi sonucu oluşturulan bu düzenlemeler ve sürdürdüğümüz barış mücadelesinden aldığımız güçle, kadınların barış görüşmeleri de dahil olmak üzere barışın tesisinin her safhasına katılmaları gerektiğini ve bu hakka sahip olduklarını bir kez daha hatırlatıyoruz.

Bu kararlarda da yer aldığı gibi; barış müzakerelerinin, kadınlar ve kız çocuklarının savaşta gördükleri zararı telafi etmesi ve barış mücadelesinde edindikleri örgütlenme deneyimlerini devam ettirebilecekleri özgürlük ortamlarının garanti altına alınması
gerekmektedir.

Kadınların katılmadığı bir barış sürecinde; barışın toplumsallaşamayacağını, sürdürülebilir olamayacağını, yerelleşemeyeceğini, savaş sırasında uğranmış kayıpların dikkate alınamayacağını ve açıklığın sağlanamayacağını dünyadaki benzer deneyimlerden biliyoruz.

27 Nisan 2013 tarihinde, Tüm Bel-Sen Genel Merkezinde gerçekleştireceğimiz “Biz Kadınlar Seyretmiyoruz Barış İçin Mücadele Ediyoruz Çalıştayı”na, barış için sözünü söylemek isteyen bütün kadınları davet ediyoruz.

BARIŞ İÇİN KADIN GİRİŞİMİ ANKARA

Etiketler: kadın
Nefret