26/11/2015 | Yazar: Melahat D

Ankaralı kadınlar 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’nde yürüdüler

Ankaralı kadınlardan barış ve özgürlük yürüyüşü Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Ankaralı kadınlar 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’nde yürüdüler

Ankara Kadın Platformu’nun çağrısıyla düzenlenen 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’nde Lezbiyen, Biseksüel ve Trans kadınlar savaşa karşı yürüdü.

Ankara Kadın Platformu’nun “Erkek, devlet şiddetine, Devletin ve IŞİD’in katliamlarına karşı kadınlar yaşamı, barışı, özgürlüğü savunuyor” pankartı açtığı yürüyüş, Kolej Meydanı’ndan Sakarya Meydanı’na kadar sürdü. Kadınlar eylem alanında arama yaptılar ve yürüyüş boyunca mor şeritlerle etrafı kapatarak kendi güvenlik önlemlerini aldılar.

Sakarya Meydanı’nda Ankara ve Suruç katliamlarında kaybedilen kadınların isimleri okundu, şiddete karşı gökyüzüne mor balonlar uçuruldu.

Kaos GL Derneği’nden Melahat’ın okuduğu basın açıklamasında LGBTİ’lere yönelik şiddete de dikkat çekildi: “Bu eril heteroseksist nefret sistemi trans kadın Tutku Linda’yı aramızdan aldı ve nefret cinayetleri artarak devam ediyor. Lezbiyenlerin, transların, geylerin, biseksüellerin ve interseklerin yaşamları da adeta bir kuşatma altında! LGBTİ’ler intihara sürükleniyor, cezaevlerinden okullara, iş yerlerinden sokaklara her yerde şiddetin çeşitli biçimleriyle karşılaşıyor. Polisinden, yargısından, medyasına bütün devlet mekanizmaları LGBTİ’lere yönelik şiddeti hem uyguluyor, hem üretiyor hem de destekliyor.”

Basın açıklamasının tam metni şöyle:

Yaşam Barış Özgürlük!

Hayatımız katliamlarla karartılmaya çalışılırken YAŞAM’ı savunmak için bir aradayız!

İktidar halklara savaşı dayatırken BARIŞ’ı savunmak için bir aradayız!

Erkek, devlet katliamlarıyla ve savaş ve şiddetle özgürlüğümüz elimizden alınmaya çalışılırken ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ savunmak; eşit özgür bir yaşam inşa etmek üzere bir aradayız!

Bugün Türkiye’nin dört bir yanında, yüreği bir çarparak sokaklara çıkan kadınlar, Ankara Katliamında kaybettiğimiz Aycan’ın, Ayşe’nin, Azize’nin, Başak’ın, Bedriye’nin, Berna’nın, Dicle’nin, Dilan’ın, Ebru’nun, Elif’in, Emine’nin, Fatma’nın, Gözde’nin, Gülbahar’ın, Gülhan’ın, İdil’in, Kübra’nın, Leyla’nın, Meryem’in, Necla’nın, Nilgün’ün, Sarıgül’ün, Sevgi’nin, Sevim’in, Seyhan’ın, Sezen’in, Şebnem’in Şirin’in ve katliamlarda kaybettiğimiz bütün arkadaşlarımızın hiç solmayacak gülüşleriyle karıyoruz öfkemizi, umudumuzu, isyanımızı;

ve erkek şiddetinin, kadın katliamlarının karşısında yaşam; savaşın, ablukanın karşısında barış; diktatörlüğün, sarayın karşısında özgürlük oluyoruz.

Devlet katliam, savaş; bizler yaşam, barış diyoruz.

Devlet ve IŞİD ortak yapımı katliamlar Diyarbakır’da, Suruç’ta, Ankara’da canlarımızı, dostlarımızı, kardeşlerimizi bizden aldı. Türkiye’nin desteklediği artık aşikar olan IŞİD’çiler Beyrut’ta 43, Paris’te 132 insanı öldürdü. Görüyoruz; AKP iktidarının savaş politikaları ülkemizi, coğrafyamızı katliamlara sürüklüyor. Ve biliyoruz; katliamlarla tırmandırılan savaş ülkemizde ve sınırlarımızın ötesinde kadın bedeni ve kimliğini hedef alarak devam ediyor. 

OHAL’in yeniden devreye sokulduğu Kürt illerinde günlerce süren sokağa çıkma yasaklarında insanlar katliama uğratılıyor, yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda bırakılıyor. Yangınlarla yaşam alanları yok ediliyor. Cizre’de annesinin kokmasın diye cansız bedenini buzdolabında saklamak zorunda kaldığı daha 12 yaşındaki Cemile, Sur’da yine 12 yaşında keskin nişancı polislerce başından vurulan Helin, Silvan’da Fatma Yiğit, Nusaybin’de evinin önünde polislerce katledilen Selamet Yeşilmen… ölümle kuşatılıyoruz.

Özel harekatçılar kadın düşmanlığında tecavüzcü IŞİD çetelerinin gerisinde kalmıyor. Varto’da Ekin Wan’ın bedeninin teşhiri, Silvan’daki  “Kızlar geldik ininize girdik” duvar yazısı ve gözaltında, cezaevlerindeki cinsel işkenceler Saray’ın polislerinin IŞİD’le arasındaki 360 derecelik “farkı” gösteren acı hakikatler.

Saray, bir kadın devrimi olan Rojava devrimini boğmak için ülkemize sığınan Suriyeli Mültecileri Avrupa’ya karşı bir pazarlık kartı olarak kullanıyor. Yüzlerce mülteci daha iyi bir yaşam için kendilerine “mülteci statüsü” vermeyen Türkiye’den lastik botlarla Avrupa topraklarına geçmek isterken can veriyor. IŞİD’in Şengal’de Ezidi kadınlara yaşattığı zulüm de halen zihnimizde taze. Ve bu zulüm son bulmuş değil. Ortadoğu’da ve Türkiye’de halen kadın bedenleri alınıp satılıyor.   Suriye’den yerinin yurdunu terk etmek zorunda kalıp Türkiye’ye gelen kadınlar, kız çocukları hem devletin denetimindeki AFAD kamplarında hem de bir şekilde yaşam kurmaya çalıştıkları kentlerde cinsel şiddetin her türlüsüne maruz bırakılıyor. Genç kadınlar, hatta kız çocukları para karşılığı evlendiriliyor, seks köleliğine zorlanıyor.

Kürt coğrafyasında iyice pervasızlaşan ve erilliğini biz kadınların zaten bizatihi yaşadıklarından bildiği devlet şiddeti İstanbul’da Günay Özarslan’ı ve annesinin bir tanesi Dilek Doğan’ı aramızdan aldı. Devlet eliyle bariz bir şekilde desteklenen ve her daim cezasız bırakılan bu şiddet, İzmir’de karakolda Fevziye Cengiz’e işkence ettikleri kamera kayıtlarıyla ispatlanan polisler için istenen “haksız tahrik” indirimi olarak karşımıza çıkıyor.

Katliamlar art arda yaşanırken, her gün yargısız infaz, işkence, ölümün haberleri gelirken kadınların sosyal, siyasal, ekonomik haklarını savunması, şiddete karşı çıkması zorlaşıyor, şiddet olağanlaşıyor.

Erkekler katliam, bizler yaşam diyoruz;

Kürt coğrafyasında ve Ortadoğu’da sürdürülen bu fiili savaşın yanı sıra kadınlara karşı da AKP politikaları ve söylemleriyle her gün daha da körüklenen adı konulmamış bir savaş yürütülüyor. Türkiye’de her yıl yüzlerce kadın başta kocaları, babaları, sevgilileri olmak üzere erkekler tarafından öldürülüyor. Yüzlerce kadın ve kız çocuğu tecavüze maruz bırakılıyor, cinsel taciz tehdidi altında hayatlarını sürdürüyor. Cinayetler ise kadın düşmanlığıyla özdeşleşmiş IŞİD zihniyetinin bir yansıması olarak giderek vahşileşiyor. Basına yansıyan verilere göre 2015 yılında Kasım ayına kadar geçen sürede 236 kadın katledildi, 112 kadın ise tecavüze maruz bırakıldı. Son olarak erkek şiddetine karşı dayanışmayı büyüten Doktor Aynur, yakınındaki, ekip arkadaşı olan bir kadını korumak isterken katledildi. Doktor Aynur’u aramızdan alan bu eril şiddet, şiddete karşı dayanışma içinde olan kadınlara da bir tehdit içeriyor: “şiddete karşı dayanışırsanız da ölürsünüz”. Şiddet bizleri adliye kapısında, işyerimizde, evimizde, yolda her yerde kuşatıyor.

Erkekler öldürüyor yargı koruyor, erkekler öldürmeye devam ediyor… İstanbul Sözleşmesi gibi kadına yönelik şiddetin önlenmesinde devletlere ciddi yükümlülükler getiren uluslararası sözleşmeler dostlar alışverişte görsün mantığıyla imzalanarak esasında imzalandıkları masada bırakılıyor. Kadınların büyük bir çoğunluğu iktidar eliyle bizzat beslenen kadın düşmanı ve erkek dostu ideoloji nedeniyle şiddete uğradıklarında devlet mekanizmalarına başvurmuyor. Bir şekilde cesaretini toplayıp başvurabilen kadınlarsa karşılarında şiddet uygulayan erkeği değil kadını suçlayan ve yargılayan polisler, savcılar, hakimler buluyor. Katilleri ve tecavüzcüleri desteklemek için elinden geleni ardına koymayan eril sistem, mahkemelerde olmadık “rıza”yı bir şekilde buluyor, akıl almayacak bahanelerle haksız tahrik indirimleri uygulamakla kalmıyor, nasılsa artık “saygın” olduklarına hükmederek katil ve tecavüzcü erkeklere “iyi hal” indirimi verebiliyor. Ancak aynı indirimlerden hayatlarına sahip çıkan, hayatlarını savunmak için karşısındaki öldürmeye mecbur kalan Nevin gibi kadınlar yararlanamıyor.

Engelli olan kadınlar çoğunlukla tanıdıkları hatta aile fertlerinden olan erkeklerin cinsel şiddetine maruz bırakılıyor. Engelli kadınların şiddete uğradıklarında ulaşabilecekleri hiçbir kurum ya da mekanizma engellilerin erişebileceği şekilde düzenlenmiş değil. Erkek şiddetine karşı başvurular yine cezasızlıkla sonuçlanıyor.

Bu eril heteroseksist nefret sistemi trans kadın Tutku Linda’yı 200 bıçak darbesiyle aramızdan alıyor ve nefret cinayetleri artarak devam ediyor.  Lezbiyenlerin, transların, geylerin, biseksüellerin ve interseklerin yaşamları da adeta bir kuşatma altında! LGBTİ’ler, intihara sürükleniyor, cezaevlerinden okullara, iş yerlerinden sokaklara her yerde şiddetin çeşitli biçimleriyle karşılaşıyor. Polisinden, yargısından, medyasına bütün devlet mekanizmaları LGBTİ’lere yönelik şiddeti hem uygulayor, hem üretiyor hem de destekliyor.

Güvencesiz işlerde çalışan, Fatma Doğan gibi mevsimlik tarım işçicisi, tekstil işçisi, orman işçisi kadınları artan iş cinayetlerinde kaybediyoruz. Sadece eylül ayında 17 kadın iş cinayeti sonucu yaşamını yitirdi.

Kadın düşmanlığı yaşamlarımızı kuşatırken, özgürlük diyoruz;

Bizlere karşı açılan savaş, gündelik yaşamda “kadın gibi yaşayacağıma erkek gibi ölürüm” sözüyle, Galatasaray- Fenerbahçe maçında kadın mankene Galatasaray forması giydirilip yakılmasıyla, kamu emekçilerinin toplu görüşmesinde kadınların taleplerini dile getirmek isteyen KESK Kadın Sekreterinin konuşmasının engellenmesiyle, kadın vekillere yönelik saldırılarla, işten çıkarmalarla devam ediyor.

Kahkaha atma, boşanma, üç çocuk doğur, sus konuşma, , kızlı erkekli yaşama, okuma; İktidar, yaşamlarımızı kuşatan kadın düşmanlığıyla, bedenimizi kimliğimizi denetim altına almak istiyor.

Evet bizlere karşı açılmış bir savaş var ve;

Bunca katliam, şiddet, bizleri yok sayan erkek egemenliğine boyun eğmemiz içindir;

Bunca katliam, şiddet, sarayın savaşına boyun eğmemiz içindir,

Bunca katliam şiddet, dayanışmamızı, mücadelemizi, umutlarımızı ezmek içindir, Biliyoruz.

Ve biliyoruz ki başaramayacaklar. 

Çilem'den Nevin'den Arin'den Ekin Wan'dan, Polen'den Şebnem'den  dayanışmamızdan biliyoruz ki başaramayacaklar. 

Ve işte buradayız. Erkek, devlet şiddetine, savaşa karşı direnişi büyütüyoruz. Yaşam oluyoruz, barış oluyoruz, özgürlük oluyoruz.

Hep beraber bir söz verdik yitirdiğimiz kadınlara; şiddeti, kadın katliamlarını, savaşı durduracağız!

Kuşatma altındaki kentlerde, kadınların karanlığı aydınlatan zılgıtı gibi, sesimizi, sözümüzü, elimizi ülkenin dört bir yanında erkek, devlet şiddetine karşı mücadele eden kadınlara uzatıyoruz.

Yaşam, Barış, Özgürlük için mücadeleyi, dayanışmayı, direnişi büyütüyoruz!

KADIN KATLİAMINI DURDURACAĞIZ!

SAVAŞI DURDURACAĞIZ! BARIŞ GELECEK!

YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI!


Etiketler: kadın
Nefret