02/10/2019 | Yazar: Aslı Alpar

Kuir Araştırmaları Topluluğu’nun stant açmasını engelleyen Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü’nün ayrımcı kararını Av. Kerem Dikmen kaosGL.org okurları için değerlendiriyor.

Av. Dikmen: “Hacettepe Rektörlüğü nefreti körüklüyor” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü, kampüsün tüm resmi topluluklarının stant açtığı oryantasyon haftasında Kuir Araştırmaları Topluluğu’nun stant açmasını engelledi. Av. Kerem Dikmen bu ayrımcı uygulamayı kaosGL.org okurları için değerlendirdi.

Hacettepe Rektörlüğü ayrımcı uygulamasına, Ankara Valiliği’nin Ekim 2018 tarihli “LGBT etkinliklerinin süresiz yasak” kararı ile gerekçelendiriyor. Av. Dikmen, Üniversite’nin ayrımcı kararını değerlendirmeden önce Valilik kararının hukuka aykırı olduğunun İdare Mahkemesi tarafından tescillendiğini hatırlatıyor: “Biliyorsunuz, Valiliğin Kasım 2017’de Olağanüstü Hal (OHAL) sürerken vermiş olduğu “süresiz LGBT etkinlikleri yasağı”na karşı açtığımız dava sonuçlandı. 12. İdare Mahkemesi Valiliğin bu kararının hukuka aykırı olduğuna hükmetti. İdare Mahkemesi, Valiliklere olağanüstü yetkilerin verildiği OHAL döneminde dahi böyle bir yasak çıkaramayacağına karar verdi. Dolayısıyla Valilik, Ekim 2018’deki yasak kararını sürdürerek mahkemenin kararına karşı geliyor, hukuksuzluğu sürdürüyor.”

“Açıkça hukuka aykırı ve ayrımcı bir uygulama”

Av. Dikmen, Hacettepe Üniversitesi’nin ayrımcı kararını ise “nefreti cesaretlendiriyor” sözleriyle değerlendirdi:

“Üniversite, Valiliğin bu hukuksuz kararını baz alarak bir topluluğun stant açmasını engelleyemez. Diğer topluluklar stant açabiliyorken, LGBTİ+ hakları için çalışan bir topluluğun standı neden açılamıyor? Burada bir risk mi var? Bir saldırı ihtimali mi var? Eğer böyle bir risk varsa Üniversite kolluk güçleriyle önlemini almak zorunda. Oysa üniversite bu kararla saldırıya uğraması muhtemel topluluğu cezalandırıyor. Açıkça hukuka aykırı ve ayrımcı bir uygulama. Hacettepe Rektörlüğü bu kararla nefreti körüklüyor, nefreti cesaretlendiriyor. Bu olayda nefretin yeniden üretildiği yer de akademi oluyor.”



Etiketler: insan hakları, eğitim