27/09/2019 | Yazar: Aslı Alpar

Uluslararası Bellek ve Tarih Konferansı kapsamındaki Çalıştay’ın ikinci oturumu “Bellek çalışmalarında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği nasıl yer alıyor” sorusuna yanıt aradı.

Bellek araştırmaları kimlikleri nasıl kapsıyor? Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kaos GL Derneği’nin düzenlediği Uluslararası Bellek ve Tarih Konferansı bugün (27 Eylül) İzmir’de gerçekleşen Çalıştay ile başladı.
Çalıştay’ın ikinci oturumunda “Bellek çalışmalarında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği nasıl yer alıyor” sorusu tartışıldı.

Olmayan arşivler…

Arşivleme sürecine dahiliyet meselesini gündeme getiren Gülay Kayacan, “Askerlik meselesini düşünecek olursak orduda bir arşiv var. Mahrem alanı parçalayan ve ötekileştirmeyi tescilleyen bir arşivden bahsediyoruz elbette. Bir gün olur da bu malzeme alınsa ne yapılacak, bunun gibi örnekleri de düşünmek lazım” dedi. bellek-arastirmalari-kimlikleri-nasil-kapsiyor-1-1
Yıldız Tar, “Askerlikle ilgili danışmanlık almak isteyen kişilerin süreci tamamlandıktan sonra verdiği bilgilerin çoğunu siliyoruz. Kişiye silinmesini istemediği noktaları soruyoruz ayrıca görünür olmasını istediğimiz kısımlarını da kaosGL.org’da yayımlıyoruz, bir yazı dizisi dahi çıktı” diyerek alanın içinde bu bellek birikiminin nasıl yapıldığını aktardı.

Kimlikler, tarihler…

Seçin Tuncel derneklerin arşivleme konusunda güvenilir olmaya özen gösterdiğini hatırlattı ve tartışmayı mekân bağlamına taşıdı. Eşcinsel, biseksüel kadınların mekânları ile geylerin mekânları arasındaki farklılıkların konuşulmasının ardından bellek araştırmalarının kimlikler üzerinden dağılımı ele alındı. bellek-arastirmalari-kimlikleri-nasil-kapsiyor-1-2
Oya Burcu kimliklerden kaynaklı tarih okuması farklarını “Kadın eşcinsellerin sosyalleşmesi cinselliğin konuşulmasının zor olduğu bir dönemde daha çok ‘aşk, arkadaşlık’ teması ile mümkün oluyordu. Kendi sosyalleşme mekânlarımızla geylerin sosyalleştiği alanlar bambaşka diye düşünüyorum” diyerek açıkladı.

Bellek araştırmaları tarihsel hakikatin peşinde mi?

Göze Orhon, “Bellek araştırmalarında tarihsel hakikatin peşine düşmek anlamına gelmiyor. Faillerin meseleyi nasıl kurduğuna bakmamız gerekiyor” diyerek deneyimlerin biricikliğine dikkat çekti. Ayşin Zoe Güneş de hakikat iddiasını aramasak da gerçekliğin de önemli olduğunu ifade etti.
Yıldız Tar, “Bu sebeple biz bellek araştırmasından önce sözlü tarih çalışmasına başladık. Çünkü herkesin deneyimi farklı. Sözlü tarih çalışmaları böyle bir alan açıyor. Bir kişi hayatının bir döneminde kendisini inanılmaz özgür hissettiği bir mekândan bahsediyorken aynı mekân bir başka kişi için ayrımcı bir yer olabiliyor. Tek tek kişilerin aktarımlarını korumak ve çoğulculuğu sağlamak gerekiyor” dedi. 

Anlatılan sizin de hikâyenizdir…

Uluslararası Bellek ve Tarih Konferansı’nı önceleyen Çalıştay sona erdi. “Belki burada anlatılan sizin de hikâyenizdir. Belki bir izin peşine düşmüşüzdür beraber, belki de iz bırakmak için şarkılar söylemiş, hikâyeler anlatmışızdır. Çeyrek asrımızda bazen birlikte yürüdüklerimize, ayrılan yollarımıza, mektuplardan taşan hayatlara hürmetle…” diyerek yola çıkan Konferans 29 Eylül’e dek sürecek.

*Fotoğraf: Semih Varol / Kaos GL


Etiketler: insan hakları, kültür sanat, yaşam