17/03/2020 | Yazar: Gözde Demirbilek

Kaos GL’nin toplumsal cinsiyet eşitliği ve çeşitliliğini sağlamak adına yürüttüğü çalışmaları görünür kılmak için başladığımız söyleşi dizisi “Bıraktığımız yerden”in sekizinci konuğu kaosGL.org editörü Aslı Alpar.

Bıraktığımız yerden: Aslı Alpar anlatıyor Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kaos GL Derneği toplumsal cinsiyet eşitliği ve çeşitliliğini sağlamak için kurumsal işleyişinde ‘neler yapabiliriz’ sorusuna yanıtlar aramaya devam ediyor.

Bu sorudan hareketle yeni söyleşi dizimiz derneğin kadın çalışanlarının toplumsal cinsiyet eşitliğine yaklaşımı ile birlikte çalıştıkları alanlarda eşitliği ve çeşitliliği sağlamak amaçlı müdahalelerine yer veriyor.

Bu söyleşi dizisinde Kaos GL kadınları anlatıyor; onların toplumsal cinsiyet eşitliği ve çeşitliliğine dair süren çalışmalarının, planlarının ve hayallerinin tanığı oluyoruz.

Bizden önce bu mücadeleye katkı sunan ve bizden sonra sürdürecek olanların emeğini de görünür kılmak adına herkesin bıraktığı yeri işaretleyen bu söyleşi dizimizin adı da “Bıraktığımız yerden” oldu.

Söyleşi dizisinin bugün konuğu kaosGL.org editörü Aslı Alpar. Alpar ile toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmalarının kime “görev” olarak kaldığını ve “LGBTİ+ hatırlatıcı” olmayı konuştuk. Söz Aslı’da.

Kaos GL’de hangi alanda çalışıyorsun? Bu alan hayatında neleri değiştirdi?

2017 Şubat ayından beri derneğin internet gazetesi olan kaosGL.org’da çalışıyorum. 2012’den beri gönüllü yazarı olduğum kaosGL.org’da çalışmak öğretici oldu. Çalışma arkadaşlarım olan Yıldız’dan ve senden hak temelli habercilik anlamında çok şey öğrendim.

Çalışmak istediğim ve hali hazırda çalıştığım konular vardı, kaosGL.org’da editör görevini üstlendiğim tarihten bu yana hepsini öğrenme ve öğrendiğim bilgiyi okurlarımızla paylaşma imkanı buldum, mutluyum. Queer sanatçılar, LGBTİ+ sağlığı ve karikatür alanında özellikle söz üretme, alan açma imkânım oldu.

Bunların yanı sıra medya izleme ve kritiği, dava takibi haberlerinde çalışmak da büyük bir şans oldu benim açımdan.

Medyada toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmalarının çoğu zaman kadınların ve LGBTİ+’lar tarafından yürütülmesini; başka bir deyişle cis-heteroseksüel erkeklerin kadın ve LGBTİ+ meslektaşlarının görevi gibi görmesini nasıl değerlendiriyorsun?

Akademide ve çalışma hayatında da durum aynı: Medya ve toplumsal cinsiyet derslerini erkek öğrenciler seçmek istemiyor, gazeteci olduklarında da konu ile ilgili haber yapmaktan kaçınıyor ve topu “kadın” meslektaşlarına atıyorlar. Nedenini sorduğumuzda terminolojiyi, ‘hassasiyetleri’ bilmediklerini ileri sürüyorlar. Öğreneceksin o zaman kardeşim. Nasıl Rusya-Türkiye ilişkilerindeki ‘hassasiyetleri’ öğrenip, terminolojiye hâkim oluyorsan toplumsal cinsiyet meselesini de öğreneceksin. Bunun altında yatan –faillikleri dışındaki- sebeplerden biri sanıyorum ki meseleyi mikro görmeleri, politik bir mesele olduğunu kabul etmemeleri.

Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama sorumluluğu yalnızca bu eşitsizlikten mağdur edilenlerin üzerinde değil, önce bunu öğreneceğiz hepimiz, çünkü bu böyle farz edildiği sürece de eşitlik yalan… 

Biseksüel bir kadın gazeteci olarak, medya alanında çalışan kişilerin katıldığı etkinlik ve toplantılarda kendini “LGBTİ+ hatırlatıcı” olarak hissettiğin oluyor mu?

Oluyor çok sık. İşin kötüsü hatırlattığın anda konu senin yönelimin üzerinde dönmeye başlıyor; “A, pardon siz de mi eşcinselsiniz” diye soran olmuştu… LGBTİ+’lar yokmuş gibi politika geliştirmek, kararlar almak, yol belirlemek olmaması gereken bir durumken, bir de bunu hatırlatacak kişinin yalnızca LGBTİ+ olduğu varsayımı…

Uzatmayayım, LGBTİ+’lar o kadar yokmuş gibi ki medyada, toplumsal cinsiyet odaklı olmayan her toplantıda en başa dönmek gerekiyor bazen, cinsel yönelim nedir, cinsiyet kimliği nedir? Ayrımcılığı konuşmaya fırsat kalamayabiliyor.

Gelelim son soruya, nasıl bir gelecek hayal ediyorsun?

Sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz bir dünya hayali kuruyorum. Tüm türler için. Kendim için de ormanda bir yaşam umuyorum. 


Etiketler: kadın
Nefret